19 Eylül 2013 Perşembe

ANAYASAYI BEKLERKEN ALEVİLER

   Anayasayı Beklerken Aleviler



   Antalya 2. Anadolu Kültür Festivali kapsamında, Antalya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi ile Antalya'da faaliyet gösteren Alevi kurumlarınca ortaklaşa düzenlenen "Yeni Anayasayı Beklerken Alevilerin Sorunları ve Talepleri" paneli, 8 Eylül 2013 tarihinde Antalya Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlendi.

   Antalya'daki Alevi kurumlarının ortaklaşa düzenlediği panele, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği önceki başkanlarından Avukat Kazım Genç konuşmacı olarak katıldılar.

   Alevi Kültür Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya şube başkanları ve yöneticilerinin hazır bulunduğu etkinliğe çok sayıda can katıldı. Etkinliğin açılışında sahne alan gençler, Alevi inancından deyişleri saza ve söze döktüler. Antalya Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Semah Ekibi'nin semahlarını dönmelerinden sonra, saygı duruşuyla birlikte panelin açılış konuşması yapıldı.

   Panele katılan, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir; "Yeni yapılacak anayasanın çok düzgün olması yeterli değil. Önemli olan ne kadar doğru uygulandığıdır. Yeni yapılacak anayasanın bu ülkede çok şey değiştireceğine inanmıyorum. Şu ana kadar altmış madde üzerinde anlaşıldı. Ama bu maddelerin hiçbirinde hak ve özgürlükler konusu yok. Bizim yıllardır zorunlu din dersleri mücadelemiz var. Yeni anayasada bu sorunumuza da bir çözüm yok. Yeni anayasa süreci biz Aleviler için çok zor olacak. Bizi Türkiye'de yok etme niyetindeler..." konuştu.

   Zorunlu din dersleri ile mücadelede önemli yeri olan ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği'nin önceki dönem başkanlarından Avukat Kazım Genç; Zorunlu din derslerinin kaldırılması ile ilgili yapılan mücadelelere değindi. "Mevcut anayasanın kaldırılması gerekmektedir. Hiç kimse bu mevcut anayasa ile kendini ifade edememektedir. Herkesin eşit yurttaş olmaya hakkı var. Biz Aleviler ayrımcılık istemiyoruz. Aleviler herkes için işleyen bir demokrasi istiyor..." diye konuştu.

   Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez; "Sözde sivil bir anayasa yapmaya çalışıyorlar. Ancak dillerinin sivil olmadığı aşikar olan bir hükümetin sivil bir anayasa yapması beklenemez... Yeni anayasada kimse Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kaldırılmasından söz etmiyor. Diyanet bir çok bakanlıktan daha büyük bütçelere sahiptir... Aleviler anayasada 72 milletin var olduğunu görmek istiyor. Eşitlik, özgürlük, kimsenin ayırt edilmediği bir anayasa istiyor. Aleviler insanların inançlarından dolayı öldürülmediği, evlerine mutlu döndüğü bir anayasa istiyor..." dedi.

   Panelistlerin konuşmalarının ardından karşılıklı soru ve cevap şeklinde devam eden etkinlik yaklaşık üç saat sürdü. Panele katılanların sorularını yanıtlayan dernek başkanları panelin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ettiler.

   Konuşmacılar gibi panele katılanlarda, yeni yapılacak olan anayasadan umutlu olmadıklarını, hak ve özgürlükler konusunda beklentilerinin karşılanmayacağını düşündüklerini ve Alevilik adına yapılacak olumlu bir gelişme beklemediklerini dile getirdiler.

Anayasayı Beklerken Aleviler

Metin ÖZDEMİR





17 Ağustos 2013 Cumartesi

SELÇİK KÖYÜ SARI SELÇUK DEDE ANMA TÖRENLERİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

   
Selçik Köyü'nde Sarı Selçuk Dede Anma Törenleri


   7. Geleneksel Sarı Selçuk Dede Anma Etkinliği, 10 Ağustos 2013 Cumartesi günü Saat 20:00'de, Afyonkarahisar'ın Sandıklı ilçesine bağlı Selçik Köyü'nde, Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlendi.

   Selçik Köyü'nde her yıl geleneksel olarak düzenlenen Sarı Selçuk Dede Anma Etkinlikleri, Sarı Dede Türbesi ve Cemevi'nin yanında bulunan etkinlik alanını dolduran canların yoğun katılımıyla başladı. Etkinliğin sunumunu Metin Özdemir ve Yusuf Coşkun'un birlikte yaptığı anma törenine Sandıklı Kaymakamı Ali Candan, Sandıklı Belediye Başkanı İsmail Elibol, Garnizon Komutanı vekili Mesut Şengül, Chp Afyonkarahisar İl Başkanı Yalçın Görgöz ve çeşitli demokratik kitle örgütleri, siyasi parti ve dernek temsilcileri katıldı.

   Şiirlerle başlayan anma etkinliğinin açılışında Üryan Eroğlu bir gülbenk ve lokma gülbengi okudu. Ardından Dernek Sekreteri ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Coşkun yaptığı konuşmasında; "Türkiye çok hassas bir dönemden geçiyor, insanlar bölünmeye parçalanmaya başladı. İnsanların yüreği yanıyor. İnsanları kucaklayabilseydik eğer gezi olaylarında  gençler ölmeyecekti. İnsanları, toplumu kucaklamalıyız. Bu hassas dönemi yurttaşlar iyi değerlendirmelidirler” dedi.

   Geçtiğimiz günlerdeki yapılan dernek genel kurulunda görev değişikliğine gidilerek, Dernek Başkanlığına seçilen Mehmet Ali Karamanav ve Eski Başkan Yusuf Yıldırım'ın yaptığı konuşmaların ardından, dilek ve temennilerin sunulması, katkı sunanlara teşekkür edilerek ve onurluklar verilmesiyle programa geçildi. 

   Antalya Radyo Akdeniz ve Sandıklı Gün Fm'in katkı sunduğu etkinliğe Dede Mehmet Turan, Emrah Mahzuni, Haluk Gülsoy gibi değerli sanatçılar katıldılar. Açılışta Selçik Köyü'nün kendileri küçük, fakat yürekleri büyük çocukları semaha durdular. Çocukların semahından sonra Selçik Köyü Semah Ekibi'ni oluşturan gençler semah döndüler. Ayrıca Selçik Köyü'nün yetiştirdiği genç ozanlardan Üryan Eroğlu, Nesimi Şen, Ozan Yıldırım, Mustafa ve İnci Eroğlu etkinliğe deyişleriyle renk kattılar.

   Etkinlikte konuşan Dede Mehmet Turan; "İnsana saygı duymak bizde ibadettir. Okuyana saygı duymak, bizde ibadettir. Eğitmek, eğitilmek, bizde ibadettir. Kendi ibadetini insanlara yapılan muhabbette bulan, kendi özünü eğitmekte bulan, küçüğüne sevgiyi, büyüğüne saygıyı ibadet sayan çok değerli canlar tekrar hoş geldiniz. Bu gün yıllardan beri birlikte paylaştığımız bir muhabbet akşamını yeniden paylaşacağız. Çok kısa bir zaman önce Taksimde olaylar oldu. Orada insanlar canlarını kaybetti. Onların önünde hepimiz saygı duyuyoruz. Bu saygıyı hepimiz ayağa kalkarak göstermeliyiz. Ayağa kalkışımız hayatını kaybeden gençlerimize saygı duruşu oldu. Onları anmadan edemeyecektim. Burada iki türkü söylemek yerine bunları söylemek boynumun vebalidir. O canlar bizim canımız" dedi.

   Dede Mehmet Turan'ın konuşması ve deyişlerden sonra, Emrah Mahzuni sahneye çıktı. Konuşmasında "Gençler bizim göğsümüzü kabarttılar. Onlar yobaza ve gericiliğe karşı bir çığır açtılar. " diyerek Gezi direnişine değindi. Emrah Mahzuni'nin türkülerini ve deyişlerini seslendirmesinin ardından Haluk Gülsoy sahneye çıktı. Etkinlik gecenin geç saatlerine kadar, türkülerle, deyişlerle, semahlarla ve şiirlerle devam etti.

   Sarı Dede Anma Etkinliklerini bu yıl olduğu gibi geleneksel olarak her yıl düzenlemeye devam edeceklerini aktaran dernek yetkilileri, bu birliktelikten ve dayanışmadan mutluluk duyduklarını belirttiler. Etkinliğe katılan canlara ve katkı sunan tüm Selçik Köyü dostlarına teşekkür ettiler.
Metin ÖZDEMİR



Selçik Köyü'nde Sarı Selçuk Dede Anma Törenleri





12 Temmuz 2013 Cuma

ZALİMİN DEĞİL, MAZLUMUN SESİ OLMAK

   
Zalimin değil, mazlumun sesi olmak.

   Öyle bir toplum düşünün ki her dönemde , asimilasyon ve yok etme politikalarıyla katledilmiş, öldürülmüş, kıyımlara uğramış, kanlı cellatların boyunlarına taktığı yağlı ilmekler de son nefesini vermiş, ama hiç bir zaman nefesini yitirmemiş. Hep zulme karşı durmuş, susmamış, yok edilmeye çalışıldıkça bir ölmüş, bin dirilmiş savaş meydanlarında, yangın yerlerinde...

   Alevi toplumunun kara yazgısı mıdır? Kızılbaşlığın mücadeleci yapısından mıdır? bilinmez ama, her devirde bir "Yavuz" çıkmıştır karşılarına.

   "Yavuz" adı Aleviler'in tarihinde ve zihinlerinde, Çaldıran ovasından başlayarak Kızılbaşları kılıçtan geçiren, 40 bin Alevi'yi katletmiş, canlara kıymış birini canlandırır. Gerek saltanat, gerek hırs, gerekse beslenen kin ve nefretin birikimiyle atasına, kardeşlerine, evlatlarına ve yeğenlerine saltanat hırsıyla saldıran eli kanlı "Yavuz Selim" Alevileri katletmekten de geri kalmamıştır. Üzerinden yüzlerce yıl geçmiş olmasına rağmen bu katliamlar Alevilerin yüreklerinden hiç çıkmadı.

   "Yavuz Sultan Selim" deyince Alevilerin beyinlerinde ve tarihi gerçeklerde yer etmiş olan isim, bugün yeniden iktidar tarafından gündeme getirilmiştir. Alevilerin sinir uçlarıyla oynanmaya devam edilmekte. Alevi toplumunun rahatsız olduğu, "bize zulüm etti, bizi katletti" dediği Yavuz Sultan Selim isminin İstanbul'da yapılacak olan üçüncü köprüye verileceği açıklandı. Yapılan temel atma töreninde son dakikada Cumhurbaşkanı'nın eline tutuşturulan kağıtta "Yavuz" yazıyordu. Onun bile son anda öğrendiği bu isim, belli çevrelerin isteği üzerine belirlenmiş bir isim midir?

   Seçim meydanlarında Alevileri yuhalatan zihniyet, "Yavuz Sultan Selim" ismini de bilerek ve kasıtlı olarak, Alevi toplumuna dayatmaktadır. Buda Alevilerin kafasında soru işaretlerine yol açmaktadır.

   Şu açıkça ortadadır ki Aleviler, "Yavuz Sultan Selim" isminin Türkiye'de yaşayan milyonlarca Alevi'nin bulunduğunu, özellikle İstanbul'da yoğun olarak yaşayan Alevilerin her gün gözlerinin içine sokulmasından rahatsız olacaktır. Alevi toplumu net olarak, "Yavuz'u istemiyor."

   İstanbul'da yapılacak olan üçüncü köprüye "Yavuz" isminin verileceğinin açıklanmasından sonra , Alevi toplumu ve aydın, demokratik çevrelerin tepki göstermesine rağmen iktidar hiç bir şekilde geri adım atmamıştır. Fakat bunun karşılığında "Hacı Bektaş Veli" ve "Pir Sultan Abdal" gibi Alevi önderlerinin isimlerinin üniversitelere verileceğini açıkladılar.

   Bu bir kandırma çabasıdır, Muaviye oyunudur. Zalimle mazlum hiç bir şekilde yan yana getirilemez.

   Yavuz'da bizim, Şah İsmail'de bizim diyenler ve "Yavuz adını köprüye verelim. Üniversitelere de Hacı Bektaş Veli'yi, Pir Sultan Abdal'ı koyalım." demek riyakarlıktır, iki yüzlülüktür. Bu kabul edilemez bir söylemdir.

   Bundan yirmi yıl önce Sivas'ta Madımak Oteli'nde gerici yobazlar tarafından diri diri yakılan 35 canla, onları yakmaya çalışırken otelde ölen diğer iki kişinin adını, Madımak Oteli'nin yerindeki kebapçıyı, "Sivas İl Özel İdaresi Bilim ve Kültür Merkezi" olarak adlandırdıkları yerde, bir arada aynı levhada tutmaya çalışmaktadırlar. Zalimle, mazlum yan yana durmaz. Yakanla yananı aynı yerde tutan zihniyet, katleden katillerle, katledilen canları bir arada tutmak akıl almaz bir durumdur. Köprüye "Yavuz" diyelim. Bir kaç üniversiteye de Alevilerin adlarını veririz demek, aynı buna benzemektedir.

   Sözde bilim ve kültür merkezinde katillerin isimlerinin, katlettiklerinin, canlarımızın adlarının yanına yazmaları canımızı nasıl incitiyorsa, elini Kızılbaş kanında yıkayan Yavuz'un adını Türkiye'nin en büyük kentinde bir köprüye vermek büyük bir yanlış olacaktır. Bu hiç kimse arasında bir barış ve kardeşlik köprüsü olmayacaktır.

   Aleviler başta olmak üzere, demokratik kitle örgütleri bu yanlışa dur demek için bir araya gelmelidir. Dünün yanlışı, bugünün doğrusu olamaz. Bu yanlıştan tez zamanda dönülmesi gerekir. Alevilerin yaralı yürekleri bu isimle bir kez daha yaralanmıştır. Toplumun bütün kesimlerini kapsayacak, kimsenin gönlünü incitmeyecek ve Türkiye'ye yakışacak bir isim verilmelidir.

   "Yavuz elinde kesilenler" bu köprüden geçmek istemiyorlar...

Zalimin değil, mazlumun sesi olmak.

Metin ÖZDEMİR





6 Temmuz 2013 Cumartesi

BARIŞIN DİLİ ALEVİLER


Barışın Dili Aleviler

   Anadolu'nun eski ve köklü bir inanç kitlesi olan Aleviler, yaşadıkları coğrafyada hep huzur ortamı içerisinde olmayı, bütün etnik kökenlerdeki ve inançsal yapıdaki herkesin barış içerisinde bulunmalarını amaç edinmişlerdir. Her devirde barıştan, birlikten ve beraberlikten yana tavır sergilemişlerdir. Ezilmiş, horlanmış, yok sayılmışlar fakat, yinede hep dik durmuşlardır.

   Aleviliğin gelmiş geçmiş tüm uluları her zaman haklının, güçsüzün ve ezilenin yanında olmuşlar. İnançları ve ilkeleri uğrunda kendi canlarını ortaya koymuşlardır. Alevilik; "demirden bir leblebi" gibi çetin ve zorlu bir yoldur. Bu yolu yürütenler hep zor koşullarda yaşamışlar ve hiç bir zaman doğrulardan taviz vermemişler.

   Alevilik etnik bir kökene değil, inanç temeline dayanan bir yoldur. Alevilik; ozanın tabiriyle, bir sevgi dinidir, barışın dilidir. Çeşitli etnik kimliklere ve farklı örgütlenmelerin içerisine hapsedilmeye çalışılan Alevilik, evrensel değerleri olan bir öğretidir. Bu öğreti dar kalıplar arasına sıkıştırılmaya çalışılmaktadır. Ama bu kültür, dar kalıplara sokulamayacak kadar hoşgörü içeren bir inanç sistemidir. Bu nedenle, Alevilik evrenseldir.

   Aleviler her koşulda barışın ve sevginin türküsünü söylemişlerdir. Bunu da hiç bir kesimin zorlamasıyla değil, kendi dünya görüşlerinin gereği olarak yaparlar. Alevi önderleri ve Aleviliğin yol ehli canları hiç bir kimseyi dilinden,renginden, dininden ve inancından dolayı sorgulama yada yargılamaya kalkışmazlar.

   Her devirde ezilen ve hakları ellerinden alınanlar Alevilerin bugünde ayrımcılığa ve asimilasyona uğramaktadırlar. Alevilerin hakları her zaman olduğu gibi günümüzde de yok sayılmaya, iradeleri ellerinden alınmaya çalışılmaktadır.

   Bunca haksızlığa uğrayan Aleviler, her zaman toplumsal barış ortamı istemişlerdir. Önce karşısındaki insanın hakkını gözetirler. Artık bu duyarlılığı Aleviler kendileri içinde bekliyorlar. Yaşadıkları coğrafyaya sevgiyi ve barışı gönülleri kazanarak getiren yol önderlerinden öğrendiklerini topluma yansıtan Aleviler, herkesin içerisinde olacağı bir toplumsal barış ortamı istemekteler ve artık yok sayılmadan kabul görmek istiyorlar.

   Alevilerin geçmişi ve hatta bugünü de "katliamlar tarihi" olarak görülmektedir.  Bu doğru bir tespittir. Aleviler tarih boyunca baktığımızda, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde hep kırıma uğramış, canları yakılmış, asılmış, ezilmiş bir ezilenler bütünüdür.

   Yakın tarihte de Maraş, Çorum, Sivas ve daha niceleri gibi can kırımlarına, toplu katliamlara maruz kalmışlardır. Yok edilmişler ama yok olmamışlardır. Hiç bir zaman can kıyma yanlışına düşmemişlerdir. Hiç bir Alevi, uğradığı haksızlık karşısında, Hakkın yarattığı bir candan öç almak, gibi bir hataya düşmemiştir. Aleviler sonuçları ne olursa olsun her koşulda barıştan yanadırlar. Bu sebeple şimdiye dek çok fazla bedel ödemişlerdir. Bugünde bedel ödemeye devam ediyorlar.

   Eşit yurttaşlık haklarının kendilerine verilmesini isteyen Alevi toplumu, her koşulda barışı ve demokrasiyi savunur. Sadece bunu kendilerine değil, bütün yurttaşlara eşit şekilde istemektedirler. Çünkü toplumsal bir barış bütün insanlığı ancak rahata eriştirebilir.

   Hakları gözardı edilmeden, yok sayılmadan eşit yurttaşlık talebinde bulunan Aleviler herkesin eşit haklara sahip olmasını istiyorlar. Öğretisi, inancı ve kültürüyle barışa, özgürlüğe ve demokrasiye özdeş bir toplumsal yapısı olan Aleviler, bütün kesimlerin eşit yurttaşlık haklarına sahip olması gerektiğini, her bireyin düşüncesi, inancı ve etnik kökeni ne olursa olsun eşit haklara sahip olması gerektiğine inanırlar ve bu yolda örgütlü mücadele ederler.

   "Yetmiş üç millete bir nazarla bakınız." "Hiç bir milleti ayıplamayınız." diyen Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin yolundan giden Aleviler, herkes için eşit haklar istiyorlar ve kendilerinin hep yok sayılmış, gözardı edilmiş olan haklarını istiyorlar.

   Barışın, demokrasinin ve özgürlüğün susmayan dili olan Aleviler, her dönemde ve her koşulda barıştan yana olacaklar. İnsanı ve insan haklarını savunmaya devam edeceklerdir...


Barışın Dili Aleviler


Metin ÖZDEMİR


Barışın Dili Aleviler - Metin ÖZDEMİR







1 Temmuz 2013 Pazartesi

ANTALYA'DA SİVAS KATLİAMINI ANMA ETKİNLİĞİ

   
Antalya'da Sivas Katliamını Anma Etkinliği

   Sivas'ta, 2 Temmuz 1993'de Pir Sultan Abdal Anma Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nde 35 canımızın gerici yobazlar tarafından katledilmesiyle sonuçlanan olayların 20. yıl dönümünde Antalya'da, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şubesi ve Halkevleri Antalya Şubesi tarafından ortaklaşa düzenlenen "Sivas Şehitlerini Anma etkinliği" Atatürk Kültür Merkezi anfisinde gerçekleştirildi.

   Sivas şehitleri anısına saygı durşunda bulunulmasının ardından, konuşmalara geçildi. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şubesi adına konuşan Başkan Selçuk Akpınar; "Dün Sivas katliamını yapanlarla, bugün iktidarda bulunan zihniyetin arasında bir fark olmadığını belirterek, Sivas katliamının yirminci yılında şehitlerimizi saygıyla anıyoruz" dedi.

   Halkevleri Genel Merkez yürütme kurulu üyesi Kutay Meriç'te yaptığı konuşmasında, Hükümet, Gezi direnişi sırasında, alanlarda olan ve direnişe katılan Alevileri kandırma çabasına devam etmek için, on yıldır bitiremedikleri "Alevi açılımı" sürecini yeniden gündeme getirdiklerini dile getirdi. "Alevi açılımı yapanların önce katliamlarla yüzleşmeleri gerektiğine dikkat çekti.

   Etkinliğe katılanlar sıkça "Sivas'ın ışığı sönmeyecek" , "Sivas'ı yakanlar, Akp'yi kuranlar" , "Her yer Taksim, Her yer direniş" sloganları attılar.

   Yapılan konuşmaların ardından, Antalya Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Semah Ekibi'nin döndüğü semahlar ilgiyle izlendi. Antalya Halkevi Müzik Topluluğu'nun sunduğu dinletiden sonra katliamın görüntülerinin yer aldığı sinevizyon gösterimiyle etkinlik sonlandırıldı.

Metin ÖZDEMİR





23 Haziran 2013 Pazar

SELÇİK KÖYÜ'NDE 7.GELENEKSEL SARI DEDE ANMA ETKİNLİĞİ DÜZENLENECEK

   
Selçik Köyü 7.Geleneksel Sarı Dede Anma Etkinliği

   Afyonkarahisar'ın Sandıklı İlçesine bağlı Selçik Köyü'nde, geleneksel olarak düzenlenen Sarı Dede Anma Etkinliği'nin bu yıl yedincisi, 10 Ağustos 2013 Cumartesi günü gerçekleştirilecek. Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından her yıl düzenlenen festivalle, köy halkını ve gurbette yaşayan köylüleri bir araya getirmek, çevre köylerden başlayarak, komşu il ve ilçeler başta olmak üzere yurdun her yerinden konukları davet ederek, toplumsal birlik ve dayanışmayı güçlendirmek amaçlanmaktadır.

   Geçtiğimiz yıllarda yapılan etkinliklerde olduğu gibi şiirler, deyişler, semahlar ve müzik dinletileri ile katılımcılara Selçik Köyü konukseverliğini göstererek eşsiz bir zaman geçirtmeyi isteyen yetkililer, şimdiden etkinlik hazırlıklarına başladılar. Saat 19:00'da başlayacak olan etkinlikte Mehmet Turan Dede, Haluk Gülsoy, Grup Ozanca ve yerel sanatçılar yer alacak. Konuk sanatçılarında katılacağı anma etkinliğinde, Selçik Köyü Semah Ekibi başta olmak üzere, Alevi inancını yansıtan semah ekipleri yer alacak.

   Selçik Köyü'nde türbesi bulunan Anadolu erenlerinden , Sarı Dede adına düzenlenen kültür etkinlikleri türbe, cemevi ve aşevinin bir arada bulunduğu festival alanında gerçekleştirilecek. Köy ve Sarı Dede hakkında bilgilerin verileceği etkinlikte, Alevilik ve toplumsal konular hakkında konuşmalar yapılacak. Semahlar ve deyişlerle birlikte, her yıl geleneksel olarak yapılan pilav (lokma) ikramında bulunulacak.

   Dernek Başkanı Mehmet Ali Karamanav; "Selçik Köyü'nü seven tüm can dostlarımızdan 10 Ağustos'ta ki etkinliğimize katılımlarını ve katkılarını bekliyoruz" diyerek herkesi etkinliğe davet etti.

   Gelin canlar, Selçik Köyü'nde bir olalım. Sarı Dede'de birlik olalım...





Selçik Köyü 7.Geleneksel Sarı Dede Anma Etkinliği

Metin ÖZDEMİR




24 Mayıs 2013 Cuma

KAYABELEN FESTİVALİNDE BİRLİK OLMAK

   
Kayabelen Hamza Şeyh Dede'yi Anma ve Hıdırellez Kültür Bahar Bayramı Etkinliği


   Mevsim değişir, bahar gelir memleketin her köşesine. Aylardan Mayıs'tır artık. Hıdırellez zamanı kırda bayırda toprak yeşermiştir ve tabiat canlıdır artık. Ege'deyse bahar bir başka güzeldir. Çünkü Afyonkarahisar toprakları Ege'dedir, ama bir o kadarda Orta Anadolu'dur aslında. Hızır ile İlyas'da bu ayda bir bedende buluşur, Anadolu coğrafyasının her yerinde.

   Mayıs ayı gelince Afyonkarahisar çevresinde bir Hıdırellez coşkusu sarar canları. Hele ki Şuhut Kayabelen'de bir şenliktir sarar köyü ve etrafını. (Halkın dilindeyse halen Bedeş'tir bu topraklar.) Yöresel kıyafetleri, üç etekleri ve entarileriyle doğayla rengarenk bir güzellik oluşturur, Bedeş'in canları, anaları ve gençleri.

   Doğayla canların buluştuğu Hıdırellez, bahar bayramıdır. Afyonkarahisar'ın Şuhut Kayabelen Kasabası'na aylardan Mayıs geldiğinde, Hamza Şeyh Dede adına etkinlikler düzenlenir. Hamza Şeyh Dede'yi Anma ve Hıdırellez Kültür Bahar Bayramı'dır bu etkinlikler. Ama ne yazık ki artık bu etkinlikler düzenlenmiyor...

   Hamza Şeyh Dede'yi anma etkinliği ilk olarak 1993 yılında köyün yola gönül vermiş canlarının bir araya gelerek, tarlalarda ve traktör kasaları üzerinde festival yapmaya başlamasıyla can bulmuştur. Bu etkinliğin düzenleyicisi Kayabelen Folklor ve Araştırma Derneği (Kafa-Der)'dir. Köy derneğinin yöneticileri ile birlikte Kayabelen Muhtarlığı'da etkinliğin yapılmasında katkılarda bulunmuştur.

   1999 yılında köyün, belde olmasıyla birlikte, belediye imkanlarının da yardımıyla Kayabelen Festivali her geçen yıl kendini dahada genişleterek, geleneksellikten ulusal boyuta ve yurt dışına açılarak uluslararası düzeyde yapılmaya devam etmiştir. Ayrıca Gazi Üniversitesi bünyesindeki Türk Kültürü ve Hacı Bektaş-ı Veli Araştırma Merkezi tarafından paneller ve konferanslar düzenlenmiştir.


Kayabelen Hamza Şeyh Dede'yi Anma ve Hıdırellez Kültür Bahar Bayramı Etkinliği


   Kayabelen Hamza Şeyh Dede'yi Anma ve Hıdırellez Kültür Bahar Bayramı etkinliği son iki yıldır düzenlenmiyor. Bu yıl mayıs ayında festival düzenlenmiş olsaydı, Kayabelen etkinliklerinin yirminci yılı olacaktı. Etkinliklerin yapılmaması Afyonkarahisar ve çevresi açısından büyük bir eksikliktir. Bu festival sayesinde yurt içi ve yurt dışından gelen canlar bir araya gelerek cem olurken, şimdiyse bu alanlar boş kalmıştır.

   Bölgedeki canlar şimdiye kadar Alevi kültürüne emek vermiş bir çok sanatçıyı, semah ekiplerini, yol önderlerini bu festival sayesinde izleme ve dinleme imkanı bulmuştur. Kayabelen festivalinin, beldenin ve kültürümüzün tanıtılması bakımından katkıları kesinlikle yadsınamaz.

   Düzenlenmeye başlandığı ilk yıldan beri canların emeğiyle ve katkılarıyla çoğaltılarak büyüyen bu festivalin birden bire sonlandırılmış olmasına, bu etkinliğe bir kez bile katılmış olan canların gönülleri razı olmamıştır.

   Kayabelenli canlar, her türlü siyasi çekişmeden uzak durarak bir araya gelmeli, hiç bir ayrım gözetmeksizin tüm belde halkıyla birlikte yeniden bir başlangıç yapmalıdır. Hamza Şeyh Dede'nin adını yeniden, Kayabelen'den tüm dünyaya hep bir ağızdan duyurmalıdırlar. Bu birliği sağlamak, bu festivali yaşatmak, Kayabelen'e gönül vermiş, bu yolu kendine rehber edinmiş bütün canların görevidir.

   Umudum, yine her yıl mayıs ayı geldiğinde doğa canlanır, canlar Kayabelen'de cem olur, birlik olur... Hamza Şeyh Dede'nin sancağının altında birleşirler...
   Aşk İle...



Kayabelen Hamza Şeyh Dede'yi Anma ve Hıdırellez Kültür Bahar Bayramı Etkinliği

Metin ÖZDEMİR