24 Kasım 2012 Cumartesi

AKIL ERMEZ ERENLERİN SIRRINA

YAŞAYAN HAZİNELERİMİZ:

ALİ RIZA ERSAN DEDE



   Yolumuz, erkânımız, inancımız yüzyıllardır ozanların, aşıkların dillerinden döküleni telle, sazla aktarmalarıyla pirlerin,dedelerin bilgilerini buyruklarla, gülbenklerle, menkıbelerle anlatmalarıyla süregelmiştir. Posta oturan cem yürüten dedelerimiz, pirlerimiz bunun yanı sıra deyişler söylemiş, saz çalmış, zakirlik-ozanlık-aşıklık geleneğini de yaşatmışlardır. Bu inancın temsilcilerinden biride Ali Rıza Ersan Dede'dir.


   Ali Rıza Ersan Dede; Erzurum İli, Şenkaya İlçesi'ne bağlı Beşpınarlar (Eski adı: Vağaver) Köyü'ndendir. Emirler sülalesinden olan Ali Rıza Dede, Pir makamı olan Üryan Hızır Ocağı'nın, rehberlik makamı olan Emirler Ocağı'nı temsil etmektedir.


   Beşpınarlar Köyü halkı, 1500'lü yılların ikinci yarısında Tunceli Pertek'ten gelen "Zahuran" aşiretinden olup, Horasan asıllı Türkmen Alevilerdir. Beşpınarlar'da Üryan Hızır Ocağı'nın ocakzadeleri ve talipleri yaşamaktadır. Üryan Hızırlıların, rehber ocağı olan Emirler Ocağı'nın kerametleri bulunmaktadır. Osmanlı Devleti'nin Emirler Ocağı'na kerametlerinden ötürü verdiği bir fermanda  bulunmaktadır.


   Üryan Hızır Ocağı'nın kurucusu olan Seyyid Emir, bir Alevi piridir. Seyyid Emir; Üryan Hızır'ın oğlu Seyyid Munzur'un torunudur.. Bu bağlamda Emirler Ocağı Seyyid soyundandır. Alevi öğretisinde Seyyidler, Ehlibeyt soyundan olup dede soyunu sürdürmektedirler. Emirler Ocağı'nın adı, dedeleri Seyyid Emir'den gelmektedir. Bu rehber ocağının hizmetini Emirler sülalesi görmektedir. Günümüzde bu ocağı Ali Rıza Ersan Dede temsil etmektedir. Emirler Ocağı'ndan olan Seyyid Ali Rıza Dede, Üryan Hızır Ocağı'na bağlı olarak halen dedelik görevini yerine getirmektedir.


   Emirler Ocağı, Üryan Hızır Ocağı eliyle Ağuçan (Ağuiçen) mürşit ocağına bağlıdır. Üryan Hızır Ocağı, Adıyaman'ın Çelikhan İlçesine bağlı Bulam Kasabası merkezlidir. Pirleri ve dedeleri orada yaşamaktadır. Üryan Hızır'ın türbesi ise, Tunceli'nin Pertek İlçesinin Dorutay (Zeve) köyündedir. Burası Üryan Hızırlıların merkezidir. Üryan Hızır Ocağı'nın Adıyaman, Tunceli, Sivas, Erzincan, Erzurum, Maraş, Malatya gibi şehirlerde talipleri vardır.


   Ali Rıza Ersan, halen Ankara'da yaşamını sürdürmektedir. Dedelik postunda oturan Ali Rıza Dede, aynı zamanda zakirlik yaparak cemler yürütmekte, sazıyla sözüyle Hak Muhammed Ali yolunda muhabbetlerde bulunmaktadır. Ulu ozanlarımızın nefeslerinin, duvaz-ı imamlarının yanı sıra kendi demelerini de sazıyla sözüyle dillendirmektedir. Kendi şiirlerinde bazen "Üryan Hızıroğlu" mahlasını kullanmaktadır. Yada bağlı bulunduğu ocak olan Üryan Hızır'ın adını anarak, deyişlerinin son dörtlüğünde "Seyyid Üryan Dedem Hızır Üryanım" kalıbını kullanmaktadır.


   Yurt içinde ve yurt dışında talipleri bulunan Ali Rıza Dede, cem yürütmeye, dost meydanlarında muhabbet etmeye, Hak Muhammed Ali yolunu sürmeye devam etmektedir. Üryan Hızır Ocağı'nın temsilen çeşitli panellere de katılan Ali Rıza Ersan Dede'nin sazıyla sözüyle daha nice cemler, erkanlar yürütmesi, bu yolu, bu inancı daha nice canlara öğretmesi, aktarması umudumuzla...


   Yolumuzu sürdüren, aydınlatan pirlerimizin, mürşitlerimizin ışığı hiç eksik olmasın, dünya yüzünde inancımız sürdükçe keremleri varolsun...



Ali Rıza Ersan Dede




Çoktan beri arz ederdim görmeye, Mihman canlar bize hoş sefa geldin.

  


Ya Muhammed bize hoş sefa geldin.



Eleman eyledim kapına geldim, Kusur bizde af sizdedir erenler.



Ne hoş yerde karşı geldik yan yana, Derdimin dermanı pir sefa geldin.



Dün gece seyrimde batın yüzünde, Hünkar Hacı Bektaş Veli'yi gördüm.



Medet mürvet dedim geldim kapına, Ela gözlü pirim sen imdat eyle.



Şahlama / Semah



Semah dönenin çarka girenin



Kıble tarafından gelen kıratlı, Şahım Pir Hüseyin olsa gerektir.



Ömrüm ömrüm gelip geçti boşa ömrüm.



Şu aleme bir nur doğdu, Muhammet doğduğu gece.



Vakit kararmadan akşam olmadan. Kalk gönül gidelim Hüseyne doğru.



Şu dünyadan kaftan kafa hükmeden, Ali birsin Ali birsin



Her sabah her seher ötüşen kuşlar, Allah bir Muhammed Ali diyerek.



Çağırmadan duyan, duymadan gören Hünkar Hacı Bektaş ulu gel yetiş.



Gülbenk



Eleman eyledim kapına geldim, kusur bizde af sizdedir erenler.



Aslı güzel nesli güzel Hüseyin.



Çoktan beri arz ettiğim erenleri, Şükür yine gördük bugün.



Medet Abdal Musa medet.



Şu dünyadan kaftan kafa hükmeden, Ali birsin Ali birsin.



Gülbenk



Abdal Musa Şahı Merdan Alidir.



Duvaz-ı İmam ve Gülbenk



Aşıp aşıp giden yollarım duman


Ali Rıza Ersan Dede, Üryan Hızır'a bağlılığını bir deyişinde şöyle dile getirmektedir.


   MEDET ÜRYAN HIZIR ELEMAN MEDET


Binbir ismin biri Muhammet'tir Mustafa

Medet Üryan Hızır eleman medet
Ali ismin Şahı Merdan Murtaza
Medet Üryan Hızır eleman medet.

Darda kalanları darda koymazsın

Çaresiz dertlere derman edersin
Kulhuvallahuahaddır bir ismin
Medet Üryan Hızır eleman medet.

Güzellik şanına vermiş yaradan

Yetimin yoksulun elinden tutan
Zeve köyü derler orada yatan
Medet Üryan Hızır medet eleman.

Resul Munzur delil dervişin

Yanan fırınları buz eylemişsin
Yürüyen dağları dur eylemişsin
Medet Üryan Hızır medet eleman.

Girdap deryasına girdin Hünkarla

Cümle peygamberler söyledi ata
Bütün acıları çevirdin bala
Medet Üryan Hızır medet eleman

Alisin, Şaha Hasan, İmam Hüseyin

Zeynelsin, Bakırsın, Cafersin ayin
Kasım, Musa, Rıza'dan alırsın payın
Medet Üryan Hızır eleman medet.

Tagisin, Nagisin verdim selevat

Askeri, Mehdisin eylersin imdat
Seyyid Üryan Dedeme eyle selavat
Medet Üryan Hızır eleman medet.



Ali Rıza Ersan Dede Kardeşleri İle Birlikte
İbrahim Ersan, Haydar Ersan, Ali Rıza Ersan


   BİSMİŞAH ALLAH ALLAH


Batın padişahı du cihanın güneşi

İmam Hüseyinin nurudur vallah
On sekiz bin alem yolun yoldaşı
İmam Hüseyin piridir vallah.

Şemsi kamer mahi gülü gülistan

Kerbela sultanı cümleye ihsan
Kerbela çölüne gelmişsin piran
Şehitler sultanı İmam Hüseyin vallah.

Kudret kubbesine gelince mihman

Yadetme dergahtan bize eleman
O cihanda bu cihanda din ile iman
Cümlenin güneşi İmam Hüseyin vallah.

Nergizden alınmış şahın rehası

Kıyamet gününe kalmış davası
İki cihanda sensin ilticai noktası
Aşıklar dilinde Kuran Hüseyin vallah.

Cümle peygamberlerin sen oldun başı

Binbir çiçek rengindir, güldür nakışı
Kerbela'da ağlattın dağ ile taşı
Kudret pirisin İmam Hüseyin vallah.

Esselatı vesselam ya Rahmetullah

Cihanın habibisin ya Resulallah
Binbir dondan baş gösteren Aliyullah
Murtaza bir ismin İmam Hüseyin vallah.

Ay şemsi, gün şemsi cihanda nursun

Seyyid Üryan Dedem kıblegâhısın
Cihan var olmadan varlığı sensin
Nur şemsi çıraksın İmam Hüseyin vallah.


Ali Rıza Ersan Dede ve Eşi

Deyişlerin ses kayıtları Afyonkarahisar Sandıklı Selçik Köyü'nde, Seyyid Üryan Hızır Ocağı'ndan Ali Rıza Ersan Dede'nin, Isparta-Senirkent-Uluğbey Seyyid Veli Baba Sultan Ocağı'ndan olup hakka yürüyen Hacı Veli Durmuş Dede ile katıldığı muhabbetlerden alınmıştır.
Arşiv: Metin Özdemir

Yararlanılan Kaynaklar:

* Erzurum, Şenkaya Beşpınarlar Derneği (Ankara) - Hüseyin Maral


   Hayrulnisa Ersan'a teşekkürlerimle...

Metin ÖZDEMİR




23 Mayıs 2012 Çarşamba

BİR ÖMÜRLÜK NEFESLER - 2

Fadime Özdemir

FADİME ÖZDEMİR (1951-1980)

   Bir insan ömrüne sığdırılan onlarca nefes, buyruk ve deyiş... Yola sevdalı bir canın soluğuyla bütünleşen nefesler, daha bir güzelleşir çığlık olur, yankılanır çoğalır gider dillerde. 29 yıllık bir yaşamda dilinden yalnızca güzellikler dağılan bir canın, bundan otuz beş yıl öncesinden gelen sesine kulak veriyorum. Ulu ozanların yüzyıllar öncesinde söylediği buyruklar yankılanınca aşığın dilinde, hüzün olur, sevda olur dinlenir, yıllar sonra ilham olur yola yoldaş olan gönüllere...

   Tanımadığım, görmediğim, fakat yol aşkını nefeslerinden ve sesinden aldığım, Fadime Ana'ma saygıyla...
Yattığı yer ışık olsun...





Kerbela çölünden bir koyun geldi - HATAYİ



Yer gök deniziken hemde suyukan - KUL MAHMUT



Ayrılık elinden bağrım yanıktır - BALIM



Ben Aliden ala güzel görmedim - HATAYİ

Fadime Özdemir
Fadime Özdemir




Hasta oldum yedi yıldır yatarım - HATAYİ



Alim dergahına nasıl varayım - HATAYİ



Güzel şahtan bize bir dolu geldi (Şahlama) - KUL HÜSEYİN



Aşıp aşıp gider yollarım duman (Birleme) - HATAYİ

Fadime Özdemir
Fadime Özdemir




Turnam bugün derdim yeğin - HATAYİ



Kudretin çayı harlayıp akar - HATAYİ



Gönül düştü tozlu yollara - PİR

Fadime Özdemir
Fadime Özdemir



Ben buradan gider oldum, Şen kalasın dedem yurdu - BALIM



Uyan Muhammedim sinem bülbülüm - HATAYİ



Ol İmam Hüseyin'in kanı nic'oldu - HATAYİ

Fadime Özdemir
Fadime Özdemir



Akıl ermez yaradanın sırrına (Duvaz-ı İmam) - HATAYİ



Dünyada üç nesne büktü belimi - GENÇ ABDAL



Adını sevdiğim ol Bağdat şehri - HATAYİ


Seslendiren: Fadime Özdemir (1951-1980) Afyon-Sandıklı-Selçik Köyü
Derleme: Metin Özdemir



Fadime Özdemir
Fadime Özdemir



Metin ÖZDEMİR

BİR ÖMÜRLÜK NEFESLER - 1

Hatice Özdemir
HATİCE ÖZDEMİR ( 1923-2008)

   Türküleri, deyişleri, nefesleri, buyrukları yazanlar ömürlerini verdiler bu yola, onların şiirlerini nefeslendiren yürekler ise, bir ömür söyledi bunları dilden dile. Söylene söylene öğrenildi bu nefesler. Cemlerde, dost meclislerinde, saygıyla okundu, her bir sözünden bin anlam çıkarıldı. Nefesleri dilden dile aktaran bu yürekler, kulaklarımızda seslerini yüreklerimizde nefeslerini bıraktılar.

   Ninem Hatice Özdemir'e saygıyla... Yattığı yer ışık olsun...





Dün gece dün gece seyran içinde, Geldi sağ koluma kondu Muhammet - HATAYİ



Arabistan çöllerinden getirdim - GARİP ABDAL



Dağdan hezin hezin odun indirir



Nedensinde hey kaşı kara nedensin



Bana ağlama derler neme güleyim - HATAYİ



Kerbela çölünden bir koyun geldi



Türlü sevdalara daldırdın felek (Yaş Buyruğu) - TUFAN BABA



Yandım atam su der ağlar Hüseyin - HATAYİ



Alim hem farzdı hem kefil oldu (Hayber Kalesi) - HATAYİ



Aşıp aşıp gider yollarım duman (Birleme) - HATAYİ



Benim dedem gelişinden bellidir (Semah) - HATAYİ


Seslendiren ve Kaynak Kişi: Hatice Özdemir (1923 - 09.05.2008) 
Yer: Afyon-Sandıklı-Selçik Köyü
Tarih: 20 Şubat 2004
Derleme: Metin Özdemir



Metin ÖZDEMİR

FATIMA ANA NİNNİSİ

Hatice Özdemir



                       Fatıma Anamızın Hasan İle Hüseyine Ninnisi - Hatice Özdemir

Horoz öter uzun uzun
                                nenni, nenni, nenni ..... yavrularım
Horoz da öttü, şafakta söktü
                                nenni, nenni, nenni .....
Arap da koluna hal hal taktı
                                nenni, nenni, nenni ..... yavrularım
Babanda kalktı namaza da gitti
                                nenni, nenni, nenni ..... yavrularım

*    *    *    *     *     *     *     *     *     *     *     *

Yük dibine yerin yettim
                                nen, nen, nen .....
Boz halıyla üstünü örttüm
                                nenni, nenni, nenni ..... yavrularım
Sesin ile sabah ettim
                                nenni, nenni, nenni .....

*    *    *    *     *     *     *     *     *     *     *     *

Hasan, Hüseyin ikide kuzum
                                 nenni, nenni, nenni .....
Ne uyuman ikide gözüm
                                 nenni, nenni, nenni ..... yavrularım

*    *    *    *     *     *     *     *     *     *     *     *

Uzun uzun şam dalları
                                 nen, nen, nen .....
Uzadı baban yolları
                                 nenni, nenni, nenni ..... yavrularım
Ağrıdı anan kolları
                                 nenni, nenni, nenni .....
Hasan Hüseyin'im nenni .....


Kaynak Kişi: Hatice Özdemir   1923-2008, Afyon-Sandıklı-Selçik Köyü
Derleme: Metin Özdemir

Metin ÖZDEMİR

15 Mayıs 2012 Salı

TEKKE MAHALLESİ CEMEVİ DESTEK BEKLİYOR

Balçıkhisar Tekke Mahallesi Cemevi İnşaatı

   Köylerimiz, kasabalarımız, mahallelerimiz, Alevi canların yaşadığı bir çok yerleşim yeri var Anadolu'da. bu yerleşimlerden birisi de Tekke Mahallesi. Afyonkarahisar'ın Şuhut ilçesine bağlı Balçıkhisar Kasabasının eteklerinde kurulmuş bir mahallemiz burası.

   Balçıkhisar, Şuhut'un 13. km güneybatısında yer alıyor. Oldukça büyük bir yerleşim alanında yoğun bir nüfusa sahip olan kasaba dört mahalleden oluşmakta.

   Kaynaklar incelendiğinde eski adının önce Melissa, daha sonra Tinara olduğunu görüyoruz. Buraya Anadolu'nun değişik yerlerinden aşiretlerin iskan edildiği görülmektedir. İlk önce Köyren denilen bölgeye yerleştikleri, sonradan şimdiki asıl yerleşim merkezlerine geldikleri tahmin edilmektedir. Osmanlı döneminde kısa bir süre Sandıklı kadılığına bağlı kalmış, sonrada Şuhut'a bağlanmıştır. Cumhuriyetle birlikte Şuhut nahiyesine bağlı bir köyken, 1957 yılında da belediye teşkilatı kurulmuştur.

   Balçıkhisar'da Kavak Dede, Sarı Kız, Arap Dede adlarıyla anılan kişilere ait eski mezarlar bulunmaktaymış. Bu kişilerin Rumlarla yapılan savaşlar sırasında ölen Yörük ve Türkmenler olduğu sanılmaktadır. İlk bakışta bu isimlerin Alevilikle bağlantılı olduğu anlaşılıyor. Buda Balçıkhisar'da Aleviliğin eskiden beri var olduğunun bir göstergesidir. Eski kaynaklara göre; Balçıkhisar'da 60 hane kadar Alevi mevcut olduğu, bu topluluğun iskan hareketleri sırasında buraya gönderildiği tahmin ediliyor.

   Günümüzde de Balçıkhisar'da Alevilik tüm doğallığıyla Tekke Mahallesinde yaşatılmaktadır. Tekkeliler inançlarına, kültürlerine bağlı kalmayı başararak bu inancı sürdürmeye devam etmektedirler. Aleviliğin gereklerini yerine getiren canlar her yıl görgüden geçerek, cemlerini yürütüyorlar. Tekke Mahallesi genelde Ankara'ya göç vermiş. Köylülerin büyük çoğunluğu Ankara'da yaşamaktadır. Yurdun dört bir tarafında yaşam mücadelesi veren köylüler mahallelerinden hiç uzaklaşmamışlar, bağlarını asla koparmamışlar.


Balçıkhisar Tekke Mahallesi Cemevi İnşaatı

   Şehirlere uzanan Alevilikle doğan cemevi ihtiyacı artık gerekliliğini kırsal kesimlerde de hissettirmektedir. Bu sebeple bir araya gelen Tekkeliler mahallelerine cemevi yapmaya başlamışlar. Arsasını tamamen canların bağışladığı cemevi inşaatının yapımı da yine bu canların dayanışma halinde olarak maddi ve manevi katkılarıyla devam ekmektedir. Mahalle halkının temelini ve giriş katının betonunu atarak başlattıkları yapı, duyarlı insanlarımızın destek vererek yükü omuzlamaları sayesinde yükseliyor.

   Balçıkhisar'ın Tekkelileri, sadece cemevi inşaatına başlamakla kalmayıp bunu örgütlü bir yapıya dönüştürmeye çalışmaktalar. "Balçıkhisar Kültür Merkezi Yaptırma Derneği" adıyla başlattıkları örgütlenme sayesinde mahallelerine cemevi yaparak birlik ve beraberliklerini canlandırmayı amaçlıyorlar. Kurumsal kimliğini kazanmaya çalışan derneğin adından da anlaşılacağı gibi, yaptıkları binayı bir kültür merkezi olarak düşünmüşler. Bu kültür merkezinin içerisinde aşevi ve cemevi yer almaktadır. Kültür merkezinin yapımı tamamlandıktan sonra, cemevimiz Alevi inancının sürdürülerek doğru temsil edilmesinde önemli bir yapı olacaktır.

   Tekke Mahallesinde yaşayan canların cem ve görgü hizmetlerini şimdiye kadar, Isparta Senirkent Uluğbey Veli Baba Sultan ocağına bağlı olarak dedelik hizmetini sürdüren Hamza AKGÜL, Sandıklı'dan gelerek görmekteymiş.

   Tamamlandıktan sonra bütün canların hizmetine sunulacak olan kültür merkezi sayesinde yıllardır gizlenerek, saklanarak ibadetlerini yerine getirmek zorunda bırakılan insanlar artık hizmetlerini kendi mahallelerine, kendi elleriyle yükselttikleri cemevlerinde yerine getirecekler. Tekkelilerin bu yaptıkları davranış Anadolu'nun bir çok yerindeki Alevi yerleşimlerine örnek olması durumundadır. Bir arada yaşamakta oldukları bir kasabada kendi ibadetlerini yapıyor olmalarının güzelliği kadar burada çerağlarını yakmaya başladıklarında bu mutluluğun sadece anlatılmasının yetmeyeceğini, yaşanması gerekeceğini düşünüyorum.

   Hiç bir dernek, vakıf ve kurumun desteğini almadan yapılan bu kültür merkezi tamamlandıktan sonrada yine hiç bir kurumun temsilcisi değil, canların yeri olmalı Tekke Mahallelilerin ellerinde şekillenmelidir.


Cihan Dede Türbesi

   Cemevinin yanında birde türbe bulunmaktadır. Bu türbenin Cihan Dede adında bir Anadolu Erenine ait olduğu bilinmektedir. "Yeşil Eşikli Cihan Dede" diye adlandırılan türbede yatmakta olan eren, köylüler tarafından "Can Dede" adıyla saygı ve muhabbetle anılmaktadır. Yaşamı hakkında kesin bilgilere ulaşamadığımız Cihan Dede'nin makamı, üzeri örtülü ahşap yapılı bir binadır. Türbe ziyarete açık olup, adaklar adanarak kurbanların kesildiği bir mekandır. Tekkeliler bu yüzden hem ibadetlerini yapabilmek, hem hizmetlerini yerine getirebilmek için Cihan Dede türbesinin yanına aşevi ve cemevi yapma gereğini duymuşlar.


Cihan Dede Türbesi

   Tekke Mahallesi Cemevi, Afyonkarahisar'da Kayabelen Kasabası ve Selçik Köyü'nden sonra yapılan üçüncü cemevidir. Türkiye'nin bir çok yerinde ve Afyonkarahisar'da çok sayıda büyük köy ve kasabada bile halen cemevi yokken, ayrı bir kasabanın küçük bir mahallesinde cemevi inşaatına başlayıp,  tamamlamak üzere olmak onlar açısından gurur verici bir davranış göstergesidir.

   Kültür merkezinin inşasında emek veren tüm güzel insanların bu inanca, bu kültüre hizmet ettiklerini görenlerinde onlara destek olmalarını bekliyoruz. Kaba inşaatı biten kültür merkezinin çatısı ve içinin yapılması aşamasında halen desteğe ihtiyaçları var. Balçıkhisar Cemevi inşaatı için katkı sunabilecek canlarda destek bekliyorlar. "Tekke Mahallesi Cemevi İnşaatına Sizinde Bir Tuğla Katkınız Olsun" diye başlattıkları yardım kampanyasını sürdürmekteler.

   Kültür merkezinin yapımı tamamlandıktan sonra, artık canların kurbanlarını kesip, lokmalarını kaynatabilecekleri, cemlerini yapabilecekleri ve en önemlisi kültürlerini, inançlarını sürdürebilecekleri bir mekanları olacak.

   Tekke Mahallesinin kamil insanları sizleri Cihan Dede'ye yüz sürmeye, canlarla hep birlikte dayanışma içinde cem olmaya bekliyorlar. Bizde desteklerimizle canlara, can olalım...


Metin ÖZDEMİR






8 Nisan 2012 Pazar

SELÇİK KÖYÜ OKUMA ODASI AÇILDI

Selcik_koyu_okuma_odası
   
   Afyon Sandıklı İlçesi'ne bağlı Selçik Köyü'ne Kültür Bakanlığı'nın katkısıyla bir okuma odası açıldı.


   Köy Muhtarlığının 18.11.1993 tarihli başvurusuna olumlu yanıt veren Kültür Bakanlığı kitaplık için 70 adet kitap ve 20 adet dergi bağışladı.


   Selçik Köyü Okuma Odası adı altında düzenlenen Selçik Köyü Kütüphanesi, Ali ÖZDEMİR'in sorumluluğu altında hizmete girdi.


   Öte yandan köyde bulunan Sarı Selçuk Türbesi'nin bakımı, onarımı için 27.09.1993 tarih ve 1645 sayılı Afyon Valiliği yazısı ile Kültür Bakanlığı, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü'nden yardım isteyen Selçik Köylüleri bu başvurularına henüz bir yanıt alamadılar. Oysa Türbe 1993 Dinar Depremi'nde hasar görmüştür. 


   1935 Yılında yapılan araştırmaya göre Hicri 1113 yılında yerleşime açılan Selçik Köyü, Oğuz Boylarından gelen Türk, Türkmen ve Yörük diye adlandırılan Alevi inançlı insanlar tarafından kurulmuştur. Danişmentli Türkmenlerin ağırlıkta yaşadığı Selçik Köyünde birde Sarı Selçuk Türbesi bulunmaktadır. Köy adını bu yatırdan almaktadır.


Gönüllerin Sesi Gazetesi Haziran 1995 - 42.Sayı
Karacaahmet Sultan Derneği Yayın Organı




Selçik Köyü Okuma Odası
Selçik Köyü Kütüphanesi



KARANLIĞA IŞIK YAKTILAR

    Sandıklı'ya 4 km. uzaklıkta 210 nüfuslu Selçik Köyü nde gençlerin girişimleri sonucu okuma odası oluşturuldu. Genellikle köy gençleri akşamları okuma odasına gelip kitap okuyor İlimiz Sandıklı ilçesine bağlı Selçik Köyünde örnek bir çalışma gerçekleşti. Konuyla ilgili konuşan Selçik Köyü gençlerinden Metin Özdemir, “Daha önceden köy odası olarak bilinen fakat fazla kullanılmayan bu yeri kütüphane haline getirme fikri arkadaşlarla konuşurken ortaya çıktı. ‘Karanlığa bir ışıkta sen yak. Selçik Köyü okuma odasına kitap yardımlarınızı bekliyoruz" sözleriyle ortaya çıkan bu projeyi hayata geçirmek için uğraşmaya başladık. İnternet üzerinden Kültür ve Turizm Bakanlığı ndan vakıflara, köyümüzün gurbetçilerinden ulaşabileceğimiz ve destek alabileceğimiz birçok yere konuyla ilgili bilgi aktarıp kitap talebinde bulunduk. Mail gönderdiğim birçok yerden hep olumlu cevap geldi ve yaklaşık 2 bin civarında kitaba sahip olduk” dedi. 

BÜYÜK DESTEKLER SAĞLANDI

 Okuma Odasına büyük destekler sağladığını söyleyen Özdemir, “Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği de okuma odamıza maddi destek sağladı. Kütüphanemizdeki raflardan diğer gerekli malzemelere kadar hepsini tamamladık. Gençler olarak ta okuma odamızdaki eksiklikleri cebimizdeki harçlıkları birleştirerek giderdik" dedi. Amaçlarının köydeki gençlerin kahveye gitmek ya da zamanını boşa geçirmesini engellemek ve köydeki öğrencilere derslerinde kaynak yaratmak olduğunu söyleyen Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Kurucu üyesi Yusuf Ayan ise, “Gençlerin okuma arzusu bizi mutlu etti. Desteklerimiz sonuna kadar sürecek" dedi. 

ÖRNEK KÖY YAPACAĞIZ

   Daha öncede Selçik Köyü olarak Nevruz kutlamaları ve Selçik Köyü Festivali gibi etkinliklere imza attıklarını kaydeden Yusuf Ayan, “Selçik Köyünü kültürel anlamda da çevrede örnek bir köy haline getireceğiz" dedi. Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği kurucu üyelerinden Yusuf Ayan ve projeyi hayata geçirmek için yoğun çaba sarfeden Metin Özdemir, “Okuma odamıza destek veren herkese teşekkür ediyoruz" dediler.

AA/AFYONKARAHİSAR





YUNUS EMRE VE SARI SELÇUK

:"Yunus_Emre_ve_sari_selcuk"
   
   Yaşanmış bir olayı yaşlılardan size aktaracağım. Edinilen bilgiye göre Yunus Emre'nin kabiri eski adı ile Çayköy'dedir. Yunus Emre'nin bir çok yatır ve türbelerinin arasında olduğu söylenir. Doğusunda Sarı Selçuk, Güney doğusunda Akin Köyü'nde Yusuf Dede, Batısında Çorasar Dede, Kuzey batısında Garip Ahmet, Kuzeyinde Çay Köyün tepesinde Uzun Dede, Kuzey batısında Sandıklı'nın Doğusunda Kırklar Dede Türbesi bulunur.


   Yunus Emre şimdi yeni ismi ile anılan Yunus Emre Mahallesindedir. Siyah dut ağaçları Yunus Emre'nin aramış olduğu asadan meydana geldiği söylenir. Yunus Emre Selçuklu Devletinin çöktüğü zamanlarda Selçuk beylerinin evlatlarından olan Sarı Selçuk ile aynı dönemde yaşamıştır. Bunlar Yunus Emre ile beraber dört kişi imişler. Bunların çobanlık yaptığı söylenir. Bu kişiler Yunus Emre, Sarı Selçuk, Koçgazi Baba, dördüncü kişininde ismi yaşlılar tarafındanda bilinmemektedir. Bu dört arkadaş çobanlık yapar Hak muhabbetleri ederlermiş.


   Bir gün ismi bilinmeyen şahıs Yunus Emre'yi ağasına şikayet etmiş, senin çoban koyunları hiç otlatmadan yatırıp getiriyor diyerek şikayette bulununca ağası Yunus Emre'yi takip etmek için çıkıyor. Bu durum da Yunus Emre ve arkadaşlarına malum oluyor. Bize bir konuk geliyor diyerek şikayet edeninde içlerinden biri olduğunu anlıyorlar. Ağa baksa ki koyunların karınları tok geviş getiriyorlar yatıyorlar. Ağa bunu görünce dönüp gidiyor.

   Bu üç arkadaş sırrımız açığa çıkardın diyerek ismi bilinmeyen arkadaşlarını bir daha yanlarına almıyorlar.Yunus Emre ve arkadaşları bu arkadaşlarıyla ilişkilerini kesiyorlar. Ve şöyle vasiyet ediyor.
   GÖRDÜĞÜNÜ ÖRT GÖRMEDİĞİNİ SÖYLEME...   
Bizim yöremizde bu söz halen söylenmektedir...


   Bu üç arkadaş bir gün Koçgazi Köyünde, bir gün Çayköy'de, bir gün Selçik Köyü'nde toplanırlarmış. Toplanılacak bir gün Sarı Selçuk'a misafir olarak gelmişler. Yunus Emre ve Koçgazi Baba köye gelmişler ama Sarı Selçuk orada değilmiş. Sarı Selçuk toplantıya biraz geç kalmış. Yunus Emre; Sarı Selçuk'a, "Biz senin misafirindik unuttun mu...?" deyince Sarı Selçuk "Kuzeyden köyümüze hayvan hastalığı geliyordu bize gelmesin diye onu uğurladım" diyor ve Hak muhabbetlerine devam ediyorlar.



   Bu yazı ilk kez Afyon Sandıklı Selçik Köyü'nden Ali ÖZDEMİR'den kaynak alınarak, Haftalık Yerel Gazete olarak çıkan Sandıklı Sesi'nin 20 Mayıs 1985 tarihli sayısında, "Yunus Emre Sandıklı'dadır" adlı yazı dizisinde Mustafa ÖZER tarafından  yayınlanmıştır.