14 Ekim 2013 Pazartesi

ORTADOĞU VE TÜRKİYE EKSENİNDE ALEVİLER

   
Ortadoğu ve Türkiye Ekseninde Aleviler

   "Ortadoğu, Türkiye ve Aleviler" konulu panel, Antalya Atatürk Kültür Merkezi Aspendos Salonu'nda, Alevi Kültür Dernekleri Konyaaltı Şubesi'nin ev sahipliğiyle gerçekleştirildi. Saat 16:00'da müzik dinletisiyle başlayan başlayan panele; CHP Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat ve CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün konuşmacı olarak katıldılar. Zeki Akpınar'ın yönetiminde gerçekleştirilen panelde, etkinliğe katılması beklenen Gazeteci-Yazar Necdet Saraç, babasının ani rahatsızlığı nedeniyle yer alamadı.

   Panel, Alevi Kültür Dernekleri Konyaaltı Şube Başkanı Tahsin Akpınar'ın açılış konuşmasıyla başladı. Tahsin Akpınar konuşmasında; Paneli; Ortadoğu'da yaşananların Türkiye'yi ve Alevileri nasıl etkilediğini, milletvekillerimizin görüşlerini almak için düzenlediklerini belirtti. "Son 12 yıldır iktidarda olan Akp'nin Başbakan'ı, iktidara gelir gelmez cemevlerini cümbüş evine benzetti. Akp'li milletvekilleri de onun izinden devam ettiler. Biz bütün inançlara ve inanç yerlerine saygılıyız. Bizde inancımıza ve inanç yerlerimize saygılı olmasını istiyoruz. Akp Milletvekili Mehmet Metiner'in, cemevlerimize terör yuvası diyen söylemini kınıyoruz. Onun kirli diline inancımızı ve inanç yerlerimizi almasını istemiyoruz." dedi. Tahsin Akpınar, konuşmasının sonunda, panele katılan herkese teşekkür etti.

   "Bu meydanı bir gülbenkle açacağız...." diyerek etkinlikte yer alan Mehmet Turan Dede; "Aramızdaki canlarımız ülkemizin içinde bulunduğu durumun siyasi boyutunu, çevremizdeki olup bitenleri, üzerimize oynanan oyunları, ülkemizin sürüklendiği durumu, Alevi bakış açısıyla bizlere aktaracaklar. Bizler Alevi-Bektaşi toplumunun insanları olarak, şimdiye kadar devletten hep bir şeyler bekledik. Bizler camileri saygıyla karşılıyoruz. Cemevlerimizi aynı saygıyla karşılayın, cemevlerimize yasal statü verin istedik. Biz bütün insanlarla kardeşiz dediysek de, inançta faklıyız... Bize zorunlu din derslerini dayatmayın, kaldırın dedik. Laik bir ülkede Diyanet gibi bir kurum olmaz dedik. Kaldırılmasını istedik. Oraya ayrılan payı sağlığa, eğitime gönderin dedik. Ama olmadı... Diyanet İşleri Başkanlığı, bu işi tek bir inanç üzerinden götürmeye devam ediyor. Artık bu söylemleri bırakmamız gerek. Biz artık devletten, biz artık hükümetten, bize şunu ver, bunu ver diye bir şey istememeliyiz. Çünkü vermiyorlar, vermeyecekler. Kendi öğrettikleri, eğitim verdikleri dedeler yaratıyorlar. Onlara maaş verecekler. Hiç bir dede bunu dede bunu kabul etmez. Gerçekten bu yolun talibi ise... Onlar kendi Alevilik'lerini yaratmaya çalışıyorlar. Biz artık onlardan bir şey istemek, hükümetten bir şey istemek yerine, hükümet olmayı istemeliyiz. Bizi dilenci yerine koyuyorlar. Bundan sonra böyle bir devletten ve hükümetten, Aleviler adına bir şey istemiyorum. Ben devletten, benim cemevime parasız su vermesini istemiyorum. Parasız elektrik vermesini istemiyorum. Beni oraya parayla atamasını istemiyorum. Yeter ki bize köstek olmasınlar, destek istemiyoruz.... Hünkar'ın söylediği ve hepimizin içselleştirdiği 'İncinsen de incitme' sözü, bizim kendi toplumumuz arasındaki küçük kırgınlıklar için geçerlidir. Sizin terörist yuvası dediğiniz cemevlerimizde biz insanlık ve barış adına  muhabbetler yapıyoruz" diyen Mehmet Turan Dede, konuşmasının ardından birlik, beraberlik ve barış dolu sözler saçan bir gülbenk okudu.

   Mehmet Turan Dede'nin meydanı bir gülbenkle açmasından sonra, panelistler Durdu Özbolat ve Hüseyin Aygün yerlerini aldılar.

   Hüseyin Aygün, bu panelde olmanın kendisini çok mutlu ettiğini söyledi. "İlk olarak, burada Gazeteci Ahmet Şık'ın annesiyle tanıştım, bundan dolayı çok mutluyum. Ahmet Şık, içine sokulduğu Ergenekon Davası'nda dik durmuş genç bir arkadaşımızdır. Bu yüzden çok mutluyum. Birde ben Mehmet Turan Dede'yle yeni tanıştım. İlk olarak mecliste görüşmüştük. Ben dedeleri sadece bizim orada görmüştüm. Burada Burdur'lu bir dede gördüm. Bundan dolayı çok mutluyum. Üçüncüsü ise, sizi gördüğüm için çok mutluyum...." diyerek konuşmasına başladı.

   Hüseyin Aygün, "Alevilik derya gibi bir konu neyini anlatayım? Dede konuşmasından önemli bir konuya değindi. 'İncinsen de incitme' ardından da dedi ki, bu söz bizim kendi aramızdaki ilişkiler için söylenen bir sözdür. Bu müthiş bir cümle... Bu sözü de ancak, Mehmet Turan gibi bir dede söyleyebilirdi zaten. Aleviliğin tarihini sadece çok barışçıl bir toplum gibi göstermeye çalışırsak yanılırız. Eğer Alevi tarihi 'İncinsen de incitme' tarihiyse, Şahkulu Ayaklanmasını nereye koyacaksın. Nur Ali Halife Ayaklanması'nı nereye koyacaksın. Kalender Çelebi'yi nereye koyacağız. 'İncinsen de incitme', insan olan insana karşı söylenen bir sözdür. 'İncinsen de incitme' Alevilerin insanca insan olanlara karşı bakış açısını yansıtır. Zalime karşı böyle bir şey yok. Bir Gezi direnişinde bile Aleviler öldürülüyorsa, gözleri çıkıyorsa, Orada 'İncinsen de incitme' olmaz. Orada kavga olur. Biz Şahkulu'ndan bunu öğrendik. Mehmet Turan Dede'ye, bu sözle ilgili olarak, bir konuşma olanağı yarattığı için kendisine minnetlerimi sunuyorum." diye konuştu.

   Çözüm süreci ve demokratikleşme paketiyle ilgili konulara değinen Hüseyin Aygün, "Suriye'de yapılan Alevi katliamının, Türkiye'de Akp iktidarı tarafından destekleniyor. Orta Çağ'dan kaldığını düşündüğümüz işkenceler uygulanıyor. Onlara silah veren, kamplar kurarak, hastane yaparak destek veren Tayyip Erdoğan'dır" dedi. Konuşmasında sık sık Gezi direnişinin önemini dile getiren Hüseyin Aygün, hükümetin demokratikleşme paketi başta olmak üzere, andımızın kaldırılmasının altında yatan siyasal İslam'ın Türkiye'de yerleşme çabalarına ve ilkokullarda öğretmenlerin türban takmalarının sakıncalarına dikkat çekti.

   Panelde konuşan, Durdu Özbolat; Ortadoğu'daki mezhep savaşlarının mimarının Akp iktidarı olduğunu söyleyerek. Ortadoğu'da Türkiye'nin önemine ve konumuna değindi. Alevilerle ilgili olarak sorunların çözümü olarak, Alevilerin bir araya gelerek bir liderin, önderin etrafında toplanmalarının gerektiğine dikkat çekti. "Aleviliği bugünlere getiren dedelere saygılarımı sunuyorum." diyen Durdu Özbolat; Cemevleri konusunda, Alevilere devlet bütçesinden pay ayrılması gerektiğini belirtti. Durdu Özbolat'ın dikkat çektiği diğer önemli konulardan biriside, Alevi kurumlarının başında bulunan yöneticilerin, bu kurumların başında iken siyaset yapmamaları gerektiğiydi. Alevi kurum başkanları başında bulundukları dernek veya vakfın yönetiminden ayrıldıktan sonra istedikleri yerde, istedikleri şekilde siyaset yapmalarının doğru olacağını söyledi.

   Mehmet Turan Dede, panelde tekrar söz alarak, Alevi-Bektaşi toplumunun önderinin 'Serçeşme' Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy olduğunu belirtti. Veliyettin Hürrem Ulusoy'un canlara sevgi ve selamlarını iletti.

   Panelin konusunun "Ortadoğu, Türkiye ve Aleviler" olmasına rağmen, panelde bu konunun dışında da bir çok noktada Türkiye'deki gelişmeler ve Alevilik konularında görüşlerini dile getiren, Durdu Özbolat ve Hüseyin Aygün'e panelin sonunda çok sayıda yazılı ve sözlü olarak soru yöneltildi. Dinleyicilerin sorularını yanıtlayan milletvekilleriyle, katılımcıların arasındaki diyaloglar dikkat çekti. Panele katılan izleyiciler başta 'cami-cemevi' projesi adı altında uygulamaya konulan asimilasyon politikasına ve hükümetin Alevilere ve Alevilerin ibadet mekanı olan cemevleri konusunda söylemlerini eleştiren sorularını sundular.

   Soruların cevaplandırılmasının ardından panelin yöneticisi Zeki Akpınar, programa konuşmacı olarak katılan milletvekilleri Durdu Özbolat'a, Hüseyin Aygün'e, Mehmet Turan Dede'ye ve panele katılan canlara Alevi Kültür Dernekleri Konyaaltı Şubesi adına teşekkür etti.

Metin ÖZDEMİR






19 Eylül 2013 Perşembe

ANAYASAYI BEKLERKEN ALEVİLER

   Anayasayı Beklerken Aleviler



   Antalya 2. Anadolu Kültür Festivali kapsamında, Antalya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi ile Antalya'da faaliyet gösteren Alevi kurumlarınca ortaklaşa düzenlenen "Yeni Anayasayı Beklerken Alevilerin Sorunları ve Talepleri" paneli, 8 Eylül 2013 tarihinde Antalya Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlendi.

   Antalya'daki Alevi kurumlarının ortaklaşa düzenlediği panele, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği önceki başkanlarından Avukat Kazım Genç konuşmacı olarak katıldılar.

   Alevi Kültür Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya şube başkanları ve yöneticilerinin hazır bulunduğu etkinliğe çok sayıda can katıldı. Etkinliğin açılışında sahne alan gençler, Alevi inancından deyişleri saza ve söze döktüler. Antalya Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Semah Ekibi'nin semahlarını dönmelerinden sonra, saygı duruşuyla birlikte panelin açılış konuşması yapıldı.

   Panele katılan, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir; "Yeni yapılacak anayasanın çok düzgün olması yeterli değil. Önemli olan ne kadar doğru uygulandığıdır. Yeni yapılacak anayasanın bu ülkede çok şey değiştireceğine inanmıyorum. Şu ana kadar altmış madde üzerinde anlaşıldı. Ama bu maddelerin hiçbirinde hak ve özgürlükler konusu yok. Bizim yıllardır zorunlu din dersleri mücadelemiz var. Yeni anayasada bu sorunumuza da bir çözüm yok. Yeni anayasa süreci biz Aleviler için çok zor olacak. Bizi Türkiye'de yok etme niyetindeler..." konuştu.

   Zorunlu din dersleri ile mücadelede önemli yeri olan ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği'nin önceki dönem başkanlarından Avukat Kazım Genç; Zorunlu din derslerinin kaldırılması ile ilgili yapılan mücadelelere değindi. "Mevcut anayasanın kaldırılması gerekmektedir. Hiç kimse bu mevcut anayasa ile kendini ifade edememektedir. Herkesin eşit yurttaş olmaya hakkı var. Biz Aleviler ayrımcılık istemiyoruz. Aleviler herkes için işleyen bir demokrasi istiyor..." diye konuştu.

   Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez; "Sözde sivil bir anayasa yapmaya çalışıyorlar. Ancak dillerinin sivil olmadığı aşikar olan bir hükümetin sivil bir anayasa yapması beklenemez... Yeni anayasada kimse Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kaldırılmasından söz etmiyor. Diyanet bir çok bakanlıktan daha büyük bütçelere sahiptir... Aleviler anayasada 72 milletin var olduğunu görmek istiyor. Eşitlik, özgürlük, kimsenin ayırt edilmediği bir anayasa istiyor. Aleviler insanların inançlarından dolayı öldürülmediği, evlerine mutlu döndüğü bir anayasa istiyor..." dedi.

   Panelistlerin konuşmalarının ardından karşılıklı soru ve cevap şeklinde devam eden etkinlik yaklaşık üç saat sürdü. Panele katılanların sorularını yanıtlayan dernek başkanları panelin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ettiler.

   Konuşmacılar gibi panele katılanlarda, yeni yapılacak olan anayasadan umutlu olmadıklarını, hak ve özgürlükler konusunda beklentilerinin karşılanmayacağını düşündüklerini ve Alevilik adına yapılacak olumlu bir gelişme beklemediklerini dile getirdiler.

Anayasayı Beklerken Aleviler

Metin ÖZDEMİR





17 Ağustos 2013 Cumartesi

SELÇİK KÖYÜ SARI SELÇUK DEDE ANMA TÖRENLERİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

   
Selçik Köyü'nde Sarı Selçuk Dede Anma Törenleri


   7. Geleneksel Sarı Selçuk Dede Anma Etkinliği, 10 Ağustos 2013 Cumartesi günü Saat 20:00'de, Afyonkarahisar'ın Sandıklı ilçesine bağlı Selçik Köyü'nde, Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlendi.

   Selçik Köyü'nde her yıl geleneksel olarak düzenlenen Sarı Selçuk Dede Anma Etkinlikleri, Sarı Dede Türbesi ve Cemevi'nin yanında bulunan etkinlik alanını dolduran canların yoğun katılımıyla başladı. Etkinliğin sunumunu Metin Özdemir ve Yusuf Coşkun'un birlikte yaptığı anma törenine Sandıklı Kaymakamı Ali Candan, Sandıklı Belediye Başkanı İsmail Elibol, Garnizon Komutanı vekili Mesut Şengül, Chp Afyonkarahisar İl Başkanı Yalçın Görgöz ve çeşitli demokratik kitle örgütleri, siyasi parti ve dernek temsilcileri katıldı.

   Şiirlerle başlayan anma etkinliğinin açılışında Üryan Eroğlu bir gülbenk ve lokma gülbengi okudu. Ardından Dernek Sekreteri ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Coşkun yaptığı konuşmasında; "Türkiye çok hassas bir dönemden geçiyor, insanlar bölünmeye parçalanmaya başladı. İnsanların yüreği yanıyor. İnsanları kucaklayabilseydik eğer gezi olaylarında  gençler ölmeyecekti. İnsanları, toplumu kucaklamalıyız. Bu hassas dönemi yurttaşlar iyi değerlendirmelidirler” dedi.

   Geçtiğimiz günlerdeki yapılan dernek genel kurulunda görev değişikliğine gidilerek, Dernek Başkanlığına seçilen Mehmet Ali Karamanav ve Eski Başkan Yusuf Yıldırım'ın yaptığı konuşmaların ardından, dilek ve temennilerin sunulması, katkı sunanlara teşekkür edilerek ve onurluklar verilmesiyle programa geçildi. 

   Antalya Radyo Akdeniz ve Sandıklı Gün Fm'in katkı sunduğu etkinliğe Dede Mehmet Turan, Emrah Mahzuni, Haluk Gülsoy gibi değerli sanatçılar katıldılar. Açılışta Selçik Köyü'nün kendileri küçük, fakat yürekleri büyük çocukları semaha durdular. Çocukların semahından sonra Selçik Köyü Semah Ekibi'ni oluşturan gençler semah döndüler. Ayrıca Selçik Köyü'nün yetiştirdiği genç ozanlardan Üryan Eroğlu, Nesimi Şen, Ozan Yıldırım, Mustafa ve İnci Eroğlu etkinliğe deyişleriyle renk kattılar.

   Etkinlikte konuşan Dede Mehmet Turan; "İnsana saygı duymak bizde ibadettir. Okuyana saygı duymak, bizde ibadettir. Eğitmek, eğitilmek, bizde ibadettir. Kendi ibadetini insanlara yapılan muhabbette bulan, kendi özünü eğitmekte bulan, küçüğüne sevgiyi, büyüğüne saygıyı ibadet sayan çok değerli canlar tekrar hoş geldiniz. Bu gün yıllardan beri birlikte paylaştığımız bir muhabbet akşamını yeniden paylaşacağız. Çok kısa bir zaman önce Taksimde olaylar oldu. Orada insanlar canlarını kaybetti. Onların önünde hepimiz saygı duyuyoruz. Bu saygıyı hepimiz ayağa kalkarak göstermeliyiz. Ayağa kalkışımız hayatını kaybeden gençlerimize saygı duruşu oldu. Onları anmadan edemeyecektim. Burada iki türkü söylemek yerine bunları söylemek boynumun vebalidir. O canlar bizim canımız" dedi.

   Dede Mehmet Turan'ın konuşması ve deyişlerden sonra, Emrah Mahzuni sahneye çıktı. Konuşmasında "Gençler bizim göğsümüzü kabarttılar. Onlar yobaza ve gericiliğe karşı bir çığır açtılar. " diyerek Gezi direnişine değindi. Emrah Mahzuni'nin türkülerini ve deyişlerini seslendirmesinin ardından Haluk Gülsoy sahneye çıktı. Etkinlik gecenin geç saatlerine kadar, türkülerle, deyişlerle, semahlarla ve şiirlerle devam etti.

   Sarı Dede Anma Etkinliklerini bu yıl olduğu gibi geleneksel olarak her yıl düzenlemeye devam edeceklerini aktaran dernek yetkilileri, bu birliktelikten ve dayanışmadan mutluluk duyduklarını belirttiler. Etkinliğe katılan canlara ve katkı sunan tüm Selçik Köyü dostlarına teşekkür ettiler.
Metin ÖZDEMİR



Selçik Köyü'nde Sarı Selçuk Dede Anma Törenleri





12 Temmuz 2013 Cuma

ZALİMİN DEĞİL, MAZLUMUN SESİ OLMAK

   
Zalimin değil, mazlumun sesi olmak.

   Öyle bir toplum düşünün ki her dönemde , asimilasyon ve yok etme politikalarıyla katledilmiş, öldürülmüş, kıyımlara uğramış, kanlı cellatların boyunlarına taktığı yağlı ilmekler de son nefesini vermiş, ama hiç bir zaman nefesini yitirmemiş. Hep zulme karşı durmuş, susmamış, yok edilmeye çalışıldıkça bir ölmüş, bin dirilmiş savaş meydanlarında, yangın yerlerinde...

   Alevi toplumunun kara yazgısı mıdır? Kızılbaşlığın mücadeleci yapısından mıdır? bilinmez ama, her devirde bir "Yavuz" çıkmıştır karşılarına.

   "Yavuz" adı Aleviler'in tarihinde ve zihinlerinde, Çaldıran ovasından başlayarak Kızılbaşları kılıçtan geçiren, 40 bin Alevi'yi katletmiş, canlara kıymış birini canlandırır. Gerek saltanat, gerek hırs, gerekse beslenen kin ve nefretin birikimiyle atasına, kardeşlerine, evlatlarına ve yeğenlerine saltanat hırsıyla saldıran eli kanlı "Yavuz Selim" Alevileri katletmekten de geri kalmamıştır. Üzerinden yüzlerce yıl geçmiş olmasına rağmen bu katliamlar Alevilerin yüreklerinden hiç çıkmadı.

   "Yavuz Sultan Selim" deyince Alevilerin beyinlerinde ve tarihi gerçeklerde yer etmiş olan isim, bugün yeniden iktidar tarafından gündeme getirilmiştir. Alevilerin sinir uçlarıyla oynanmaya devam edilmekte. Alevi toplumunun rahatsız olduğu, "bize zulüm etti, bizi katletti" dediği Yavuz Sultan Selim isminin İstanbul'da yapılacak olan üçüncü köprüye verileceği açıklandı. Yapılan temel atma töreninde son dakikada Cumhurbaşkanı'nın eline tutuşturulan kağıtta "Yavuz" yazıyordu. Onun bile son anda öğrendiği bu isim, belli çevrelerin isteği üzerine belirlenmiş bir isim midir?

   Seçim meydanlarında Alevileri yuhalatan zihniyet, "Yavuz Sultan Selim" ismini de bilerek ve kasıtlı olarak, Alevi toplumuna dayatmaktadır. Buda Alevilerin kafasında soru işaretlerine yol açmaktadır.

   Şu açıkça ortadadır ki Aleviler, "Yavuz Sultan Selim" isminin Türkiye'de yaşayan milyonlarca Alevi'nin bulunduğunu, özellikle İstanbul'da yoğun olarak yaşayan Alevilerin her gün gözlerinin içine sokulmasından rahatsız olacaktır. Alevi toplumu net olarak, "Yavuz'u istemiyor."

   İstanbul'da yapılacak olan üçüncü köprüye "Yavuz" isminin verileceğinin açıklanmasından sonra , Alevi toplumu ve aydın, demokratik çevrelerin tepki göstermesine rağmen iktidar hiç bir şekilde geri adım atmamıştır. Fakat bunun karşılığında "Hacı Bektaş Veli" ve "Pir Sultan Abdal" gibi Alevi önderlerinin isimlerinin üniversitelere verileceğini açıkladılar.

   Bu bir kandırma çabasıdır, Muaviye oyunudur. Zalimle mazlum hiç bir şekilde yan yana getirilemez.

   Yavuz'da bizim, Şah İsmail'de bizim diyenler ve "Yavuz adını köprüye verelim. Üniversitelere de Hacı Bektaş Veli'yi, Pir Sultan Abdal'ı koyalım." demek riyakarlıktır, iki yüzlülüktür. Bu kabul edilemez bir söylemdir.

   Bundan yirmi yıl önce Sivas'ta Madımak Oteli'nde gerici yobazlar tarafından diri diri yakılan 35 canla, onları yakmaya çalışırken otelde ölen diğer iki kişinin adını, Madımak Oteli'nin yerindeki kebapçıyı, "Sivas İl Özel İdaresi Bilim ve Kültür Merkezi" olarak adlandırdıkları yerde, bir arada aynı levhada tutmaya çalışmaktadırlar. Zalimle, mazlum yan yana durmaz. Yakanla yananı aynı yerde tutan zihniyet, katleden katillerle, katledilen canları bir arada tutmak akıl almaz bir durumdur. Köprüye "Yavuz" diyelim. Bir kaç üniversiteye de Alevilerin adlarını veririz demek, aynı buna benzemektedir.

   Sözde bilim ve kültür merkezinde katillerin isimlerinin, katlettiklerinin, canlarımızın adlarının yanına yazmaları canımızı nasıl incitiyorsa, elini Kızılbaş kanında yıkayan Yavuz'un adını Türkiye'nin en büyük kentinde bir köprüye vermek büyük bir yanlış olacaktır. Bu hiç kimse arasında bir barış ve kardeşlik köprüsü olmayacaktır.

   Aleviler başta olmak üzere, demokratik kitle örgütleri bu yanlışa dur demek için bir araya gelmelidir. Dünün yanlışı, bugünün doğrusu olamaz. Bu yanlıştan tez zamanda dönülmesi gerekir. Alevilerin yaralı yürekleri bu isimle bir kez daha yaralanmıştır. Toplumun bütün kesimlerini kapsayacak, kimsenin gönlünü incitmeyecek ve Türkiye'ye yakışacak bir isim verilmelidir.

   "Yavuz elinde kesilenler" bu köprüden geçmek istemiyorlar...

Zalimin değil, mazlumun sesi olmak.

Metin ÖZDEMİR





6 Temmuz 2013 Cumartesi

BARIŞIN DİLİ ALEVİLER


Barışın Dili Aleviler

   Anadolu'nun eski ve köklü bir inanç kitlesi olan Aleviler, yaşadıkları coğrafyada hep huzur ortamı içerisinde olmayı, bütün etnik kökenlerdeki ve inançsal yapıdaki herkesin barış içerisinde bulunmalarını amaç edinmişlerdir. Her devirde barıştan, birlikten ve beraberlikten yana tavır sergilemişlerdir. Ezilmiş, horlanmış, yok sayılmışlar fakat, yinede hep dik durmuşlardır.

   Aleviliğin gelmiş geçmiş tüm uluları her zaman haklının, güçsüzün ve ezilenin yanında olmuşlar. İnançları ve ilkeleri uğrunda kendi canlarını ortaya koymuşlardır. Alevilik; "demirden bir leblebi" gibi çetin ve zorlu bir yoldur. Bu yolu yürütenler hep zor koşullarda yaşamışlar ve hiç bir zaman doğrulardan taviz vermemişler.

   Alevilik etnik bir kökene değil, inanç temeline dayanan bir yoldur. Alevilik; ozanın tabiriyle, bir sevgi dinidir, barışın dilidir. Çeşitli etnik kimliklere ve farklı örgütlenmelerin içerisine hapsedilmeye çalışılan Alevilik, evrensel değerleri olan bir öğretidir. Bu öğreti dar kalıplar arasına sıkıştırılmaya çalışılmaktadır. Ama bu kültür, dar kalıplara sokulamayacak kadar hoşgörü içeren bir inanç sistemidir. Bu nedenle, Alevilik evrenseldir.

   Aleviler her koşulda barışın ve sevginin türküsünü söylemişlerdir. Bunu da hiç bir kesimin zorlamasıyla değil, kendi dünya görüşlerinin gereği olarak yaparlar. Alevi önderleri ve Aleviliğin yol ehli canları hiç bir kimseyi dilinden,renginden, dininden ve inancından dolayı sorgulama yada yargılamaya kalkışmazlar.

   Her devirde ezilen ve hakları ellerinden alınanlar Alevilerin bugünde ayrımcılığa ve asimilasyona uğramaktadırlar. Alevilerin hakları her zaman olduğu gibi günümüzde de yok sayılmaya, iradeleri ellerinden alınmaya çalışılmaktadır.

   Bunca haksızlığa uğrayan Aleviler, her zaman toplumsal barış ortamı istemişlerdir. Önce karşısındaki insanın hakkını gözetirler. Artık bu duyarlılığı Aleviler kendileri içinde bekliyorlar. Yaşadıkları coğrafyaya sevgiyi ve barışı gönülleri kazanarak getiren yol önderlerinden öğrendiklerini topluma yansıtan Aleviler, herkesin içerisinde olacağı bir toplumsal barış ortamı istemekteler ve artık yok sayılmadan kabul görmek istiyorlar.

   Alevilerin geçmişi ve hatta bugünü de "katliamlar tarihi" olarak görülmektedir.  Bu doğru bir tespittir. Aleviler tarih boyunca baktığımızda, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde hep kırıma uğramış, canları yakılmış, asılmış, ezilmiş bir ezilenler bütünüdür.

   Yakın tarihte de Maraş, Çorum, Sivas ve daha niceleri gibi can kırımlarına, toplu katliamlara maruz kalmışlardır. Yok edilmişler ama yok olmamışlardır. Hiç bir zaman can kıyma yanlışına düşmemişlerdir. Hiç bir Alevi, uğradığı haksızlık karşısında, Hakkın yarattığı bir candan öç almak, gibi bir hataya düşmemiştir. Aleviler sonuçları ne olursa olsun her koşulda barıştan yanadırlar. Bu sebeple şimdiye dek çok fazla bedel ödemişlerdir. Bugünde bedel ödemeye devam ediyorlar.

   Eşit yurttaşlık haklarının kendilerine verilmesini isteyen Alevi toplumu, her koşulda barışı ve demokrasiyi savunur. Sadece bunu kendilerine değil, bütün yurttaşlara eşit şekilde istemektedirler. Çünkü toplumsal bir barış bütün insanlığı ancak rahata eriştirebilir.

   Hakları gözardı edilmeden, yok sayılmadan eşit yurttaşlık talebinde bulunan Aleviler herkesin eşit haklara sahip olmasını istiyorlar. Öğretisi, inancı ve kültürüyle barışa, özgürlüğe ve demokrasiye özdeş bir toplumsal yapısı olan Aleviler, bütün kesimlerin eşit yurttaşlık haklarına sahip olması gerektiğini, her bireyin düşüncesi, inancı ve etnik kökeni ne olursa olsun eşit haklara sahip olması gerektiğine inanırlar ve bu yolda örgütlü mücadele ederler.

   "Yetmiş üç millete bir nazarla bakınız." "Hiç bir milleti ayıplamayınız." diyen Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin yolundan giden Aleviler, herkes için eşit haklar istiyorlar ve kendilerinin hep yok sayılmış, gözardı edilmiş olan haklarını istiyorlar.

   Barışın, demokrasinin ve özgürlüğün susmayan dili olan Aleviler, her dönemde ve her koşulda barıştan yana olacaklar. İnsanı ve insan haklarını savunmaya devam edeceklerdir...


Barışın Dili Aleviler


Metin ÖZDEMİR


Barışın Dili Aleviler - Metin ÖZDEMİR







1 Temmuz 2013 Pazartesi

ANTALYA'DA SİVAS KATLİAMINI ANMA ETKİNLİĞİ

   
Antalya'da Sivas Katliamını Anma Etkinliği

   Sivas'ta, 2 Temmuz 1993'de Pir Sultan Abdal Anma Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nde 35 canımızın gerici yobazlar tarafından katledilmesiyle sonuçlanan olayların 20. yıl dönümünde Antalya'da, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şubesi ve Halkevleri Antalya Şubesi tarafından ortaklaşa düzenlenen "Sivas Şehitlerini Anma etkinliği" Atatürk Kültür Merkezi anfisinde gerçekleştirildi.

   Sivas şehitleri anısına saygı durşunda bulunulmasının ardından, konuşmalara geçildi. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şubesi adına konuşan Başkan Selçuk Akpınar; "Dün Sivas katliamını yapanlarla, bugün iktidarda bulunan zihniyetin arasında bir fark olmadığını belirterek, Sivas katliamının yirminci yılında şehitlerimizi saygıyla anıyoruz" dedi.

   Halkevleri Genel Merkez yürütme kurulu üyesi Kutay Meriç'te yaptığı konuşmasında, Hükümet, Gezi direnişi sırasında, alanlarda olan ve direnişe katılan Alevileri kandırma çabasına devam etmek için, on yıldır bitiremedikleri "Alevi açılımı" sürecini yeniden gündeme getirdiklerini dile getirdi. "Alevi açılımı yapanların önce katliamlarla yüzleşmeleri gerektiğine dikkat çekti.

   Etkinliğe katılanlar sıkça "Sivas'ın ışığı sönmeyecek" , "Sivas'ı yakanlar, Akp'yi kuranlar" , "Her yer Taksim, Her yer direniş" sloganları attılar.

   Yapılan konuşmaların ardından, Antalya Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Semah Ekibi'nin döndüğü semahlar ilgiyle izlendi. Antalya Halkevi Müzik Topluluğu'nun sunduğu dinletiden sonra katliamın görüntülerinin yer aldığı sinevizyon gösterimiyle etkinlik sonlandırıldı.

Metin ÖZDEMİR





23 Haziran 2013 Pazar

SELÇİK KÖYÜ'NDE 7.GELENEKSEL SARI DEDE ANMA ETKİNLİĞİ DÜZENLENECEK

   
Selçik Köyü 7.Geleneksel Sarı Dede Anma Etkinliği

   Afyonkarahisar'ın Sandıklı İlçesine bağlı Selçik Köyü'nde, geleneksel olarak düzenlenen Sarı Dede Anma Etkinliği'nin bu yıl yedincisi, 10 Ağustos 2013 Cumartesi günü gerçekleştirilecek. Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından her yıl düzenlenen festivalle, köy halkını ve gurbette yaşayan köylüleri bir araya getirmek, çevre köylerden başlayarak, komşu il ve ilçeler başta olmak üzere yurdun her yerinden konukları davet ederek, toplumsal birlik ve dayanışmayı güçlendirmek amaçlanmaktadır.

   Geçtiğimiz yıllarda yapılan etkinliklerde olduğu gibi şiirler, deyişler, semahlar ve müzik dinletileri ile katılımcılara Selçik Köyü konukseverliğini göstererek eşsiz bir zaman geçirtmeyi isteyen yetkililer, şimdiden etkinlik hazırlıklarına başladılar. Saat 19:00'da başlayacak olan etkinlikte Mehmet Turan Dede, Haluk Gülsoy, Grup Ozanca ve yerel sanatçılar yer alacak. Konuk sanatçılarında katılacağı anma etkinliğinde, Selçik Köyü Semah Ekibi başta olmak üzere, Alevi inancını yansıtan semah ekipleri yer alacak.

   Selçik Köyü'nde türbesi bulunan Anadolu erenlerinden , Sarı Dede adına düzenlenen kültür etkinlikleri türbe, cemevi ve aşevinin bir arada bulunduğu festival alanında gerçekleştirilecek. Köy ve Sarı Dede hakkında bilgilerin verileceği etkinlikte, Alevilik ve toplumsal konular hakkında konuşmalar yapılacak. Semahlar ve deyişlerle birlikte, her yıl geleneksel olarak yapılan pilav (lokma) ikramında bulunulacak.

   Dernek Başkanı Mehmet Ali Karamanav; "Selçik Köyü'nü seven tüm can dostlarımızdan 10 Ağustos'ta ki etkinliğimize katılımlarını ve katkılarını bekliyoruz" diyerek herkesi etkinliğe davet etti.

   Gelin canlar, Selçik Köyü'nde bir olalım. Sarı Dede'de birlik olalım...





Selçik Köyü 7.Geleneksel Sarı Dede Anma Etkinliği

Metin ÖZDEMİR