Afyonkarahisar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Afyonkarahisar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2020 Perşembe

BABAMA

Babama / Metin Özdemir

Babama…

Canımı, yoldaşımı, arkadaşımı kaybettim... Zamansız bırakıp gitti bizleri. Daha birlikte yapacağımız çok şey vardı. Söylenecek sözümüz, yaşanacak anılarımız, umutlarımız, hayallerimiz hep yarıda kaldı.

Hiç beklemediğimiz bir anda bizi yokluğuyla baş başa bırakıp gitti. Yokluğunu, acısını, onsuzluğu her anımızda yaşamak kaldı bize. Anılarıyla, sözleriyle, gülüşüyle, sıcaklığıyla gözümüzün önünde, yanı başımızda, yüreğimizde duruyor. Hep duracak en saklı, en güzel yerimizde…

Yaşam hiç beklemediği anda nelerle karşılaştırıyor, hiç beklemediği anda neleri alıp götürüyor insandan. Bizde koca çınarımızı, babamızı yitirdik daha ona doyamadan. Ve yeri doldurulamayacak derin izler bırakıp gitti bizde.

Elbette herkes için zordur bir büyüğünü yitirmek. Bu acıyı bizden çok önce, daha erkenden yaşayanlarda var mutlaka. Ama her ateş kendi düştüğü yeri yakıyor. O kor insanın yüreğine düşüyor. Ocakta yanan ateş sanki insanın ciğerinde yanıyor. Âdeta hiç sönmeyecekmişçesine...  Kollarımı omuz başlarından kesilmiş gibi hissediyorum yokluğunda.

Biz hepimiz birer eşimizi, babamızı, dedemizi kısacası her şeyimizi kaybettik. O bizim için her şeydi. Çünkü atamız bizi hiç incitmedi, hiç kırmadı. Belki bizim onu kırdığımız, incittiğimiz olmuştur ama o bizi asla üzmedi. O hep bizim iyi olmamızı isterdi. Bizde hep ‘iyi’ olmaya, ona layık olmaya çalışacağız.

Her gün dilimizde, yüreğimizdesin babam. Keşke sesini duyabilsek, bir kez yüzünü görebilsek. Arasak, telefonumuzu açsan keşke yine... Derdimizi anlatsak, halini hatırını sorsak. "Ben varım, yanınızdayım" desen yine keşke. Başımızı biraz daha kaldırsak yukarı. Sırtımızı biraz daha yaslasak dağlarına. Hepimiz seni çok özlüyoruz baba…

“Daha çok işimiz var.” diyordun, ama bu erken gidişin hiç olmadı babam. Yerin asla dolmaz bunu hepimiz biliyoruz. Ama senin de gözün arkada kalmasın. Biz varız, bizde ömrümüz yettiğince birbirimize hep omuz vereceğiz. Hep söylediğin gibi; “Namerde değil, merde dahi muhtaç olmayacağız.” Senden öğrendik biz acılara, zorluklara göğüs germesini.

Söylenecek, anlatılacak, yazılacak o kadar çok şey var ki neresinden başlasam, nasıl anlatsam, nasıl bitirsem bilmiyorum. Ama şunu çok iyi biliyorum. Biz seni hep güzelliklerle anıyoruz. Senin de güzellikler içinde olduğunu biliyoruz. Bizi bir yerlerden gördüğünü biliyoruz. Elinin hep omzumuzda olduğunu, sırtımıza dokunduğunu, saçımızı okşadığını biliyoruz. Sen hep rahat uyu babam…


Çağırdığın erenlerin himmetiyle…


“Kul Himmet’im oldu tamam,

 İşte geldi ahir zaman,

 Yardımcımız Oniki İmam,

 Ten toprağa aktı gitti.”


Babama / Metin Özdemir

Nereden bilecektim ki, birlikte çekindiğimiz son fotoğraf olacağını...


Metin Süleyman Özdemir
30.12.2020

23 Kasım 2019 Cumartesi

KAYABELENLİLER: İÇME SUYUMUZU VERMEYECEĞİZ


KAYABELENLİLER: İÇME SUYUMUZU VERMEYECEĞİZ / Metin Özdemir

KAYABELENLİLER: İÇME SUYUMUZU VERMEYECEĞİZ


   Kayabelen Köyü Muhtarı Hamza Oğuz "Afyonkarahisar ili Şuhut ilçesinde pilot bölge uygulaması olarak yapılmak istenen köylere ait içme su kullanımı için paraların toplanması işi, tamiratların ve bakım onarım işlerinin Özel İdare Müdürlüğü tarafından yapılmak üzere Şuhut ilçesine bağlı bütün köylerin içme su gelirlerinin köy muhtarlıklarının elinden alınmak istendiğini ifade etti. Bu konuda Şuhut'un 36 köy muhtarıyla birlikte yaptığımız toplantıda hayır bizler sularımızı vermeyeceğiz diyerek tek yürek tek ses olarak karar aldık. Bu kararımız kesindir. Hem kendimizin hemde vatandaşlarımızın sonuna kadar gerek hukuki gerek kanuni yollardan hakkımızı arayacağız." şeklinde konuştu.

KAYABELENLİLER: İÇME SUYUMUZU VERMEYECEĞİZ / Metin Özdemir KAYABELENLİLER: İÇME SUYUMUZU VERMEYECEĞİZ / Metin Özdemir

   "Önümüzdeki günlerde köy muhtarları ve idare amirleriyle yapılacak olan toplantıda; Sayın Kaymakamımız, İl Genel Meclis Üyelerimiz ve Özel İdare Müdürlerimizle bu konuyu görüşüp bütün muhtarlar olarak tavrımızı ve kararımızı ortaya koyacağız. Muhtarlık olarak köylülerimizle birlikte bu mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Yapılacak olan toplantıdan sonra tekrar vatandaşlarımızı bilgilendireceğiz." diye konuşan Kayabelen Köyü Muhtarı Hamza Oğuz'a köylülerde de tam destek oldular.

KAYABELENLİLER: İÇME SUYUMUZU VERMEYECEĞİZ / Metin Özdemir

   Kayabelen Folklor Araştırma Derneği Başkanı Özgür Oğuz ise konuyla ilgili; "İçme suyu konusunda topyekün karşı durulması önemli ve köy halkı olarak yan yana bu duruş sergilenmelidir. Sosyal medya hesaplarından sürekli bu konudaki gelişmeleri bildirmeniz önemlidir. Özel İdare Müdürlüğü eliyle yapılmak istenen bu soyguna tüm köyler olarak karşı durmak gerekmektedir. Kararlı tutumundan dolayı ve köy çeşmelerine su verme çalışmalarından dolayı muhtarımız Hamza Oğuz nezdinde tüm köy heyetini tebrik ederim." diye konuştu. Köy Muhtarımız Hamza Oğuz'un sosyal medya hesabı üzerinden yapmış olduğu köylümüzü bilgilendirme metni bizlere şunu göstermektedir ki mücadele etmezsek tüm değerlerimiz elden gidecektir. İçme suyu ile ilgili Muhtarımız ve Köy heyetimizin yanındayız. Üzerimize düşeni dernek olarak yapacağız. diye konuştu. İlerleyen günlerde konuyla ilgili geniş çaplı bir açıklama yapacaklarını bildiren Özgür Oğuz; birlik ve beraberlik çağrısında bulundu.

   Kayabelen Köyü Şuhut'un en büyük köylerinden birisi konumunda olup 1999 yılında belde statüsü kazanarak belediye teşkilatı kurulan Kayabelen'de 2013 yılında belediye kanununun yürürlüğe girmesiyle belediyeleri kapatılan köylüler, muhtarlığımızın da yetkilerinin ve işlerinin elinden alınmasını istemiyoruz diye konuştular. Köy içme suyunun köylülerin ve belediyenin imkanlarıyla yapıldığını ve yaylalarından köye kadar su hattı döşenerek kendi imkanlarıyla getirdiklerini, bundan sonrada tüm işlerinin muhtarlık eliyle yapılmasını istediklerini ifade ettiler.

Metin ÖZDEMİR

KAYABELENLİLER: İÇME SUYUMUZU VERMEYECEĞİZ / Metin Özdemir

Bir Yol Gazetesi / 12 Kasım 2019 / Metin Özdemir


9 Temmuz 2016 Cumartesi

SELÇİK KÖYÜ FESTİVALE HAZIRLANIYOR

10. Geleneksel Sarı Dede'yi Anma ve Kültür Festivali 30 Temmuz'da Selçik Köyü'nde...


   10. Geleneksel Sarı Dede'yi Anma ve Kültür Festivali, 30 Temmuz 2016 Cumartesi günü Afyonkarahisar'ın Sandıklı ilçesine bağlı Selçik köyünde gerçekleştirilecek.

   Festivalde, Türk Halk Müziği ve bağlama sanatçıları; Kutsal EVCİMEN, Tuncay BALCI türkülerini katılımcılar için seslendirecekler. Selçik Köyü Semah Ekibi ve Selçik köyünde yetişmiş genç seslerin de yer alacağı etkinlikte, yörenin genç ozanları, semah ekipleri ve konuk sanatçılarda sahne alacak.

   Saat 18.00'de başlaması planlanan etkinlikte şiirler, türküler, deyişler ve semahların yanı sıra, geleneksel hale gelen lokmalar (etli pilav) ikram edilecek. Selçik Köyü sakinlerinin maddi ve manevi katkılarıyla bu yıl onuncu kez, Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenecek olan etkinliğe yine katılımın yüksek olması bekleniyor.

   Selçik köyünde türbesi bulunan Sarı Dede'yi anmak, kültürünü yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamak için düzenlenen etkinlikte, köy dışında yaşayan gurbetçilerinde her yıl düzenli olarak bir araya gelmesi amaçlanıyor. Yurdun her köşesinden konukların katıldığı etkinlikte toplumsal birlik, barış ve kardeşlik mesajları veriliyor.

   Selçik Köyü Festivali kapsamında, festival öncesinde kültür ve sanat etkinlikleri, spor faaliyetleri gerçekleştirilerek. Bu etkinliklerle gençlerin birlik ve beraberliğinin güçlendirilmesi amaçlanıyor. 

   Festival Tertip Komisyonu adına tüm canları etkinliğe davet eden Metin ÖZDEMİR; "Gelin canlar bir olalım. Birlik, beraberlik ve dayanışma günümüz olan; Sarı Dede'yi Anma ve Kültür Festivali'mizi bu yıl onuncu kez, 30 Temmuz 2016 Cumartesi günü Selçik köyünde dostluk ve dayanışma içerisinde hep birlikte gerçekleştirelim." diyerek, Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin; "Sevgi muhabbet kaynar yanan ocağımızda, Bülbüller şevke gelir gül açar bağımızda, Hırslar kinler yok olur aşkla meydanımızda, Arslanlarla ceylanlar dosttur kucağımızda..." sözleriyle dostluk ve kardeşlik sofrasına, Selçik köyüne Sarı Dede'yi Anma ve Kültür Festivali'ne davet ettiklerini belirtti.

22 Mart 2015 Pazar

ŞİFALI FRİGYADA BİR HÜDAİ


Şifalı Frigya'da Bir Hüdai - Metin Özdemir

   Afyonkarahisar'ın Sandıklı İlçesi'nde, Hüdai Kaplıcaları olarak bilinen mevkide yaşadığı bilinen Hüdai Dede'nin, kaplıcaya adını verdiği veya kaplıcanın adıyla anıldığı bilinmektedir. Hüdai; yöre halkının dilinde Hüzayi olarak adlandırılır. Hüdai Kaplıcaları, Friglerden bugüne kadar şifa dağıtmaya devam etmektedir.

   Çocuğu olmayan kişilerin gelerek, dilek dileyip Hüdai'ye bağlanmalarından sonra olan erkek çocuklara Hüdai Dede'nin adı olarak bilinen, Hidayet adı verilir. Kız çocuklarına ise Ülfet adı konur. Evlatları dünyaya gelen aileler kaplıcaya gelerek burada adak-kurban keserler. Sandıklı yöresinde Hüdai Dede'nin toplum üzerinde büyük etkisi vardır. Yaşamı hakkında kesin bilgiler olmayan Hüdai Dede'nin mezarının yeri de bilinmemektedir.

   Rivayet odur ki; Hüdai Baba çocuk yaşta iken annesi Hakka yürür. Babası sonra başka bir kadınla evlenince, eşi bu çocuğun yanlarında kalmasını istemez. Bunun üzerine babası, daha küçük yaşta olan Hüdai'yi, şifalı suları ve şifalı çamuruyla ünlü olan şimdiki kaplıcanın bulunduğu yere bırakır gider. Babası onu buraya bırakıp gittiğinde Hüdai'nin ağzı, yüzü yaralar içindedir. Buradaki suyla ve toprakla oynarken oluşan çamurdan ağzına, yüzüne sürer ve yaraları birden bire iyileşir.

   Efsane olarak anlatılan bu olayda, şifalı kaplıcanın suyu ve çamuruyla iyileşen Hüdai Dede'nin burada mekan kurarak Hak ile haldaş olduğu anlatılır. Hüdai Dede'nin kerametiyle buradaki suyun ve çamurun şifa kaynağı haline geldiği anlatılmaktadır.

   Özellikle Alevi-Bektaşi inancına bağlı olarak yaşayan canların buraya gelerek, Hüdai Dede'nin nazarında Hak erenlere saygı gösterdikleri görülmektedir. Anlatıla gelen bu söylenceler, toplumun bir zenginliği olarak inanç ve itikat yönünden yola bağlı olan canların dillerinde, gönüllerinde seyran eder.

   Erenlerin himmetiyle. Hüdai Dede'nin ışığı üzerinize olsun.

   Aşk ile...

Kaynak: Ali Özdemir, Selçik Köyü, 1948 doğumlu, Çiftçi


Şifalı Frigya'da Bir Hüdai - Metin ÖzdemirŞifalı Frigya'da Bir Hüdai - Metin Özdemir

Metin ÖZDEMİR





28 Ekim 2014 Salı

YUSUF DEDE TÜRBESİ'NE SAYGISIZLIK

Yusuf Dede Türbesi'ne Saygısızlık - Metin ÖZDEMİR

   Yusuf Dede Sultan Türbesi; Afyonkarahisar'ın Sandıklı İlçesine bağlı Akin Köyü'nde bulunuyor. Yusuf Dede Sultan'ın Horasan erenlerinden olduğu bilinmektedir. Türbe, Alevi inancı açısından yörede önemli bir inanç merkezi ve ziyaret yeridir. Yusuf Dede Sultan'ın eşi, Satı Ana'nın mezarının da burada olduğu biliniyor. Türbenin avlusunda bulunan asırlık dut ağaçları ise türbeye ayrı bir görüntü katıyor.

   Yusuf Dede ve Satı Ana'nın makamları, eskiden taş duvarla örülü iken, daha sonradan gönüllü kişilerce mermerden iki ayrı kabir şeklinde yaptırılmıştır. Ama ne yazık ki, buralar çok fazla ayakta kalamamıştır. İnançlarımıza saygısı olmayan kişi yada kişilerce Yusuf Dede ve Satı Ana'nın adlarının yazılı olduğu mezar taşları kırılmıştır. Yerine yenileri yaptırılsa da yine aynı şekilde defalarca kırılan mermerler ortalığa saçılmış. Son olarak mezar taşlarıyla birlikte, Yusuf Dede ve Satı Ana'nın makamı olarak bilinen kabirlerde tamamen zarar görmüştür.


Yusuf Dede Türbesi'ne Saygısızlık - Metin ÖZDEMİR

   Yusuf Dede Sultan türbesine zarar veren ve tahribata uğratanlara karşı, yörenin Alevi yerleşimi olan Selçik Köyü canları; "Bizim köyümüzden uzakta olduğu için bir şey yapamıyoruz. Bu yüzden ziyaret yerimiz olan Yusuf Dede Türbesi'ne kasıtlı olarak zarar veriliyor. Bu yapılan sadece Yusuf Dede'nin türbesine değil, bizim inancımıza yapılan büyük bir saygısızlıktır. Çünkü bizler burayı ziyaret edip, adaklarımızı kesiyoruz, dilekte bulunuyoruz. Bu tahribatı yapanlar ise bunun farkında oldukları için bunu yapıyorlar. Bizler inancımıza ve türbelerimize saygısızlık yapılmasını asla kabul etmeyiz." diye konuştular.


Yusuf Dede Türbesi'ne Saygısızlık - Metin ÖZDEMİR


Metin ÖZDEMİR





21 Ekim 2014 Salı

KAYABELEN CEMEVİ AYAKTA KALMAK İSTİYOR

   
Kayabelen Cemevi Ayakta Kalmak İstiyor - Metin ÖZDEMİR - Oniki Gazetesi

   Afyonkarahisar'ın Şuhut ilçesine bağlı Kayabelen Köyü'nde yer alan Hamza Şeyh Dede Cemevi ve Kültür Merkezi ayakta kalma mücadelesi veriyor.

   1999 yılında belediye statütüsüne kavuşan Kayabelen Beldesi'nde canların katkılarıyla yapılan Hamza Şeyh Dede Cemevi, belediyenin kapatılmasının ardından ihtiyaçlarını, bakım ve tamir masraflarını karşılayamaz duruma geldi. Tekrar köye dönüşen Kayabelen'de kültür merkezi ve cemevi köy muhtarlığına devredildi. Maddi yetersizliklerden dolayı sıkıntılar yaşanan cemevi için Kayabelen Köyü Muhtarlığı'nın verdiği mücadele sonucunda Şuhut Kaymakamlığı'ndan destek alınarak binanın yıkılmaya yüz tutmuş olan duvarları tamir edilerek, boya ve tadilat işleri yaptırıldı.

   Kayabelen Hamza Şeyh Dede Cemevi'nin durumuyla ilgili görüştüğümüz Kayabelen Folklor Araştırma Derneği (Kafa-Der) Başkanı Ali ERİM; "Kültür Merkezi ve Cemevimiz, uluslararası festivallere, etkinliklere ev sahipliği yapmış bir mekandır. Şimdi bu durumda olması ise bizleri üzüyor. Kültür merkezinin derneğimize devredilmesini istiyoruz." dedi.

   Kültür Merkezi ile birlikte cemevinin bu sayede bakım ve onarımının dahada kolaylaşacağı, başka yapılara dönüştürülmeden 'cemevi' olarak kalmasının sağlanacağını belirtti.

   Kültür merkezi, adını köyde türbesi bulunan Alevi ereni Hamza Şeyh Dede'den alıyor. Hamza Şeyh Dede Kültür Merkezi, dönemin Kayabelen Belediye Başkanı Selahattin AYDOĞAN'ın öncülüğünde canların katkılarıyla yaptırıldı.

   Kayabelen Folklor Araştırma Derneği olarak, herkesi Alevilerin ibadethaneleri olan cemevlerinin ve canların verdiği haklı mücadelenin yanında olmaya bekliyor. Cemevlerine desteğe çağırıyorlar.

Metin ÖZDEMİR






17 Temmuz 2014 Perşembe

BALÇIKHİSAR CİHAN DEDE CEMEVİ AÇILDI

Balçıkhisar Cıhan Dede Cemevi Açıldı - Metin Özdemir

   Afyonkarahisar'ın Şuhut İlçesine bağlı Balçıkhisar Köyü'nün Alevi yerleşimi olan Tekke Mahallesi'nde, canların kendi imkanlarıyla yaptırdıkları Balçıkhisar Cihan Dede Cemevi, yapılan bir törenle ibadete açıldı. Köyde türbesi bulunan Alevi ereni Cihan Dede'nin adını taşıyan cemevi, Yeşil Eşikli Cihan Dede Türbesi'nin yanında yer alıyor.

   Balçıkhisar Cihan Dede Kültür Merkezi Derneği tarafından düzenlenen açılışta, Dernek Başkanı Mehmet Alakuzu yaptığı konuşmada; "2010 yılında başlamış olduğumuz çalışmalar sonunda meyvesini verdi. Biz Balçıkhisar'da kardeşlik ve dostluk içinde yaşıyoruz ve bu hayat boyu böyle devam edecek. Cemevi çalışmalarında bizlere maddi ve manevi destek olan herkese teşekkür ederim." dedi.

   Düzenlenen etkinliğe çevre köylerden ve şehir dışından da çok sayıda katılım oldu. Açılışa katılan konuşmacılar birlik ve beraberlik mesajları verdiler. Etkinlikte yer alan Mehmet Turan Dede ve Aşık Yoksul Derviş çalıp söyledikleri deyişlerle canlara güzellikler sundular. Açılışın gerçekleşmesinin ardından, cemevinin yapımında katkı sunanlara onurluk verildi.


Metin ÖZDEMİR







16 Nisan 2014 Çarşamba

YEŞİL EŞİKLİ CİHAN DEDE



Yeşil Eşikli Cihan Dede / Metin Özdemir

   Balçıkhisar'ın Tekke mahallesinde köyün yükseklerine yerleşmiş, Alevi canların yaşadığı küçük bir yerleşim yerine mekan tutan Cihan Dede, yüzyıllardan beri burada yaşamış olan ve bugünse canların yüreklerinde yaşattıkları bir erendir. Balçıkhisar'da, Tekkelilerin sahiplendiği bir türbesi bulunmaktadır. Şuhut'un diğer Alevi köylerinden ve çevreden ziyaretçiler buraya gelerek Cihan Dede'ye yüz sürerler.

   Tekke Mahallesinde yaşayan erenlerin "Can Dede" diye gönül verdikleri, Cihan Dede'nin makamı "Yeşil Eşikli Cihan Dede" türbesi olarak anılmaktadır. Rumi 1398, Miladi 1982 yılında yapılan türbenin şekli ahşap yapılıdır. Türbenin içerisinde üç oda bulunmaktadır. Türbe kapısından girişte bir küçük salon, kapının sağ tarafında Cihan Dede'nin makamının bulunduğu bölüm yer alır. Diğer oda ise aşevi-mutfak ve misafirhane olarak kullanılmaktadır.

   Türbenin giriş kapısının üzerinde; "Ey Adem oğlu sabret. Sabrın nebiler ve velilerin sabrı gibi olsun" yazılıdır. Cihan Dede'nin makamının bulunduğu bölümde türbeye ait eski eserlerde yer almaktadır. Bu eski eserler günümüzde insanları manevi anlamda rahatlatmak içinde kullanılıyor.


Yeşil Eşikli Cihan Dede / Metin Özdemir

   Balçıkhisar'ın Tekke Mahallesi canları, Cihan Dede türbesi yanında "Balçıkhisar Cihan Dede Cemevi" inşaatını kendi imkanlarıyla tamamlayarak, kullanılır duruma getirmişlerdir. Cemevi ve aşevi olarak kullanılmaya başlanan bu bina, Tekkeli canların özverileri, maddi manevi imkanları ve içten çabalarıyla yapılmıştır.

   Afyonkarahisar'ın Şuhut ilçesine bağlı Balçıkhisar beldesinin Alevi mahallesi olan Tekke'de, bir Anadolu ereni olan Cihan Dede'nin eşiğinin dibinde, bu türbeye hizmet ederek, cemevinin yapımında emeği geçenlerin hizmetleri Hak katında ve Cihan Dede dergahında kabul olsun.

   Tekke Mahallelilerin bu çabalarının ve cesaretlerin Anadolu'nun değişik yörelerinde bulunan Alevi canlara da örnek olması temennisiyle, Başta mahalle halkı olmak üzere, tüm canların Balçıkhisar Cihan Dede Cemevi'ne katkı sunması ve ettikleri hizmetin bu ocağı her geçen gün daha fazla ileriye götürmesi amaçlanmalıdır.

   Bu dergahta hamları pişirecek, insanı kamil eğleyecek canlara,
Can Dede'nin aşkıyla...
   
   Aşk ile...


Yeşil Eşikli Cihan Dede / Metin Özdemir

Metin ÖZDEMİR


 





14 Nisan 2014 Pazartesi

KAYABELEN'DE HAMZA ŞEYH DEDE DERGAHI


Kayabelen'de Hamza Şeyh Dede Dergahı

   Afyonkarahisar'ın Alevi yoğunluğunun en fazla olduğu ilçesi Şuhut'tur. Şuhut'un en büyük Alevi yerleşimi ise Kayabelen'dir. Eski adı Bedeş olarak bilinen bu yerleşim yerimiz, köy iken belde statüsüne erişmiş bir Alevi köyüdür. Ne yazık ki şimdi yine köy konumundadır.

   Kayabelen; Alevi nüfusun yoğun olarak yaşadığı bir köyümüzdür. Alevi gelenek ve göreneklerine bağlılığın olduğu bir talip köyü iken, aynı zamanda dede ocaklarının bulunduğu bir ocak köyüdür. Kayabelen'de Hamza Şeyh Dede ocağına bağlı bulunan Alevi inanç önderleri, dedelerimiz mevcuttur. Hamza Şeyh Dede türbesi köyün en büyük yatırı ve dergahıdır.

   Hamza Şeyh Dede dergahının etrafında bir çok yatır ve ziyaret yerleri vardır. Beklece ve Arap Dede bu erenlerden bazılarıdır.

   Hamza Şeyh Dede'nin türbesi Kayabelen'den, Balçıkhisar'a giden yol istikametindedir. Hamza Şeyh Dede türbesinin yanına daha sonradan köy mezarlığı ilave edilmiştir. Bu yapısıyla bir dergah konumunda olduğu görülmektedir. Köydeki bulunan ocakzadelerin kabirleri, ayrı bir yerde dergahın yakınındadır.

   Hamza Şeyh Dede türbesi eski görünümüyle ahşap bir yapı iken 1999 yılında beldenin ilk Belediye Başkanı Selahattin AYDOĞAN tarafından, annesi Satı AYDOĞAN'ın maddi katkılarıyla restore ettirilerek, tamamı mermerle kaplanmıştır. Türbenin duvarına bitişik olarak birde çeşme bulunmaktadır. Türbeye gelen ziyaretçilerin kurbanlarını keserek, lokmalarını yedirebilecekleri bir aşevi ve kurban kesim alanı yapılmıştır.

   Türbe içerisinde yedi makam bulunmaktadır. Büyük olan iki makamdan ilki Hamza Şeyh Dede'ye, diğeri ise eşi Şerife Ana'ya aittir. Karşılarında ise isimleri bilinmeyen beş çocuğun yatırları yer almaktadır.


Kayabelen'de Hamza Şeyh Dede Dergahı

   Hamza Şeyh Dede türbesinin "kapısının kilit tutmadığı" yöre halkı tarafından bilinen bir gerçektir. Bu yüzden türbeye kilit vurulmaz. Türbenin kapısı ziyarete gelen canlara her daim açıktır. Hamza Şeyh Dede türbesine halk arasında Alevi inancına dayalı olarak, adaklar adanır, dilekte bulunulur ve kurbanlar kesilir. Türbe toprağının (cevherin) şifalı olduğuna inanılır. Hamza Şeyh Dede türbesinde ayrıca diğer ziyaret yerlerinde pek fazla rastlanmayan ve dikkati çeken bir sancak (bayrak) vardır. Hamza Dede'nin olduğu söylenen bu sancak, Hamza Şeyh Dede'nin bir "sancaktar" olduğunu düşündürmektedir. Anadolu'da Alevi inancının yayılmasında etkisi bulunan, Şeyh Hamza Dede'nin bir "tahtakılıçlı" olduğunu gösteriyor. Hem bir inanç önderi, hemde askeri-siyasi bir önder olduğu düşüncesini yansıtmaktadır. Türbede bulunan sancak, yerinden hareket ettirilmez. Yerinden alınması gerekiyorsa, kurban kesilerek yerinin değiştirilmesi gerçekleştirilir. Bu sancağın nazarında, Hamza Şeyh Dede'ye büyük saygı gösterilir. Dualar ve niyazlar sancağın bulunduğu yerde edilir.

   Türbenin girişinde bulunan eski yazıtlar, buranın tarihi bir değerinin olduğunun göstergesidir. Bu yazıtlardan türbenin yapılış tarihinin Rumi 1279, Miladi 1863 yılı olduğu görülmektedir. Türbede ayrıca Hamza Şeyh Dede'yi simgeleyen, "erenler" sembollerinden geyik boynuzları yer almaktadır. Afyonkarahisar yöresinin bilinen Alevi önderlerinden olan Hamza Şeyh Dede, Geyikli Baba gibi erenlerle çağdaştır.

   Kayabelen'de uzun yıllar Hamza Şeyh Dede adına anma törenleri düzenlenerek ulusal ve uluslararası düzeyde, adının duyurulmasına gayret gösterilmiş, büyük anma törenleri ve festivallere ev sahipliği yapılmıştır. Hamza Şeyh Dede türbesinin yukarı kesimlerinde bulunan festival alanında, yine Hamza Şeyh Dede adına içerisinde büyük bir cemevinin bulunduğu bir kültür merkezi inşa edilmiştir.

   Alevi inancını temel taşlarından olan Anadolu erenlerinin yurt edindiği topraklarda, bugün Aleviliği sürdürmek ve yaşatmak, dedesiyle, talibiyle Kayabelen'lilere düşmektedir.

   Hak erenler canları, Hamza Şeyh Dede'nin sancağının dibinde niyaza durmaktan ayırmasın. Kin ve kibirden değil, birlik ve beraberlikten yana saf tutanlara aşk olsun...


Kayabelen'de Hamza Şeyh Dede Dergahı

Metin ÖZDEMİR






24 Mayıs 2013 Cuma

KAYABELEN FESTİVALİNDE BİRLİK OLMAK

   
Kayabelen Hamza Şeyh Dede'yi Anma ve Hıdırellez Kültür Bahar Bayramı Etkinliği


   Mevsim değişir, bahar gelir memleketin her köşesine. Aylardan Mayıs'tır artık. Hıdırellez zamanı kırda bayırda toprak yeşermiştir ve tabiat canlıdır artık. Ege'deyse bahar bir başka güzeldir. Çünkü Afyonkarahisar toprakları Ege'dedir, ama bir o kadarda Orta Anadolu'dur aslında. Hızır ile İlyas'da bu ayda bir bedende buluşur, Anadolu coğrafyasının her yerinde.

   Mayıs ayı gelince Afyonkarahisar çevresinde bir Hıdırellez coşkusu sarar canları. Hele ki Şuhut Kayabelen'de bir şenliktir sarar köyü ve etrafını. (Halkın dilindeyse halen Bedeş'tir bu topraklar.) Yöresel kıyafetleri, üç etekleri ve entarileriyle doğayla rengarenk bir güzellik oluşturur, Bedeş'in canları, anaları ve gençleri.

   Doğayla canların buluştuğu Hıdırellez, bahar bayramıdır. Afyonkarahisar'ın Şuhut Kayabelen Kasabası'na aylardan Mayıs geldiğinde, Hamza Şeyh Dede adına etkinlikler düzenlenir. Hamza Şeyh Dede'yi Anma ve Hıdırellez Kültür Bahar Bayramı'dır bu etkinlikler. Ama ne yazık ki artık bu etkinlikler düzenlenmiyor...

   Hamza Şeyh Dede'yi anma etkinliği ilk olarak 1993 yılında köyün yola gönül vermiş canlarının bir araya gelerek, tarlalarda ve traktör kasaları üzerinde festival yapmaya başlamasıyla can bulmuştur. Bu etkinliğin düzenleyicisi Kayabelen Folklor ve Araştırma Derneği (Kafa-Der)'dir. Köy derneğinin yöneticileri ile birlikte Kayabelen Muhtarlığı'da etkinliğin yapılmasında katkılarda bulunmuştur.

   1999 yılında köyün, belde olmasıyla birlikte, belediye imkanlarının da yardımıyla Kayabelen Festivali her geçen yıl kendini dahada genişleterek, geleneksellikten ulusal boyuta ve yurt dışına açılarak uluslararası düzeyde yapılmaya devam etmiştir. Ayrıca Gazi Üniversitesi bünyesindeki Türk Kültürü ve Hacı Bektaş-ı Veli Araştırma Merkezi tarafından paneller ve konferanslar düzenlenmiştir.


Kayabelen Hamza Şeyh Dede'yi Anma ve Hıdırellez Kültür Bahar Bayramı Etkinliği


   Kayabelen Hamza Şeyh Dede'yi Anma ve Hıdırellez Kültür Bahar Bayramı etkinliği son iki yıldır düzenlenmiyor. Bu yıl mayıs ayında festival düzenlenmiş olsaydı, Kayabelen etkinliklerinin yirminci yılı olacaktı. Etkinliklerin yapılmaması Afyonkarahisar ve çevresi açısından büyük bir eksikliktir. Bu festival sayesinde yurt içi ve yurt dışından gelen canlar bir araya gelerek cem olurken, şimdiyse bu alanlar boş kalmıştır.

   Bölgedeki canlar şimdiye kadar Alevi kültürüne emek vermiş bir çok sanatçıyı, semah ekiplerini, yol önderlerini bu festival sayesinde izleme ve dinleme imkanı bulmuştur. Kayabelen festivalinin, beldenin ve kültürümüzün tanıtılması bakımından katkıları kesinlikle yadsınamaz.

   Düzenlenmeye başlandığı ilk yıldan beri canların emeğiyle ve katkılarıyla çoğaltılarak büyüyen bu festivalin birden bire sonlandırılmış olmasına, bu etkinliğe bir kez bile katılmış olan canların gönülleri razı olmamıştır.

   Kayabelenli canlar, her türlü siyasi çekişmeden uzak durarak bir araya gelmeli, hiç bir ayrım gözetmeksizin tüm belde halkıyla birlikte yeniden bir başlangıç yapmalıdır. Hamza Şeyh Dede'nin adını yeniden, Kayabelen'den tüm dünyaya hep bir ağızdan duyurmalıdırlar. Bu birliği sağlamak, bu festivali yaşatmak, Kayabelen'e gönül vermiş, bu yolu kendine rehber edinmiş bütün canların görevidir.

   Umudum, yine her yıl mayıs ayı geldiğinde doğa canlanır, canlar Kayabelen'de cem olur, birlik olur... Hamza Şeyh Dede'nin sancağının altında birleşirler...
   Aşk İle...



Kayabelen Hamza Şeyh Dede'yi Anma ve Hıdırellez Kültür Bahar Bayramı Etkinliği

Metin ÖZDEMİR





20 Mayıs 2013 Pazartesi

KAYABELEN'DE HAMZA ŞEYH DEDE'Yİ ANMA ETKİNLİĞİ / 2007


Kayabelen'de Hamza Şeyh Dede'yi Anma - 26 Mayıs 2007


KAYABELEN KASABASI HAMZA ŞEYH DEDE’Yİ ANMA
VE HIDIRELLEZ KÜLTÜR FESTİVALİ
26 MAYIS 2007

2.Uluslararası 16.Ulusal “Hamza Şeyh Dede’yi Anma ve Hıdırellez Kültür Festivali” 26 Mayıs 2007  Cumartesi günü Afyonkarahisar’ın Şuhut İlçesi’ne bağlı Kayabelen Beldesi’nde gerçekleştirildi.

Kayabelen Belediyesi ile Kayabelen Folklor Araştırma Derneği (KAFA-DER)’nin düzenlediği, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Gazi Üniversitesi Türk Kültürü  ve Hacı Bektaş-ı Veli Araştırma Merkezi’nin de katkı sunduğu etkinlik, Hamza Şeyh Dede Türbesi’nin ziyaret edilmesinin ardından, Kayabelen Hamza Şeyh Dede Kültür Merkezi festival alanında Saat:09:30’da Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı’nın söylenmesiyle başladı.

Kayabelen Belediye Başkanı  Selahattin AYDOĞAN yaptığı açılış konuşmasında; bu yıl geleneksel olarak 16’ncısını düzenledikleri festivalle amaçlarının birlik, bütünlük ve dayanışmayı güçlendirmek olduğunu belirtti.

Önceleri yöresel olarak yapılan festival, iki yıldır uluslar arası düzeyde kutlanmaktadır.Yurt içinden ve yurt dışından çok sayıda katılımcının yer aldığı etkinlik, Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş-ı Veli Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Filiz KILIÇ’ın başkanlığını yaptığı, Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali TORUN, Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Turgut TOK ve Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş-ı Veli Araştırma Merkezi’nden Coşkun KÖKEL’in de katıldığı “Çağdaş Gelişmeler Açısından Alevilik ve Bektaşilik” konulu panelle devam etti.

Panelin ardından festivale katılan izleyicilere her yıl olduğu gibi geleneksel olarak, kesilen kurbanların lokmalarıyla yapılan pilavdan ikram edildi.


Kayabelen'de Hamza Şeyh Dede'yi Anma - 26 Mayıs 2007

Kültür merkezinin ve festival alanının yapımında şimdiye kadar festivallerine katılarak bağışta bulunanların ve Kayabelen’in yardımlarını esirgemeyen sıcak insanlarının katkılarının yadsınamaz olduğu belirtilerek, bağış toplama amacıyla açık arttırma yapıldı.

Yapılan konuşmalardan sonra etkinlik, Aşık Yoksul Derviş (Şemsettin KUBAT), Mustafa SAYILIR, Ozan SİNEMİ, Gülcihan KOÇ ve Belkıs AKKALE’nin sahne almalarıyla devam etti. Canlar havanın sıcaklığına aldırmadan tüm sanatçıları ilgiyle izleyerek onlara eşlik ettiler. Festivale katılan sanatçılar türküleriyle ve deyişleriyle canları coşturdular. Ozanların içinde bulunduğumuz toplumsal süreçle ilgili kaygılarını şiirleriyle, türküleriyle ve konuşmalarıyla dile getirmeleri oldukça dikkat çekti.

Kayabelen Semah Ekibi ve Kayabelen Halk Oyunları Ekibi’nin ev sahipliği yaptığı  etkinlikte, Düzce Gölyaka Hacı Bektaş-ı Veli Derneği Semah Ekibi, Antalya Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Derneği Semah Ekibi ve Eskişehir Üçsaray Semah Ekibi’nin yöresel kıyafetleriyle döndükleri semahlar güne renk kattı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Semah Ekibi’nin de yer aldığı festivalde, canlar semahları ilgiyle izlediler.

Festivale katılan misafirler, akşam saatlerine kadar dolu dolu bir gün geçirmenin verdiği coşkuyla ve Kayabelen halkının gösterdiği ilgiden memnun kalarak mutlu bir şekilde Kayabelen’ den ayrıldılar.


Kayabelen'de Hamza Şeyh Dede'yi Anma - 26 Mayıs 2007

Metin ÖZDEMİR





17 Mayıs 2013 Cuma

CEMEVİNE GİRSEM ZAHİT OLMADAN

   
Cemevleri İbadethanemizdir

   Cemevleri şüphesiz ki Alevilerin yüzyıllardan beri var olan ibadet mekanlarıdır. Aleviler cemlerini köy koşullarında evlerinde ve dergahlarında yaparlarken, kentlere göçün ardından cemevi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte Aleviler köylerinde ve yaşadıkları şehirlerde, mahallelerinde kendi elleriyle cemevlerini inşa etmeye başladılar. Kendilerine özgü doğal ve gösterişsiz ibadet yerlerini emek emek yaptılar.

   Günümüzde Alevilerin yoğun olarak yaşadığı yerlerde ve yakınlarında azda olsa cemevi bulunuyor. Aleviler bu cemevlerini hiç bir devlet kurumundan yardım almadan kendi imkanlarıyla yaptılar. Büyük şehirlerde Alevi dernekleri eliyle, köylerde ve kasabalarda ise yerel yönetimler ve inanç sahiplerince yapılmıştır.

   Afyonkarahisar'ın Aleviler açısından yoğunluğu orta düzeydedir. Afyon'un ilçelerine bağlı köy ve kasabalarında da cemevleri var. Sandıklı İlçesi'ne bağlı tek Alevi köyü olan Selçik Köyü'nde, Sarı Selçuk Dede Cemevi bulunmaktadır. Yalnız ilçe merkezinde cemevi mevcut değil. Sandıklı'da özellikle Çay Mahallesi'nde (Akdere'de) ve ilçenin diğer yerlerinde, Sandıklı merkezden, Selçik, Dutağaç ve Gökçealan köylerinden yerleşen  Aleviler yaşamaktadır.

   Şehirlerde yaşayan Aleviler koşullar yüzünden cemlerini artık evlerinde yapamamaktadır. Cemevleri gerek inanç açısından, gerekse kültürel anlamda Alevilerin ibadetlerini yapacakları, öğretilerini yaşatacakları yerlerdir. Sandıklı'lı Alevi canlarımızla ve diğer şehirlerden gelerek Sandıklı'da yaşayanlarla birlikte yoğun bir Alevi kitlesi bulunmaktadır. Bu sebeple canların ibadetlerini yapabilecekleri , bu kadim öğretiyi gençlere aktarabilecekleri bir mekan ihtiyacı Sandıklı'da ortaya çıkmıştır. Kısacası Sandıklı'ya bir cemevi gereklidir. Sandıklı ayrıca Alevi ocaklarının, dedelerin, inanç önderlerinin bulunduğu bir yerleşim merkezidir. Sandıklı Akdere'de bulunan Alevi dedelerinin de cemevi çalışmasına katkıları gereklidir. Onlarda ellerinden geleni mutlaka esirgemeyeceklerdir.

   Sandıklı'daki canlarımız bir araya gelerek cemevi talebinde bulunmalı, ellerini taşın altına koyarak cemevi yapımı için çalışma yürütmeye başlamalıdırlar. İlk önce cemevi için yer tahsisi yapılması gerekir. Elbette bu işler zorlu olacaktır. Maddi ve manevi açıdan zor koşullarda olacaktır. Burada Alevi kurum ve yetkilililerine görevler düşüyor. Alevi dernek ve vakıfları cemevine katkı sunabilirler. Yapılabilecek bir başka iş ise, cemevi yapımı için bir dernek kurulması ve bu dernek aracılığıyla cemevinin yapımı tamamlandıktan sonra faaliyetlerine kültürel ve inançsal anlamda devam edilebilmesidir.

   Cemevi yapımını üstlenecek olanlar öncelikle bu yolun ileri gelenleri ve yol önderleri olmalıdır. Cemevi yapımının gerekliliğini anlatarak, tüm canlar bu olaya teşvik edilemeye çalışılmalıdır. Sandıklı'da yaşayan Alevi canlarımız ve Afyonkarahisar'ın Alevi örgütlü yapısı bu göreve sahip çıkmalıdır.

Cemevleri İbadethanemizdir

   Alevilerin amacı yalnızca binalar yapmak değil, içerisinde gençlerin kültürlerini-öğretilerini yaşattıkları, deyişlerin söylendiği, semahların dönüldüğü yerler yaratmak olmalıdır.

   Şehrin uygun bir yerinde kendi halinde bir bina yapılarak canların hizmetine sunmak, bu öğretiyi  yaşatmak adına doğru bir davranış olacaktır. Cemevi yapımına karar verildikten sonra mutlaka bu düşünceye sahip çıkılacaktır. Cemevi yapımının ardından önemli olan bu inanç merkezini Aleviliğe yakışır bir şekilde yaşatmaktır.

   Dedelerimizin, yol önderlerimizin ve bu yola gönül verenlerin el ele vermesiyle Sandıklı'da yıllarca cemlerin yürütüleceği, demlerin sürüleceği, semahların dönüleceği bir inanç merkezini, cemevini yapmak önemli bir çalışmadır. Bu çalışma Alevilerin inançlarına, öğretilerine sahip çıkmaları noktasında tarihi bir değerdir. Bu tarihi değere sahip çıkacak olanlar, toplum önünde onurlanacaklardır. Bu onur bütün canlarındır.
İşte o zaman  canlar cem olacaktır, birlik olacaktır...

   Bu yola gönül verenlere çağrımızdır... Gelin birlik olalım, ellerimizle geleceğimizi yaratalım...
Yarınlarımıza sahip çıkalım. Çok geç olmadan...


Cemevleri İbadethanemizdir

Metin ÖZDEMİR





3 Mart 2013 Pazar

KAYBOLAN ALEVİ YERLEŞİMLERİ - SARICIK

Kaybolan Alevi Yerleşimleri / Sarıcık Köyü
   
   Sandıklı yöresi, Alevilik inancının geçmişten bugüne yoğun olarak yaşatıldığı ve dergahların çok fazla sayıda olduğu yerler arasındadır. Yalnız günümüzde bu dergahlardan pek azı işlevini yerine getirmektedir. Geçmişte çok daha fazla yerleşim alanında Alevilik sürdürülürken, şimdi bu sayı "üç can, bir cem" olacak kadar azalmıştır. Sayıları azda olsa, bu kültürü sürdüren, inancı sıcak tutan insanları, içinde barındıran köyler, yerleşim yerleri olmakla beraber eskiden yerleşim alanı olan yalnız günümüzde kaybolmuş, taş üstünde taş kalmamış köyler, yerleşim yerleri de vardır.

   Afyonkarahisar'ın Sandıklı ilçesi sınırları içerisinde yer alan, özellikle Selçik Köyü'nün yerleşim alanına daha yakın olan Sarıcık ve Mastanini adlarıyla bilinen eski köylerde günümüzde yerleşim yoktur. Selçik Köyü civarındaki eski köylerden Sarıcık; Karadeli mevkisinde, Mastanini; Soğancı mevkisinde bugünkü bilinen mevki adlarıyla bilinmektedir. Sarıcık ve Mastanini bugün Selçik Köyü ve civarında birer mevki isimleri olarak bilinse de geçmişte buralarda ayrı ayrı köyler, o toprakların üzerinde yaşayan insanlar vardı. Her birinin farklı yaşamları, birlikte oluşturdukları değerleri, kültürleri ve yaşattıkları inançları vardı.

   Sarıcık Köyü; Saracık, Sarıcaköy, adlarıyla geçmişte Sandıklı köyleri arasında yer alan fakat günümüzde yerleşim yeri olmayan dağılmış, kaybolmuş bir köyümüzdür. Günümüzde Sarıcık, Selçik ve Bekteş köyleri arasında yer alan Karadeli mevkisinde bulunmaktadır. Sarıcıkta bulunan bir çok mağara ve buranın geçmişte yerleşim alanı olduğunu gösteren temel ve yapı izleri görülmektedir.

   Sarıcık'ta, Gelincik Ana ve Babadağlar diye bilinen erenlerin yatırlarının bulunduğu mekanlarda vardır. Bu yatırlar halen günümüzde inanç açısından varlıklarını sürdürmektedirler. Anadolu Alevi inancında yer alan çerağ yakma gibi önemli simgeler, belirli günlerde bu yatırlarda uygulanmaktadır.

   Sarıcık Köyü'nün dağılmasıyla birlikte burada yaşayanların bir bölümü Selçik Köyü'ne göç ederek yerleşmişlerdir. Bu sülalelerden bazıları; Gocahasanlar, Mollalar, Uzunalılar'dır. Sarıcıklıların diğer bir bölümü de Bekteş Köyü'nün alt tarafına yerleşmişlerdir.

   Alevi inançlı olan Sarıcıklılar, göç ettikleri yerlerde, Selçik Köyü'nde yaşayan insanlarında Alevi olmaları sebebiyle inançlarını sürdürebilmişlerdir. Diğer yerleşimlere göç edenler ise yaşamlarında kültürlerinden izler barındırsalar da zamanla farklı inançlara bürünmüşlerdir.

   Sarıcık,  geçmişte ortalama olarak 30-40 haneli bir Alevi köyüdür. Sarıcıklılar sürekli Selçiklilerle irtibat halinde olmuşlardır. Sarıcıklıların da yine aynı Selçikliler gibi mürşitleri-dedeleri Isparta'dan yani Uluğbey'den Veli Baba Sultan ocağındandır. Cem yürüten dedeler aynı dergahtandır. Her iki köyün canları birbirlerinin cemlerine katılarak, birlikte ibadet ederlermiş.

Kaybolan Alevi Yerleşimleri / Sarıcık Köyü
Kaybolan Alevi Yerleşimleri / Sarıcık Köyü

   "Söylencelerle tarih yazılmaz. Fakat tarih içerisinde söylencelere yer verilir." düşüncesiyle bizde Sarıcık Köyü'nün dağılması hakkındaki anlatılan söylencelere yer vereceğiz.

   Yaklaşık 150 yıl öncesinde Sandıklı civarındaki Sarıcık Köyü'nde "Koca Kofalak" namıyla anılan bir efe -eşkiya- varmış. Sarıcık'ta yine cemler yapılmış, demler sürülmüş ve köye o yıl taliplerini görgüden geçirmek, cemler yürütmek için gelmiş olan dedenin köyden ayrılma vakti gelmiş. Sarıcık'tan Denizli-Çal bölgesine, oradan da Senirkent-Uluğbey'e dönecek olan dedeye eşlik etmek için dedenin yanına Koca Kofalak katılmış.

   Köyden uzaklaştıktan sonra niyetini açığa vuran Koca Kofalak, dedeye kötülük etmek ister. Dedenin varı yoğu ne varsa alarak, canına kıymak niyetindedir. Koca Kofalak, artık ikrarından dönmüş, yola kör bakmaktadır. Yoldayken yola, mürşit yanındayken mürşide inkar gelen Koca Kofalak, önünde merkebin üstünde giden dedeye tüfeğini doğrultarak, dedeyi öldürmek ister. Tüfeği doğrulttuğunda mürşit, Koca Kofalak'ın gözünün önünde bir kuş olup havalanır, uçar gider. Buna hayli şaşıran Koca Kofalak tüfeğini indirir. Bakar ki dede yine yolda gitmektedir. Yine tüfeğini dedeye yönelttiğinde, aynı olay yine tekrerlanır. Koca Kofalak bu yaşadığı hayal mi, gerçek mi ayırt edemediği duruma dahada şaşırmıştır.

   Mürşidinin arkasında canını alamaya çalışan talibinin durumu dedeye malum olur. Dede, Koca Kofalak'a şöyle seslenir. "Gel evlat, senin ateşin bizi yakmaz." diyerek yanına çağırır. Dedenin bu olgunluğu karşısında Koca Kofalak daha da küçülür.

   Dedeyle, Koca Kofalak varacakları yere kadar birlikte giderler. Dede orada Koca Kofalak'ın üstüne yeni kıyafetler giydirerek geri gönderir ve şöyle der. "Köyüne var, ilk gün gez, ikincisi gün hasta ol, üçüncü gün mürd ol (öl) ben varana kadarda o köyde taş üstünde taş kalmasın."

   Ertesi sene yine dede talipleri görgüden geçirmek için bölgeye geldiğinde, köyün yerinde yeller esmektedir. Herkes yerini yurdunu bırakmış gitmiş, taş üstünde taş kalmamıştır.

   Bu söylencede de anlatıldığı gibi, geçmişte yolu inkar edenler olmuştur. Bugünde yola sahip çıkmayanlar, dedeye-mürşide kör bakanlar vardır. Alevi toplumunun günümüzde kendi özünü dara çekerek, geçmişte yaşananlardan pay çıkarması gerekmektedir. Çünkü kişilerin hatası, yolun hatası değildir. Yola sahip çıkmak, yolu doğru sürerek olur. Bu inancı da yalnız bir pire bağlanarak, bir mürşit eşiğinde el etek tutarak, Hak Muhammed Ali aşkına hizmet ederek sürdürebiliriz.


Kaybolan Alevi Yerleşimleri / Sarıcık KöyüKaybolan Alevi Yerleşimleri / Sarıcık Köyü

Metin ÖZDEMİR