16 Ekim 2013 Çarşamba

DİYANET'İN DİNE MERAKI

  
Diyanetin Dine Merakı - Metin ÖZDEMİR

   Türkiye'nin en yüksek bütçesine sahip kurumlarından birisi olan Diyanet İşleri Başkanlığı, aynı zamanda çok sayıda çalışanıyla, devletin en fazla kadrosuna sahip, halkın tüm kesimlerinden alınan vergileriyle varlığını sürdüren bir devlet kurumudur. Diyanet'in laik bir devlette olmaması gerektiği, yurttaşlardan aldığı vergilerle sadece tek bir inanca, o inancın tek bir mezhebine, koluna hizmet verdiği herkes tarafından bilinmekte fakat hep göz ardı edilmektedir.

   Geçtiğimiz Eylül ayı içerisinde Diyanet İşleri Başkanlığı ile Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) iş birliğiyle, ortaklaşa yapılan bir anket çalışması var. Bu anket iki devlet kurumu tarafından Türkiye'nin çeşitli yerlerinde yapıldı. Antalya'da karşılaştığım bu örneği aktarıyorum.

   Türkiye İstatistik Kurumu çalışanlarına, ev ev dolaşarak Antalya'nın sokaklarında, Diyanet İşleri Başkanlığı' nın din sorgusunu yapma görevi verilmiş. Diyanet'in, "Türkiye'de Dini Hayatı Araştırma Anketi" sadece Antalya'da seçilen 37.624 hanede, Türkiye İstatistik Kurumu çalışanları tarafından uygulanıyor.

   Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı, Antalya Bölge Müdürlüğü'nün 03.09.2013 tarihli yazısına göre;

   Türkiye'de dini hayat araştırması anketi, hane sorumlularına hitaben yapılıyor. Seçilen aileler belli bir yaş grubunun üzerinde. Özellikle aile reisi erkek olan evlerde gerçekleştiriliyor. Örneğin eşi vefat etmiş ve tek başına yaşayan bir kadın ankete katılmıyor.

   Yapılan anketin, Diyanet işleri Başkanlığı hizmetlerinde verimliliğin sağlanması ve kuruluş amacına uygun hizmet üretebilmesi için hizmet alanları hakkında doğru ve nesnel bilgileri sunmak, hizmet alanlarının gerçekçi bir resmini çizmek, Türkiye'de dini hayatı bütün çeşitliliği ile inceleyerek gündelik hayatta dinin hangi, statü, sembol ve dillerde var olduğunu tespit etmek üzere "Türkiye'de Dini Hayat Araştırması" tasarlandığı bilgisi, kişilerle paylaşılmaktadır.

Diyanetin Dine Merakı - Metin ÖZDEMİR

   Diyanet İşleri Başkanlığı zaten gündelik hayatta ve siyasi alanda gitgide, fazlasıyla etki alanını genişletmektedir. Halkın yaşantısı ile ilgili konularda fetva verdiği gibi, devletin sorunlarını ilgilendiren siyasi ve toplumsal alanlarda da fetva makamı olmaya devam etmektedir. Diyanetin bu yapısı hiç bir şekilde laik sisteme uymadığı gibi, halkın din ve vicdan özgürlüklerinin kısıtlanması anlamına gelmektedir. Devletin, yurttaşının dini yaşantısını merak ediyor olması, onun yaşantısına ve inançlarına müdahale edebileceği anlamına gelmektedir.

   Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu arasında imzalanan protokol uyarınca, araştırmanın alan uygulaması, istatiksel veri analizi ve raporlaması TÜİK tarafından yapılıyor. Eylül ayı içerisinde 37.624 hane halkına yöneltilen bu anket soruları, örneklemeye seçilen 18 yaş ve üzeri yaşta olan fertlere yöneltiliyor. Devletin kurumları halkın dini hayatını, dinin günlük hayatlarında hangi statüde olduğunu, hangi sembol ve dillerde var olduğunu öğrenmek için bir araya gelerek yaptıkları bu anketle, halktan bilgi topladıklarını belirtiyorlar.

   Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından, "Türkiye'de dini hayata ilişkin araştırma yapmak amacıyla yaptıkları bu anketin, Türkiye İstatistik Kanunu uyarınca bu toplanan bilgilerin gizli kalacağı, istatistik dışında başka hiçbir amaçla kullanılamayacağı, açıklanamayacağı ve ispat aracı yapılamayacağı belirtilmektedir..."

   Peki Diyanet İşleri Başkanlığı bu anket sonucunda topladığı bilgileri hangi alanlarda kullanacaktır. Halkın dini hayatlarına ulaşmaya çalışmak ve sorgulamak bir devlet kurumunun yapması gereken bir iş midir? Din, kişinin kendi içinde yaşadığı, vicdani bir ilişkidir. Devletin bunu sorgulaması her şeyden önce özgürlüklere müdahale, daha sonra ise laik sisteme aykırıdır.

   Bu ankete katılan kişilerden, ülke genelinde ve bölge düzeyinde kaliteli ve güvenilir bilgilerin üretilmesi için, doğru cevaplar vermeleri istenmektedir. Kişilere yüzlerce kişi adına cevap verebilecekleri için şanslı olduklarını hatırlatıyorlar. Bu ankete katıldıkları için sorumluluğa sahip oldukları iletilmektedir.

   Diyanet İşleri Başkanlığı, yaptırdığı bu anketle halkın dini yaşantısını merak ettiğini yansıtmaktadır. Devletin bir kurumunun, yurttaşlarının dini yaşantılarını ve inançlarını araştırmakla kalmayarak sorguluyor olması kişilerin din ve vicdan özgürlüğünün çiğnenmesi demektir. Devletin maddi gücünü elinde tutan Diyanet, yaşamın tüm alanında söz söyleyerek kişisel alanlarda etki alanı oluşturmaktadır.

   Laik devlet sistemiyle, Diyanet'in varlığı ters düşmektedir. Laiklik ilkesi gerçekten uygulanacaksa eğer, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın tamamen kaldırılması gerekir. Sadece Alevilerin ve Alevi kurumlarının dile getirdiği bu konuya, toplumun tüm kesimlerinin, ülkedeki bütün demokratik kitle örgütlerinin destek vermesi gereklidir. Çünkü Diyanet, sadece Alevilerin sorunu değil.


Metin ÖZDEMİR
Serçeşme Dergisi / Kasım 2013 / 4.Sayı



Serçeşme Dergisi / Kasım 2013 / 4.SayıSerçeşme Dergisi / Kasım 2013 / 4.Sayı









14 Ekim 2013 Pazartesi

ORTADOĞU VE TÜRKİYE EKSENİNDE ALEVİLER

   
Ortadoğu ve Türkiye Ekseninde Aleviler

   "Ortadoğu, Türkiye ve Aleviler" konulu panel, Antalya Atatürk Kültür Merkezi Aspendos Salonu'nda, Alevi Kültür Dernekleri Konyaaltı Şubesi'nin ev sahipliğiyle gerçekleştirildi. Saat 16:00'da müzik dinletisiyle başlayan başlayan panele; CHP Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat ve CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün konuşmacı olarak katıldılar. Zeki Akpınar'ın yönetiminde gerçekleştirilen panelde, etkinliğe katılması beklenen Gazeteci-Yazar Necdet Saraç, babasının ani rahatsızlığı nedeniyle yer alamadı.

   Panel, Alevi Kültür Dernekleri Konyaaltı Şube Başkanı Tahsin Akpınar'ın açılış konuşmasıyla başladı. Tahsin Akpınar konuşmasında; Paneli; Ortadoğu'da yaşananların Türkiye'yi ve Alevileri nasıl etkilediğini, milletvekillerimizin görüşlerini almak için düzenlediklerini belirtti. "Son 12 yıldır iktidarda olan Akp'nin Başbakan'ı, iktidara gelir gelmez cemevlerini cümbüş evine benzetti. Akp'li milletvekilleri de onun izinden devam ettiler. Biz bütün inançlara ve inanç yerlerine saygılıyız. Bizde inancımıza ve inanç yerlerimize saygılı olmasını istiyoruz. Akp Milletvekili Mehmet Metiner'in, cemevlerimize terör yuvası diyen söylemini kınıyoruz. Onun kirli diline inancımızı ve inanç yerlerimizi almasını istemiyoruz." dedi. Tahsin Akpınar, konuşmasının sonunda, panele katılan herkese teşekkür etti.

   "Bu meydanı bir gülbenkle açacağız...." diyerek etkinlikte yer alan Mehmet Turan Dede; "Aramızdaki canlarımız ülkemizin içinde bulunduğu durumun siyasi boyutunu, çevremizdeki olup bitenleri, üzerimize oynanan oyunları, ülkemizin sürüklendiği durumu, Alevi bakış açısıyla bizlere aktaracaklar. Bizler Alevi-Bektaşi toplumunun insanları olarak, şimdiye kadar devletten hep bir şeyler bekledik. Bizler camileri saygıyla karşılıyoruz. Cemevlerimizi aynı saygıyla karşılayın, cemevlerimize yasal statü verin istedik. Biz bütün insanlarla kardeşiz dediysek de, inançta faklıyız... Bize zorunlu din derslerini dayatmayın, kaldırın dedik. Laik bir ülkede Diyanet gibi bir kurum olmaz dedik. Kaldırılmasını istedik. Oraya ayrılan payı sağlığa, eğitime gönderin dedik. Ama olmadı... Diyanet İşleri Başkanlığı, bu işi tek bir inanç üzerinden götürmeye devam ediyor. Artık bu söylemleri bırakmamız gerek. Biz artık devletten, biz artık hükümetten, bize şunu ver, bunu ver diye bir şey istememeliyiz. Çünkü vermiyorlar, vermeyecekler. Kendi öğrettikleri, eğitim verdikleri dedeler yaratıyorlar. Onlara maaş verecekler. Hiç bir dede bunu dede bunu kabul etmez. Gerçekten bu yolun talibi ise... Onlar kendi Alevilik'lerini yaratmaya çalışıyorlar. Biz artık onlardan bir şey istemek, hükümetten bir şey istemek yerine, hükümet olmayı istemeliyiz. Bizi dilenci yerine koyuyorlar. Bundan sonra böyle bir devletten ve hükümetten, Aleviler adına bir şey istemiyorum. Ben devletten, benim cemevime parasız su vermesini istemiyorum. Parasız elektrik vermesini istemiyorum. Beni oraya parayla atamasını istemiyorum. Yeter ki bize köstek olmasınlar, destek istemiyoruz.... Hünkar'ın söylediği ve hepimizin içselleştirdiği 'İncinsen de incitme' sözü, bizim kendi toplumumuz arasındaki küçük kırgınlıklar için geçerlidir. Sizin terörist yuvası dediğiniz cemevlerimizde biz insanlık ve barış adına  muhabbetler yapıyoruz" diyen Mehmet Turan Dede, konuşmasının ardından birlik, beraberlik ve barış dolu sözler saçan bir gülbenk okudu.

   Mehmet Turan Dede'nin meydanı bir gülbenkle açmasından sonra, panelistler Durdu Özbolat ve Hüseyin Aygün yerlerini aldılar.

   Hüseyin Aygün, bu panelde olmanın kendisini çok mutlu ettiğini söyledi. "İlk olarak, burada Gazeteci Ahmet Şık'ın annesiyle tanıştım, bundan dolayı çok mutluyum. Ahmet Şık, içine sokulduğu Ergenekon Davası'nda dik durmuş genç bir arkadaşımızdır. Bu yüzden çok mutluyum. Birde ben Mehmet Turan Dede'yle yeni tanıştım. İlk olarak mecliste görüşmüştük. Ben dedeleri sadece bizim orada görmüştüm. Burada Burdur'lu bir dede gördüm. Bundan dolayı çok mutluyum. Üçüncüsü ise, sizi gördüğüm için çok mutluyum...." diyerek konuşmasına başladı.

   Hüseyin Aygün, "Alevilik derya gibi bir konu neyini anlatayım? Dede konuşmasından önemli bir konuya değindi. 'İncinsen de incitme' ardından da dedi ki, bu söz bizim kendi aramızdaki ilişkiler için söylenen bir sözdür. Bu müthiş bir cümle... Bu sözü de ancak, Mehmet Turan gibi bir dede söyleyebilirdi zaten. Aleviliğin tarihini sadece çok barışçıl bir toplum gibi göstermeye çalışırsak yanılırız. Eğer Alevi tarihi 'İncinsen de incitme' tarihiyse, Şahkulu Ayaklanmasını nereye koyacaksın. Nur Ali Halife Ayaklanması'nı nereye koyacaksın. Kalender Çelebi'yi nereye koyacağız. 'İncinsen de incitme', insan olan insana karşı söylenen bir sözdür. 'İncinsen de incitme' Alevilerin insanca insan olanlara karşı bakış açısını yansıtır. Zalime karşı böyle bir şey yok. Bir Gezi direnişinde bile Aleviler öldürülüyorsa, gözleri çıkıyorsa, Orada 'İncinsen de incitme' olmaz. Orada kavga olur. Biz Şahkulu'ndan bunu öğrendik. Mehmet Turan Dede'ye, bu sözle ilgili olarak, bir konuşma olanağı yarattığı için kendisine minnetlerimi sunuyorum." diye konuştu.

   Çözüm süreci ve demokratikleşme paketiyle ilgili konulara değinen Hüseyin Aygün, "Suriye'de yapılan Alevi katliamının, Türkiye'de Akp iktidarı tarafından destekleniyor. Orta Çağ'dan kaldığını düşündüğümüz işkenceler uygulanıyor. Onlara silah veren, kamplar kurarak, hastane yaparak destek veren Tayyip Erdoğan'dır" dedi. Konuşmasında sık sık Gezi direnişinin önemini dile getiren Hüseyin Aygün, hükümetin demokratikleşme paketi başta olmak üzere, andımızın kaldırılmasının altında yatan siyasal İslam'ın Türkiye'de yerleşme çabalarına ve ilkokullarda öğretmenlerin türban takmalarının sakıncalarına dikkat çekti.

   Panelde konuşan, Durdu Özbolat; Ortadoğu'daki mezhep savaşlarının mimarının Akp iktidarı olduğunu söyleyerek. Ortadoğu'da Türkiye'nin önemine ve konumuna değindi. Alevilerle ilgili olarak sorunların çözümü olarak, Alevilerin bir araya gelerek bir liderin, önderin etrafında toplanmalarının gerektiğine dikkat çekti. "Aleviliği bugünlere getiren dedelere saygılarımı sunuyorum." diyen Durdu Özbolat; Cemevleri konusunda, Alevilere devlet bütçesinden pay ayrılması gerektiğini belirtti. Durdu Özbolat'ın dikkat çektiği diğer önemli konulardan biriside, Alevi kurumlarının başında bulunan yöneticilerin, bu kurumların başında iken siyaset yapmamaları gerektiğiydi. Alevi kurum başkanları başında bulundukları dernek veya vakfın yönetiminden ayrıldıktan sonra istedikleri yerde, istedikleri şekilde siyaset yapmalarının doğru olacağını söyledi.

   Mehmet Turan Dede, panelde tekrar söz alarak, Alevi-Bektaşi toplumunun önderinin 'Serçeşme' Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy olduğunu belirtti. Veliyettin Hürrem Ulusoy'un canlara sevgi ve selamlarını iletti.

   Panelin konusunun "Ortadoğu, Türkiye ve Aleviler" olmasına rağmen, panelde bu konunun dışında da bir çok noktada Türkiye'deki gelişmeler ve Alevilik konularında görüşlerini dile getiren, Durdu Özbolat ve Hüseyin Aygün'e panelin sonunda çok sayıda yazılı ve sözlü olarak soru yöneltildi. Dinleyicilerin sorularını yanıtlayan milletvekilleriyle, katılımcıların arasındaki diyaloglar dikkat çekti. Panele katılan izleyiciler başta 'cami-cemevi' projesi adı altında uygulamaya konulan asimilasyon politikasına ve hükümetin Alevilere ve Alevilerin ibadet mekanı olan cemevleri konusunda söylemlerini eleştiren sorularını sundular.

   Soruların cevaplandırılmasının ardından panelin yöneticisi Zeki Akpınar, programa konuşmacı olarak katılan milletvekilleri Durdu Özbolat'a, Hüseyin Aygün'e, Mehmet Turan Dede'ye ve panele katılan canlara Alevi Kültür Dernekleri Konyaaltı Şubesi adına teşekkür etti.

Metin ÖZDEMİR