3 Ağustos 2015 Pazartesi

SELÇİK KÖYÜ'NDE SARI DEDE'Yİ ANMA ve KÜLTÜR FESTİVALİ

Selçik Köyü'nde Sarı Dede'yi Anma ve Kültür Festivali

   Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından, 1 Ağustos Cumartesi günü Afyonkarahisar'ın Sandıklı ilçesi'ne bağlı, Selçik Köyü'nde 9. Geleneksel Sarı Dede'yi Anma ve Kültür Festivali gerçekleştirildi.

   Saat 18.00'de başlayan etkinliğe Sandıklı Kaymakamı Faik Arıcan, CHP Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal, CHP Afyonkarahisar İl, merkez ilçe ve Sandıklı İlçe başkanları ve yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda sivil toplum örgütü, sendika ve dernek temsilcisi katılım gösterdiler. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bir mesaj göndererek, Selçik'lileri tebrik etti.

   Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı'nın okunmasından sonra, Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Ali Karamanav ve Selçik Köyü Muhtarı Veli İncekara'nın konuşmalarıyla başladı. Selçik Köyü Derneği Başkanı ve Selçik Köyü Muhtarı birlik ve beraberliğin önemine vurgu yaparlerken, ileriki yıllar içinde katılımcılara yeniden davette bulundular.

   Festival Tertip Komitesi adına konuşma yapan Metin Özdemir; 2007 yılından bugüne kadar festival için emeklerini esirgemeyen Selçik Köyü halkı ve dernek yöneticilerine teşekkür ederek konuşmasına başladı. Özdemir " Bu yılki organizasyonun her aşamasında emek veren Selçik Köyü Gençliğine ve Selçik Köyü dostlarına teşekkür ediyorum. Dünyada yaşanan sorunları düşünen, ülke gündemini takip eden bizler, yerelde de Sandıklı'nın, Selçik Köyü'nün sorunlarını biliyoruz. Bu sorunları bildiğimiz gibi, güzelliklerimizi, değerlerimizi, kültürümüzü ve inancımızı yaşatmak içinde, gençlik olarak görev başındayız." diyerek konuşmasına devam etti.

   Festivalde genç ozanlardan Deniz Poyraz, Ozan Yıldırım, İnci ve Mustafa Eroğlu sahne alarak türkülerini söylediler. Selçik Köyü Semah Ekibi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Sincan Şubesi Semah Ekibi semahlarını döndüler. Dede Mehmet Turan, Berivan Canbolat, Abdal - Haluk Tolga İlhan ve Oğuz Boran türküleriyle ve halaylarıyla davetlileri coşturdular. Saat 01.30'da yapılan teşekkür konuşmasıyla etkinlik son buldu.

Selçik Köyü'nde Sarı Dede'yi Anma ve Kültür Festivali

11 Temmuz 2015 Cumartesi

SELÇİK KÖYÜ’NDE ANMA ve KÜLTÜR ETKİNLİĞİ


Selçik Köyü 9.Geleneksel Sarı Dede'yi Anma ve Kültür Festivali

   Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından, Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesine bağlı Selçik Köyü’nde, derneğin 2007 yılındaki kuruluşundan bu yana her yıl geleneksel olarak düzenlenen Sarı Dede’yi Anma Etkinliği, 1 Ağustos 2015 Cumartesi günü Saat: 18:00’de gerçekleştirilecek.

   9.Geleneksel Sarı Dede’yi Anma ve Kültür Festivali’nde; Abdal - Haluk Tolga İlhan, Oğuz Boran, Berivan Canbolat, Dede Mehmet Turan, İnci ve Mustafa Eroğlu Kardeşler, Ozan Yıldırım sahne alacaklar. Bu sanatçıların yanı sıra etkinlikte, Selçik Köyü Semah Ekibi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Sincan Şubesi Semah Ekibi’nin semah erkânları yer alacak. Etkinliğe katılan canlara lokma (pilav) ikram edilecek.

   Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin her yıl geleneksel olarak düzenlediği etkinliğin organizasyonunu bu yıl Selçik Köyü gençleri üstlendi. Selçik Köyü gençleri etkinliğin düzenlenmesini sağlayarak, köyün ve derneğin geleceği için birer teminat olduklarını göstermek istiyorlar. Festival hazırlıklarına hız veren gençler, köylüler ve dernek yöneticileriyle uyum içerisinde bu organizasyonu gerçekleştirme çabasındalar.

   Selçik Köyü’nde ilk olarak 2007 yılında birlik ve dayanışma günü olarak yapılan Sarı Dede’yi Anma Etkinliği, geleneksel olarak düzenlenmeye devam ediyor. Derneğin; köylüler arasındaki birlik ve dayanışmayı güçlendirmek, canları bir araya getirmek için yola çıktıkları bu süreçte, etkinliği ulusal bir boyuta taşımak gibi bir hedefi var.

   Festival yapma amaçlarının, köylerinde türbesi yer alan Anadolu erenlerinden Sarı Dede’yi anarak, yüzyıllardan bu güne kadar taşıdıkları inançlarını, kültürlerini duyurmak ve aralarındaki birlik ve dayanışmanın katlanmasını sağlamak olduklarını dile getiriyorlar.

   “Gelin canlar, 1 Ağustos’ta Selçik Köyü’nde buluşalım. Sarı Dede’de birlik olalım...” sloganıyla tüm canları, 9.Geleneksel Sarı Dede’yi Anma ve Kültür Festivali’ne davet ediyorlar.

Selçik Köyü 9.Geleneksel Sarı Dede'yi Anma ve Kültür Festivali


Metin ÖZDEMİR

26 Mart 2015 Perşembe

YA LAİK EĞİTİM YA ASİMİLASYON


Ya Laik Eğitim Ya Asimlasyon - Metin Özdemir

   Birileri Alevileri sürekli yanlış anlıyor. Aleviler tüm örgütsel yapısı ile birlikte, hep laik sistemi savunmuştur. Sadece Alevilerin değil, toplumun bütün bileşenleri adına da laik eğitim için mücadele etmeye devam etmekteler. Aleviler eğitimde, hukukta ve sosyal yaşamda hep laikliği özlediler, düşlediler, istediler... İlkelerinde, yasalarında laik yazsa da gerçekte laik olmayan devlet, Alevilerin ve toplumun demokrat paydalarının laiklik taleplerine her dönemde kulak tıkamıştır. Devletin Alevileri yanlış anladığı kadar, bazı Alevilerde demekki bu talepleri yanlış algılamış! Yada anlamak istemiyorlar...

   Eğitimin laik olmasından , din derslerinin zorunlu olmasının yanlış olduğundan  söz eden Aleviler adına, Alevi adıyla bilinen "özel statülü lise" sıfatıyla bir "Alevi lisesi" açılması umut verici bir proje değildir. Aksine asimilasyonun bir başka ayağıdır.

   Hükümetin Alevi açılımı sürecinde bir tabelayla Hacı Bektaş Veli adını Nevşehir Üniversitesi'ne bahşetmesi gibi, bu lise projesinde de "Hacı Bektaş Veli Lisesi" adı verilerek, Hünkar'ın adıyla yeni bir aldatmaca ve algı oluşturma peşine düşüldü.

   Her fırsatta "Devletin Alevisi Olmayacağız" diyen Aleviler öğretilerini, devletin bir kurumunun ellerine teslim etmeyeceklerdir. İstanbul'da temeli atılan bu, "özel statülü" Alevi lisesinde Alevi inanç önderi yetiştirileceği müjdesi Milli Eğitim Bakanı tarafından verilmiştir! Ama Alevilerin devletin yetiştireceği, sistemin bir parçası olan Alevi-Bektaşi-Kızılbaş inancını bu topraklarda yüzyıllardır yok sayan düzenin yetiştireceği dedelere ihtiyacı yoktur.

   Aleviler devletin inançlar üzerinden elini çekmesini istiyor. Bu yüzdendir ki ağırlıklı olarak dini eğitimin verildiği imam-hatiplere karşı çıktıkları gibi, Alevi lisesine de karşı olmak laikliğe inananların ve en başta Alevilerin görevidir.

   Alevi lisesinin oluşumunda her türlü ortaklık içerisinde olanlar bu işten sorumludur. Alevilerin asimilasyonuna çanak tutanlar ancak bu toplum yok olma noktasına getirildiği zaman anlayacaktır yapılan yanlışı. Bu toplum artık yeni Hızır Paşa'lar istemiyor...

Ya Laik Eğitim Ya Asimlasyon - Metin Özdemir

   Cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi zorunlu din derslerinin kaldırılması, Diyanet'in kaldırılması gibi... Alevilerin çoğunluğunun aynı düşüncede olduğu konularda hiç bir çabası olmayan yöneticiler, konu Alevilerin asimilasyonu olunca yöneticisiyle, bürokratıyla tam kadro hazır oluyor ne hikmetse...

   Aleviler, Alevi örgütleri bu projeye karşı çıkmalıdır. Bu projede Ankara'da uygulanmaya çalışılan cami-cemevi projesi kadar tehlikeli bir adımdır. Dün cami-cemevi yapmaya çalışanlar yarın bu okullarda "imam-dede" yetiştireceğiz derlerse o zaman hiç şaşırmayalım. Cami-cemevi denilen yere belki kimse gitmeyecektir. Ama bu okulda yüzlerce genç öğrenci yerleştirilecek ve sonunda da inanç önderi olarak topluma yansıtılacak! Okulların amacı ne imam, nede dede yetiştirmek olmamalıdır. Kendi bağnaz anlayışlarını, Emevi İslam zihniyetini, Alevilik-Bektaşilik olarak gençlere aşılayacakları Alevi lisesi kanalıyla, bu topraklarda yeni bir Alevilik yaratmak istiyorlar. Aleviliği yok etmeye ve yeniden tasarlamaya ne bu sistemin nede sistemin yağdanlığı kurumların gücü yetmez.

   Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin deyişiyle, "Bilimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır..." Aleviler Hünkarın ışığında, izinde olacaklar. Okullarda bilimi öğrenmek, dergahlarda yolu sürdürmek için direnecek, mücadele edeceklerdir. Kendi dini eğitimlerini ailelerinden alarak, devletin yani egemenlerin istediği gibi değil, bu coğrafyada yüzyıllardır baş eğmeden yaşadıkları gibi inançlarını kültürlerini dupduru, turnalar gibi semah döne döne, Ali Ali diye çağırarak yaşamaya devam edecekler.

   Demokratik kurumlarımızdan, inanç önderlerimize kadar yola revan olanlar, Alevilerin her türlü asimilasyonuna karşı durdukları gibi bu projeye de karşı durmalıdır.

   Aşk ile...
Ya Laik Eğitim Ya Asimlasyon - Metin Özdemir

Metin ÖZDEMİR





22 Mart 2015 Pazar

ŞİFALI FRİGYADA BİR HÜDAİ


Şifalı Frigya'da Bir Hüdai - Metin Özdemir

   Afyonkarahisar'ın Sandıklı İlçesi'nde, Hüdai Kaplıcaları olarak bilinen mevkide yaşadığı bilinen Hüdai Dede'nin, kaplıcaya adını verdiği veya kaplıcanın adıyla anıldığı bilinmektedir. Hüdai; yöre halkının dilinde Hüzayi olarak adlandırılır. Hüdai Kaplıcaları, Friglerden bugüne kadar şifa dağıtmaya devam etmektedir.

   Çocuğu olmayan kişilerin gelerek, dilek dileyip Hüdai'ye bağlanmalarından sonra olan erkek çocuklara Hüdai Dede'nin adı olarak bilinen, Hidayet adı verilir. Kız çocuklarına ise Ülfet adı konur. Evlatları dünyaya gelen aileler kaplıcaya gelerek burada adak-kurban keserler. Sandıklı yöresinde Hüdai Dede'nin toplum üzerinde büyük etkisi vardır. Yaşamı hakkında kesin bilgiler olmayan Hüdai Dede'nin mezarının yeri de bilinmemektedir.

   Rivayet odur ki; Hüdai Baba çocuk yaşta iken annesi Hakka yürür. Babası sonra başka bir kadınla evlenince, eşi bu çocuğun yanlarında kalmasını istemez. Bunun üzerine babası, daha küçük yaşta olan Hüdai'yi, şifalı suları ve şifalı çamuruyla ünlü olan şimdiki kaplıcanın bulunduğu yere bırakır gider. Babası onu buraya bırakıp gittiğinde Hüdai'nin ağzı, yüzü yaralar içindedir. Buradaki suyla ve toprakla oynarken oluşan çamurdan ağzına, yüzüne sürer ve yaraları birden bire iyileşir.

   Efsane olarak anlatılan bu olayda, şifalı kaplıcanın suyu ve çamuruyla iyileşen Hüdai Dede'nin burada mekan kurarak Hak ile haldaş olduğu anlatılır. Hüdai Dede'nin kerametiyle buradaki suyun ve çamurun şifa kaynağı haline geldiği anlatılmaktadır.

   Özellikle Alevi-Bektaşi inancına bağlı olarak yaşayan canların buraya gelerek, Hüdai Dede'nin nazarında Hak erenlere saygı gösterdikleri görülmektedir. Anlatıla gelen bu söylenceler, toplumun bir zenginliği olarak inanç ve itikat yönünden yola bağlı olan canların dillerinde, gönüllerinde seyran eder.

   Erenlerin himmetiyle. Hüdai Dede'nin ışığı üzerinize olsun.

   Aşk ile...

Kaynak: Ali Özdemir, Selçik Köyü, 1948 doğumlu, Çiftçi


Şifalı Frigya'da Bir Hüdai - Metin ÖzdemirŞifalı Frigya'da Bir Hüdai - Metin Özdemir

Metin ÖZDEMİR





13 Şubat 2015 Cuma

SÜREKLERİN ÇEŞİTLİLİĞİ VE YOLUN BİRLİĞİ

Süreklerin Çeşitliliği ve Yolun Birliği - Metin ÖZDEMİR

   Birlik Alevi toplumunun her dönemde ihtiyaç duyduğu, ulaşmak için çaba gösterdiği fakat hep engellemelerle karşılaştığı bir olgudur. Tarih boyunca Alevi toplumu, hep karşısında olduğu siyasi iktidarların gücüyle birleşen, toplum baskısıyla parçalanmaya çalışılmıştır. Alevilerin birliği bu koşullarında etkisiyle hep engellenmiştir. Günümüzde de bu böyle devam etmekte...

   Alevi-Bektaşi-Kızılbaş inancında yaygın olarak kullanılan "Yol bir, sürek binbir..." sözü Aleviliğin birliğini ifade etmek için kullanılan bir deyimdir. Alevi öğretisindeki çeşitlilik, bu yolun zenginliğini gösterir. Alevilik yolunun içerisinde ise çokça sürek bulunduğunu biliyoruz. Bu süreklerin varlığı yolu bölmez. Doğru noktalarda ve aynı hedefler için birleşildiğinde inancı ve yolu dahada güçlendirir. Alevilikte inanç temelinde aynı olan kurallar sosyal ve coğrafi koşullara göre değişiklik gösterdiği için dışarıdan farklıymış gibi algılanabilir. Ama Aleviliğin temel taşları arasında "Hak Muhammet Ali yolu" birdir.

   Yol içerisindeki süreklerin çeşitliliği ocak temeline dayanır. Ocaklardaki Pir-mürşit-dede-talip ilişkisi farklı sürekler ve oymaklar meydana getirmiştir. Her ocak kendi dede-talip topluluğu içerisinde geçmişten süzülerek gelenekselleşen ve bugünlere ulaştırılan ritüelleri uygulamıştır. Yörelere göre değişklik gösterebilen bu kurallar süreklerin çeşitli olmasının önünü açmıştır. Sürek farklılıkları yolda ayrılığı değil, bütünlük içerisinde küçük farklılıkları içinde barındırır. Her ocak yada sürek kendi yapısı içinde bugünlere ulaşmıştır.

   Alevi adı altında birleşen Kızılbaş, Bektaşi, Tahtacı, Çepni, Türkmen gibi adlarla anılan toplumumuz aynı yol etrafında farklı kimliklerle anılmaktadır. "Farklılığımız zenginliğimizdir" söylemiyle Alevi toplumu, Anadolu coğrafyasında hep bir zenginlik, bir kültür, bir yaşam biçimi olarak sunulmaya çalışılmıştır. Aleviliğin tek başına bir inanç olduğu, böylelikle göz ardı edilerek yok sayılmıştır.

   Alevilerin içerisinde farklı uygulamalar olsa da, temel olarak birbirlerine uzak görüşte değillerdir. Balkanlardaki Bektaşiler'den, Anadolu'daki Kızılbaş topluluklarına ve Mezopotamya'ya kadar uzanan coğrafyada Yaresanlar ve Ehli Haklar gibi batıni inançları da içinde barındıran Alevilik özde ve gönülde Alevilere hep aynı duyguları hissettirmiş, aynı dili konuşturmuştur. Bizler bu yüzden "binbir" süreğimizi zenginlik olarak görmeliyiz. Alevi toplumunun içerisindeki farklılık gösteren uygulamaları öncelikle bütün Alevilerin sahiplenmesi gerekir. Cemdeki uygulanan oniki hizmetten, dar ve Hakka yürüme erkânına kadar nerede uygulanırsa uygulansın bütün ritüeller tüm Aleviler'den izler taşır ve Alevilik'te izler bırakır.

   Örneğin musahipliği ele aldığımızda; koşullar ne olursa olsun musahipli olan canları eleştirmek yada musahibi olmayan talipleri musahip tutmamakla eleştirmek doğru bir yaklaşım olamaz. Çünkü bu Aleviliğin sevgi ve hoşgörüye dayanan felsefesine sığan bir davranış değildir. Oniki hizmette yapılan görevleri birbiriyle kıyaslamak ve eleştirmek ise sadece toplumumuza zarar verir. Bu tür yaklaşımlardan kimseye fayda gelmez.

   Son dönemlerde Aleviliğin ve Alevilerin birliği konu edildiğinde aklımıza gelen, Hünkâr Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy'un önderliğinde başlatılan "Dergâh'ta Birlik" Aleviliğin birliği noktasında atılmış en önemli adımlardan birisidir. Geçtiğimiz günlerde asılsız bir şekilde Serçeşme'nin eleştirilmesi sadece Dergah'ta Birlik oluşumuna yapılan bir eleştiri değildir. Aleviliğin ve Alevilerin birliğine karşı yapılmış birer eleştiridir.

   Dergâh'ta Birlik çalışmasının amacı; Serçeşme etrafında toplanılabildiğini göstererek, Alevilerin bir olduğunu, aslında söylenildiği gibi olmadığını yansıtmaktır. Muhattap bulamıyoruz diyenlere biz burdayız diyebilmektir. Dergah'ta Birlik toplantılarına katılan tüm ocak ve dergâhlar yine kendi hizmetlerine aynı şekilde devam edecektir. Bu yola düşenlerin amacı; söndürülmeye çalışılan küllenmeye yön tutmuş bütün dergâhlarımızın ateşini yeniden alevlendirmektir. Alevilerin bir ve birlik olduğunu göstermek için çıkılan bu yolda karınca misali hizmet eden canlara ve buna vesile olan pirlerimize, mürşitlerimize, dedelerimize, analarımıza saygı duymak ve desteklemek gerekir. Herkesi ve herşeyi özgürce eleştirmek elbette hakkımızdır ama elimizi vicdanımıza koyarak, kimseye haksızlık etmeden.

   Alevilerin birliğini engellemek için Selçuklu'da ve Osmanlı'da oynanan oyunlar bugünde kurnazlıkla uygulanmaya çalışılıyor. İktidarlar kendi elleriyle Alevi kurumları açtırarak onları finanse ettiler ve ediyorlar. Bugünde yaptıkları sözde Alevi açılımları için kendi muhattaplarını kendileri oluşturmak istiyorlar. Devlet eliyle kurdurulan, üyesi bile olmayan bilinmedik dernekler, vakıflar ve hatta federasyonlar açtırarak kendi Alevi'sini ve Alevi kurumlarını oluşturmayı da başarıyorlar. Bu gücün karşısında ise bizlere düşen kendi örgütlülüğümüze ve ocaklarımıza, dergâhlarımıza sahip çıkmaktır. Bitmek tükenmek bilmeyen bütün kaynakları kullanarak, kendi Alevi'sini yaratmaya çalışanların karşısında yolun birliği ve devamlılığı için elimizden geleni yapmamız gerekir. Dışarıda mücadele edeceğimiz çok şey varken, içimizde kavga etmeyi artık bırakmalıyız.

   "Yolumuz bir, süreğimiz binbir" deyip dururken, birde bakarız ki yol bölük bölük olmuş. Bu sebeple, "Yol cümleden uludur..." Yolu yaşatmak adına elini taşın altına koyan kurumlara ve yol önderlerimize destek olmamız, yanlarında olmamız gerekir.

   "Gönül kalsın, yol kalmasın..." sözü yolu doğru sürebilmek içindir. Yolu doğru sürenlere ve yol için, yolun birliği için mücadele verenlere aşk olsun...


Süreklerin Çeşitliliği ve Yolun Birliği - Metin ÖZDEMİR

Metin ÖZDEMİR






4 Aralık 2014 Perşembe

ANTALYA ABDAL MUSA DERNEĞİ'NDEN PANEL VE MUHABBET

Antalya Abdal Musa Derneği'nden Panel ve Muhabbet - Metin ÖZDEMİR

   Antalya Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği tarafından 29 Kasım 2014 Cumartesi akşamı Saat 19:30'da Antalya HBVAKV Cemevi'nde panel ve muhabbet düzenlendi.

   Serçeşme Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Koçak'ın konuşmacı olarak katıldığı panel, muhabbet ortamında sıcak ve samimi bir şekilde geçti. Antalya Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Gülçin Akça'nın moderatörlüğünde, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Başkanı Tufan Eroğlu'nun da katıldığı panelde, Abdal Musa Derneği zakirleri Süleyman Demir ve Sefa Küçük canlar deyişleri Ahmet Koçak ile birlikte seslendirdiler. Gahi saz, gahi sözle devam eden etkinliğe katılan canların sorularıyla renklendi.

   Antalya Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Gülçin Akça; canlarla bu tür etkinliklerde beraber olmaya devam edeceklerini dile getirdi. HBVAKV Antalya Şube Başkanı Tufan Eroğlu; Alevilerin sorunlarıyla ilgili konularda ve 12 Ekim Ankara mitingine yönelik değerlendirmelerde bulundu.


Antalya Abdal Musa Derneği'nden Panel ve Muhabbet - Metin ÖZDEMİR

   Panelde Alevilerin örgütlü mücadelesi, inançsal değerler ve Alevilerin sorunlarına ilişkin güncel konularda bilgiler verildi. Başbakan'ın Hacıbektaş ve Dersim'de yaptığı konuşmaların eleştirilerinin yapıldığı panelde Serçeşme Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Koçak; "Dergah'ta Birlik" ve Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı'nın çalışmaları hakkında bilgiler verdi.

   Antalya Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Gülçin Akça etkinliğe katılan canlara ve ev sahipliğinden dolayı Antalya Cemevi yöneticilerine teşekkür etti. 13 Aralık'ta Antalya Cemevi'nde Hüseyin Keskin Dede'nin yürüteceği ceme ve 27 Aralık'ta Gani Pekşen'in katılacağı programa canları davet etti. Serçeşme Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Koçak'ın kitaplarını imzalamasının ardından panel 23:00'da sona erdi.


Antalya Abdal Musa Derneği'nden Panel ve Muhabbet - Metin ÖZDEMİR


Metin ÖZDEMİR

 





25 Kasım 2014 Salı

KEPEZ'DE AŞURE LOKMASI

Kepez'de Aşure Lokması - Metin ÖZDEMİR

   Alevi Kültür Dernekleri Antalya Kepez Şubesi'nin aşure etkinliği 16 Kasım 2014 Pazar günü Kepez İsmet İnönü Parkı'nda düzenlendi. Halk Derneği'nin de katkı sunduğu etkinliğe Belediye meclis üyeleri, Alevi kurumlarının başkan ve yöneticileri ile davetli canlar katıldı.

   Başlangıcında deyişlerin seslendirildiği etkinlikte açılış konuşmasını yapan Alevi Kültür Dernekleri Kepez Şube Başkanı Abidin Özkan aşure etkinliğine katılan ve derneklerine katkı sunan canlara teşekkür etti. Aşurelerini sadece canların kendi katkılarıyla kaynattıklarına dikkat çekti.

   Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkan Yardımcısı Ali Aktaş ise yaptığı konuşmasında aşure gününün önemine ve Alevi toplumunun sorunlarına değindi.

   Antalya Alevi Gençlik Platformu Semah Ekibi'nin genç semahçılarının döndüğü semahlar aşk ile izlendi. Semahların ardından Hüseyin Gazi Metin Dede'nin aşure gülbengini çekmesiyle birlikte lokmalar canlara sunuldu.

   Aşure etkinliğinde "Cemevleri ibadet yerlerimizdir" pankartı ile cemevleri mücadelesinin önemine vurgu yapıldı. Alevi Kültür Dernekleri Kepez Şubesi olarak geleneksel hale getirdikleri aşure etkinliğini her yıl tekrarlayacaklarını dile getirdiler.

Kepez'de Aşure Lokması - Metin ÖZDEMİR

Metin ÖZDEMİR