22 Şubat 2013 Cuma

DİLDEN DİLE SARI DEDE

Araştırmacı-Yazar Lütfi Kaleli'nin Sarı Dede'yi Ziyareti
   
   Anadolu Erenleri kök saldılar bu topraklara, Horasan'dan kalkıp sökün eylediler Anadolu'ya. Rum Erenleri oldular, Kayıp Erenleri oldular, gezdiler gönüllerde diyardan diyara. Erenler, evliyalar, pirler, gâh nefes oldular, gâh nefes verdiler, el verdiler, aydınlattılar insanlığı. İnancın erleri, bu coğrafyada hep barışın, sevginin dili olmuşlardır. Dilden dile çoğalarak yüreklerde. Şah'ın nefesi, Hünkar'ın dili oldular.

   Sarı Dede Sultan da, bu yolun pirlerindendir. Sarı Dede'nin yaşamı hakkında yazılı kaynaklarda kesin ve net bilgiler olmamakla beraber, Sarı Dede, canların inancında, kültüründe yaşamakta, dillerinde söylenerek anlatıla gelmektedir.

Sarı Dede Türbesi


   Sarı Dede'nin Türbesi, Afyonkarahisar'ın Sandıklı İlçesine bağlı Selçik Köyü'nün ortasında yüzyıllardır orada simge olmuş bir anıt gibi durmaktadır. Sarı Dede Türbesi ilk başlarda, avlu içerisinde, taş duvarlarla örülü, etrafında beyaz dut ağaçlarının olduğu bir mekandan oluşan bir yatırdır. Sarı Dede yatırı 1952 yılında köyün genelinde yapı malzemesi olarak kullanılan ve köydeki tepelerden çıkarılan "küfeki" taşlarından yapılmıştır. Yatırın bulunduğu yer (yani mezar) köy halkından Hüseyin Akça tarafından, köye kalaycılık için gelen aynı zamanda taş ustası olan bir kişiye yaptırtılmıştır. Bahçe içerisinde ağaçların bulunduğu yatırın gölgesinde canlar burada toplanırlarmış. Sarı Dede'ye kesilen kurbanlar, adaklar da burada birlik dirlik içerinde yenilirmiş.

   Sarı Dede'nin avlusundaki büyük ağaçlar daha sonra türbe yapımı için kestirilmiştir. Sarı Dede Türbesi 1972 yılında köy halkından Bayram Çekmez'in önder olmasıyla, köylülerinde yardımları ve destekleri sayesinde yaptırılmıştır. Türbe, dikdörtgen bir yapıdadır. Tek giriş kapısı olan türbenin, şimdi beş tane penceresi bulunmaktadır. Sarı Dede'nin makamı türbenin içerisinde giriş kapısının tam karşısında yer almaktadır. Türbe oldukça büyük bir alana sahiptir. Sarı Dede'nin makamının da yapı olarak büyük olması dikkatleri buraya çekmektedir. Türbeye 2002 yılında Mustafa Çekmez tarafından restorasyon yaptırılmıştır. Türbenin bakımı ve onarımı için köylüler maddi ve manevi katkılarını esirgememektedir. Yine köy halkından Sultan Dinç, türbenin tabanının yapılmasında katkı sağlamıştır.

Sarı Dede'nin Yaşamı ve Ailesi 


   Sarı Dede hakkında rivayetler, söylenceler oldukça fazladır. Yaşamı ve ailesi hakkında yöre halkı tarafından bilinenler mevcuttur. Sarı Dede'nin eşinin "Fatma Ana" adında bir zat olduğu ve üç çocuğunun olduğu anlatılanlar arasındadır. Sarı Dede türbesine gelerek dilek dileyenler, adak adayanlar, kurban kesenler olmaktadır. Evlat özlemi duyanlar gelerek Sarı Dede'nin yüzü suyu hürmetine dilek diler, niyaz eder, Hakka dua ederler. Evlat hasretine kavuşanlar olduğunda buraya gelerek kurban keserler. Sarı Dede'ye bağlananların erkek çocuklarına Selçuk, kız çocuklarına Fatma isimlerini koydukları bilinmektedir. Buna benzer ritüeller halkımızın doğal ve saf inançlarıdır. Bu inançlara herkesin saygı göstermesi gerekir.

   Sarı Dede'nin "Sarı" ünvanını taşıyan bir aileden olduğu düşünülmektedir. Adının Selçuk olduğu söylenenler arasındadır. Bekteş Köyü'nde de köy içinde, yol kenarında yatırı bulunan yine Sarı Dede (Sarı Bekteş) diye bilinen ereninde, Sarı Dede ile kardeş olduğu anlatılmaktadır.

   Sarı Dede'nin ayrıca Selçuklu beylerinin torunlarından olduğu, Selçuklu Devleti'nin çöküş dönemlerinde buraya gelerek yerleştiği yada bu bölgeye sürgün edildiği anlatılmaktadır. Fakat Selçuklu döneminde de Alevilere uygulanan baskı ve zulümleri göz önünde bulundurursak bunun gerçeklikle ilgisinin olamayacağı düşüncesine varabiliriz.
Ayrıca Sarı Dede'yle birlikte, Ethem adında bir amcazadesinin de olduğu, onunda İstanbul'a gönderildiği söylenmektedir.

   Yaşlılardan aktarılan diğer bir bilgiyse Sarı Dede'nin "Karamanoğulları'ndan yani Konya'dan, Afyon'a gelerek Selçik Köyü'nü mekan tuttuğu" asıl adının da Mehmet Efendi olduğudur.

   Sarı Dede'nin şimdi türbesinin bulunduğu yerin aşağısında bir dergahının olduğu, burada eserlerinin olduğu düşünülmektedir. Sarı Dede'nin yaşadığı döneme ait eserlerden geriye kalan tek bir yapıt türbenin çaprazındaki "dibek" taşıdır. Burada köy halkı yüzyıllardır Muharrem ayında Kerbela Şehitleri aşkına yaptıkları aşurelik buğdayı hazırlamaktadır. Balıklı Pınar'ın etrafında yer alan taşlarında buraya ait olduğu bilinmektedir.

Sarı Selçık mu? Sarı Saltuk mu?


   Sarı Dede hakkında diğer bir görüş ise, Selçuk isminin Sarı Dede'ye ait olup olmadığıdır. Çünkü Selçuk ismi yaşayan yaşlılar tarafından bugüne kadar bilinmemektedir. Köyde Selçuk ismini taşıyanlar şu anda en fazla 20-25 yaşlarındadır. Oysaki Akin Köyü'nde meftun olan Yusuf Dede'nin adı, köylüler arasında daha yaygın olarak kullanılmaktadır. Yani Akin'de yatırı bulunan Yusuf Dede'nin adı, Selçik'te türbesi bulunan Sarı Dede'ye ait olduğu söylenen Selçuk ismine nazaran çocuklara daha fazla isim olarak verilmiştir. Bu durumda bu düşünceyi desteklemektedir.

   Selçuk ismi zamanla, köyün adının Selçuk, (daha sonradan Selçik olmuştur.) olmasıyla ilişkilendirilerek, Sarı Dede'ye Sarı Selçuk da denilmeye başlanmıştır. Yalnız yazılı kaynaklara bakıldığı zaman Anadolu Alevi-Bektaşi inancının hiçbir yerinde başka bir "Selçuk" adına rastlanılmamaktadır.

   Selçik Köyü'ndeki Sarı Dede'nin, yine tarihteki Anadolu Erenlerinden Sarı Saltuk'a ait bir yatır olabileceği üzerinde durabiliriz. Bu konuda düşüncelerine başvurduğum araştırmacılarında kanaatleri bu yönde yoğunlaşmaktadır. Araştırmacı-Yazar Lütfi Kaleli'de "Alevi Kimliği ve Alevi Örgütlenmeleri" adlı eserinde buraya, Afyon-Sandıklı-Selçik Köyü'nde "Sarı Saltuk Türbesi" olarak yer vermiştir.

   Sarı Dede, efsaneleri-söylenceleri dilden dile anlatılan, binlerce insanın gönlünde bambaşka bir yeri olan Anadolu Aleviliği'nin yaşamasında bugün dahi hizmetleri devam eden bir Anadolu ereni, Alevi-Bektaşi piridir.

   Sarı Dede Sultan'ın himmeti üzerimize olsun. Aşk İle.

Metin ÖZDEMİR





20 Şubat 2013 Çarşamba

KALKSAM DERGAHINA VARSAM

Sarı Dede / Selçik Köyü

Kalksam dergahına varsam,
Turabına yüzüm sürsem,
Sarı Dedeme niyaz versem,
Dergahı güzeldir Sarı Dedemin.

Yunus ile sevgi dolar yürekler,
Koçgazi'yle yoldaş olur yiğitler,
Sarı Dedeme mihman olur peyikler,
Muhabbeti güzeldir Sarı Dedemin.

Yurdun dört yanına düşman dolmuştu,
Hak erenler dağı taşı sarmıştı,
Köyüne sokmamış sırra ermişti,
Kudreti güzeldir Sarı Dedemin.

Balıklı Pınarın kaynağı Sarı Dede'ye akar,
Gelincik Ana erenler Babadağlara bakar,
Eşiğine yüz sürenin gönlünü açar,
Hikmeti güzeldir Sarı Dedemin.

Horasan'dan kalkıp gelen erenler,
Bu yolu bu erkanı demi sürenler,
Hak Muhammed Ali'ye gönül verenler,
Erkanı güzeldir Sarı Dedemin.


Sarı Dede Çeşmesi
Sarı Dede Çeşmesi

Metin ÖZDEMİR






9 Ocak 2013 Çarşamba

SELÇİK KÖYÜ'NDE ALEVİ SÜREKLERİ

Selçik Köyü'de Alevi Sürekleri
   
   Alevilik, Hak Muhammed Ali'nin yoludur. Hak Muhammed Ali inancı, Alevi öğretisinin temelini oluşturmaktadır. Kırklar Meclisi'nden bugüne kadar uzanan cemlerde, meydanlarda kişinin benliğinden kurtularak, birliğe ve beraberliğe yönelmesi sağlanmak istenir. "Yol bir, sürek bin bir" diye söylenir hep yol diliyle... İnancımızda değişik yorumlar, küçük farklılıklar olsa da yolun temeli aynıdır. Bu inanca baş koyan, Mürşit-Dede-Talip bütün canların amacı, Hak Muhammed Ali yolunu sürdürerek, "İnsan-ı Kamil" olabilmektir.

   Anadolu Aleviliğinin en güzel örneklerinin yaşandığı Afyonkarahisar'ın Sandıklı İlçesine bağlı Selçik Köyü'nde yol ve erkanı yaşatmaya çalışan çeşitli sürekler, bu yüzden köye cem yürütmek için gelen çok sayıda da yol önderi vardır. Değişik ocaklara bağlı dedeler mevcut olmakla birlikte, Selçik Köyü'ndeki yürütülen cemler genellikle, Seyyid Veli Baba Sultan Ocağı erkanının izlerini taşımaktadır.

   Selçik'teki cemlerde musahiplik erkanının ritüellerinin yaşatıldığı ve uygulandığı oymaklar olmakla beraber, mücerret olarak yolu sürdüren oymakların varlığı daha fazladır. Aynı oymaktan olan, yani bir başka bir deyişe aynı dede nazarında yola ikrar veren talipler birbirlerinin "yol kardeşleri" dir. Köydeki yapılan cemlerde bir başka dedenin yönettiği oturuma, başka bir oymağın talibi olan canlar "mihman" olarak katılabilmektedirler.

   Günümüzde halen yılın belirli zamanlarında Selçik Köyü'nde Yıl (Görgü), İkrar, Dar ve Oruç kurbanları yani cemleri kesintisiz olarak yapılmaktadır. Yapılan cemlere "ikrarlı" olan bütün canlar katılmaktadır. Sadece, musahiplik erkanının sürdürüldüğü oymaklarda, oruç kurbanlarına musahibi olan talipler katılmaktadır.

   Köydeki Alevi süreklerini ve oymakları, günümüze kadar cem yönettiği bilinen dedeler açısından irdeleyebiliriz. eskiden köyde sürek farkı olarak üç ayrı oymağın olduğu söylenmektedir. Bu oymaklar; Ayenler oymağı, Lelikler oymağı ve geriye kalan büyük çoğunluğun oluşturduğu Uluğbey Seyyid Veli Baba Sultan Ocağı'na bağlı yol-erkan süren oymaklardır.

   Genellikle Ayenler oymağı diye adlandırılan süreğin dedelik hizmetini günümüzde, Erdoğan ERDİL Dede görmektedir. Bu sürek kendisini Erdebil Tekkesi'ne dayandırmakla birlikte, fiilen Seyyid Veli Baba Sultan Ocağı'na bağlanmıştır. Bu süreğin dedelik hizmetini geçmişte Bahaplar ocağından Ahmet ve Bahap dedeler yürütmüştür. Hakka yürümelerinin ardından, bu hizmeti yine Bahaplar ocağından Yusuf Dede ile birlikte, rehberlik postunda oturan İbrahim ERDİL (Macur) Dede devam ettirmiştir. Bahaplar ocağının ardından dedelik postu İbrahim ERDİL Dede'ye geçmiştir. Yıllarca Selçik Köyü'nde hizmet gören, cem yürüten İbrahim Dede'nin vefatındna sonra, yerine oğlu Erdoğan ERDİL posta oturmuştur. Erdoğan ERDİL Dede halen Selçik Köyü'nde ve talipleri bulunan diğer yörelerde oturumlar yönetmektedir. Cemlerinde musahiplik erkanı uygulanmaktadır.

   Seyyid Veli Baba Sultan Ocağı'na bağlı olarak, Isparta Senirkent Uluğbey Kasabası'ndan, Selçik Köyü'ne canların cem hizmetini yürütmek için gelen yol önderlerimizden biride Hakka yürüyen, Hacı Veli DURMUŞ Dede'ydi. Hacı Veli Dede uzun yıllar Selçik Köyü'ndeki taliplerinin hizmetlerini görmüş, cemler yürütmüştür. Dedelik hizmetini, babası Durmuş DURMUŞ (Kamalı) Dede'nin hakka yürümesinin ardından devralmıştır. Durmuş Dede, Selçik Köyü'nde cem yürüttüğü bilinen en eski yol önderlerimizdendir.

   Hacı Veli DURMUŞ Dede'nin hakka yürümesinin ardından, Selçik Köyü'ndeki taliplerinin bir bölümünün hizmetlerini Hüseyin KESKİN Dede, bir bölümünün ise Erkan DURMUŞ Dede yürütmektedir.

   Hacı Veli DURMUŞ Dede, Hakka yürüdükten sonra, Selçik Köyü'ndeki taliplerinin hizmetlerini görmek için, "Uluğbey Kasabası Veli Baba Sultan Dergahı Bektaşi Tarikatı Mürşidi" Halil ÖZDAMAR, Veli Baba Sultan Ocağı'ndan Hüseyin KESKİN'i dede olarak geçirmiştir. O günden bu yana, Selçik Köyü'nde ve Uluğbey'de taliplerinin hizmetlerini gören Hüseyin KESKİN Dede, eskiden Uluğbey'de dedelik hizmetini yürüten Mustafa KESKİN (Kabak Çiçeği)'nin soyundandır. Seyyid Veli Baba Sultan Dergahı yol ve erkanını sürdüren Hüseyin KESKİN Dede, Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Hürrem ULUSOY'dan icazetli olarak dedelik hizmetini yerine getirmektedir.

   Seyyid Veli Baba Sultan Dergahı'na bağlı olarak, Selçik Köyü'ndek talipleri bulunan Erkan DURMUŞ Dede, Hacı Veli DURMUŞ Dede'nin oğludur. Veli Baba Sultan Ocağı yol ve erkanına göre, taliplerinin hizmetlerini yürütmektedir.

   Veli Baba Sultan Dergahı'na bağlı olarak yol hizmeti gören dedelerden Mehmet ER'in de Selçik Köyü'nde talipleri bulunmaktadır. Geçmişte Ahmet ER'den oğlu Ali Rıza ER'e geçen dedelik hizmetini şimdi Dede Mehmet ER devam ettirmektedir.

   Uluğbey Veli Baba Sultan Ocağı'ndan olan Ali Rıza DURMUŞ (Çavuş), yine Selçik Köyü'nde cem yürütmüş olan eski dedelerdendir. Yerine geçen oğlu Mehmet DURMUŞ Dede'nin Selçik Köyü'nde talipleri mevcuttur. Mehmet DURMUŞ Dede'de yakın zaman içerisinde Hakka yürümüştür.

   Selçik Köyü'nde Veli Baba Sultan Dergahı'ndan Uluğbey'den gelen dedelerden başka, Sandıklı'da yaşayan Gödeler ocağından Hamza AKGÜL ve Mehmet AKGÜL'ün talipleri de vardır. Hamza AKGÜL Dede, Hüseyin AKGÜL Dede'den sonra yerine geçen, amcası Halil AKGÜL'ün postunu devam ettirmektedir. Yine Gödeler ocağından olan Mehmet AKGÜL; Pir Mehmet'den, oğlu Ali AKGÜL'e uzanan süreğin devamıdır.

   Geçmişte Hacı Bektaş Dergahı'ndan gelerek, köyde cemler yapmış, muhabbetlerde bulunmuş bir yol önderi de Mehmet GÜVENÇ Dede'dir. Yaşadığı dönemde, köyümüzde kendisine bağlananlar olmuştur. Hakka yürümesinden sonra, yerine gelen olmamıştır.

   Köyde bir dönem, yine Uluğbey Veli Baba Sultan Dergahı'ndan gelen, Musa KARASOY dedelik hizmetinde bulunmuştur. Yine bir dönem Uluğbey Veli Baba Sultan Ocağı'na bağlı olarak, "Hüseyin Dede" köye gelmiştir.

   Şuhut Kayabelen'den, Hamza Şeyh Dede Dergahı'ndan Mehmet ÖZCAN (Kaymakçı) Dede'nin de Selçik Köyü'nde talipleri bulunmaktadır. Selçik Köyü'nde günümüzde talipleri bulunan, Mehmet TURAN Dede' de cem yürütmektedir. Isparta-Senirkent Şah Ahmet Sultan Ocağı'ndan olan Mehmett TURAN Dede, Hacı Bektaş Dergahı'na bağlı yol önderlerimizdendir.

   Selçik Köyü'ne şimdiye kadar çok sayıda yol önderi gelerek, dedelik hizmetini yerine getirmiştir. Yolu ve erkanı bugünlere getiren yol önderlerimizin postları kadim olsun. Bu yurtlardan, bu mekanlardan eksik olmasınlar. Bu mekandan göçüp giden erenlerin devirleri daim, yerleri nur gölü olsun.

   Anadolu toprağında yıllardır cem yüzü görmeyen, görgüden, sorgudan geçmeyen çok sayıda Alevi canın olduğunu, Pir, Mürşit, Rehber, hiç bir yol erinin uğrayamadığı yörelerin ve köylerin çok sayıda olduğunu göz önünde bulundurursak, Selçik Köyü'nde çok sayıda dedenin gelerek, dede-talip ilişkisini sıcak tutuyor olması bir zenginlik, ayrıcalık olarak görülmelidir.

   Erenlerin dediği gibi, "Yol bir, sürek bin bir" Mürşit, Dede, Talip, yoldaki hizmeti ne olursa olsun, hepsinin amacı yola sahip çıkmak, yolumuzu yaşatmaktır. Canlara Yol diliyle seslenirsek; "Gönül kalsın, yol kalmasın..." Aşk İle...



Selçik Köyü'de Alevi Sürekleri
Mehmet Güvenç Dede
Fotoğraf  Arşiv: Üryan Eroğlu

Metin ÖZDEMİR





7 Ocak 2013 Pazartesi

SANDIKLI'DA ALEVİ OCAKLARI VE DEDELERİ

Erdoğan Erdil ve Hamza Akgül
   
   Yol, Hak Muhammed Ali'nin yoludur. Bu yolu süren erenler, kuşaktan kuşağa yaşatarak getirmişler yolu, erkanı. Pirler, mürşitler, rehberler, Alevi inancının olmazsa olmazlarıdır. Mürşit (Dede) ve Rehber, Alevi-Bektaşi cemlerindeki on iki hizmetin post sahiplerindendir. Mürşit (Dede); cemde ibadeti ve muhabbeti yürütür. Cemlerde Peygamberimiz Muhammet Mustafa'nın postunu temsil etmektedir. Rehber; ise cemde dedeye yardımcı olur. Şahı Merdan Ali'yel Murtaza'nın postunu temsil eder.

   Afyonkarahisar'ın Sandıklı yöresinde, Alevi inancının yoğun olarak yaşandığı dönemlerde bir çok Alevi-Bektaşi dergahı ve tekkesi varlığını sürdürmüştür. Günümüze gelindiğindeyse Sandıklı yöresinde Alevi inancını sürdüren, tamamını Alevi nüfusun oluşturduğu Selçik Köyü ve bunun yanı sıra az sayıda olsa da Dutağaç ve Gökçealan köylerinde inançlarını yaşatan Aleviler vardır.

   Sandıklı İlçesi'nin Çay mahallesinde Akdere olarak bilinen yerde Alevi öğretisi dergah düzeyinde sürdürülmektedir. Günümüzde Aleviliği yaşatan yol önderlerinden Erdoğan ERDİL, Hamza AKGÜL ve Mehmet AKGÜL Sandıklı'da yaşayan Alevi dedeleridir.

   Sandıklı'daki Alevi süreğinin dedeleri, yol ve erkan olarak kendilerinin Erdebil Tekkesi-Dergahı'na bağlı olduklarını belirtmekteler. Talip ocağı olan bu dedelerimiz, Isparta Senirkent Uluğbey Kasabası'nda dergahı bulunan Seyyid Veli Baba Sultan Ocağ'na bağlıdırlar. Veli Baba Sultan Dergahı'da, Eskişehir Seyitgazi'deki, Seyyid Battal Gazi Ocağı'na bağlıdır. Bu ocaklar "El ele, el Hakka" düsturuyla, serçeşmeye ulaşmaktadır.

   Sandıklı yöresinde Alevi inancını sürdüren ocaklarımızı yakın tarihte, şu şekilde irdeleyebiliriz.

   Bahaplar (Bağaplar) Ocağı-Oymağı diye bilinen sürek, Ahmet ve Vahap AKGÜL dedeler tarafından yıllarca sürdürülmüştür. Ahmet ve Vahap AKGÜL dedelerin Hakka yürümelerinin ardından, bu süreğin dedelik hizmetini Vahap Dede'nin oğlu Yusuf Dede yerine getirmiştir. Yusuf Dede ile birlikte cemleri yürüten İbrahim ERDİL (Macur), bu dergahta rehberlik postunda bulunmuştur. Hakka yürüyen Yusuf  Dede'den sonra süreği devam ettirme görevi İbrahim ERDİL Dede'ye verilmiştir. Alevi inancını sürdüren, cemler yürüten İbrahim ERDİL Dede'nin Hakka yürümesiyle dedelik postuna İbrahim Dede'nin oğlu, Erdoğan ERDİL geçmiştir. Erdoğan ERDİL Dede'nin Sandıklı başta olmak üzere, çoğunluğunu Selçik Köyü'nün oluşturduğu, Gökçealan Köyü'nde, Manisa-Salihli ve Kütahya-Altıntaş yörelerinde talipleri vardır. Erdoğan ERDİL Dede'nin yürüttüğü cemlerde, Musahiplik erkanı sürdürülmektedir.

   Gödeler Ocağı (Oymağı) diye bilinen sürek ise günümüzde iki koldan yürütülmektedir. Hüseyin AKGÜL Dede'nin ardından yerine geçen Halil AKGÜL Dede'nin postuna oturan yeğenleri, iki kardeş Hamza AKGÜL ve Ahmet AKGÜL bu süreğin dedelik görevlerini devam ettirmektedirler. Hamza AKGÜL Dede'nin, Sandıklı'nın Selçik ve Dutağaç köylerinde, Şuhut'un Tekke, Kayabelen ve Balçıkhisar'ın Tekke Mahallesi'nde talipleri bulunmaktadır. Ahmet AKGÜL Dede ise Manisa-Salihli yöresinde cemler yürütmektedir.

   Gödeler Ocağı'ndan olan "Pir Mehmet" diye anılan Mehmet Dede'nin Sandıklı'daki Hacim Sultan Dergahı'nın dervişlerinden olduğu bilinmektedir. Pir Mehmet'in Hakka yürümesinden sonra, dedelik postuna Ali AKGÜL Dede geçmiştir. Ali AKGÜL'den sonrada dedelik hizmetini oğlu Mehmet AKGÜL sürdürmektedir. Gödeler ocağının bu kolunun, yine Sandıklı, Şuhut'un Kayabelen ve Sinanpaşa'nın Akçaşar köylerinde bağlı talipleri vardır.

   Bağaplar ve Gödeler ocaklarının ayrıca, yöre halkı tarafından çeşitli hastalıkları iyileştirmekte faydalı olduklarına da inanılmaktadır.

   Alevi inancının yaşatılmasında, sürdürülmesinde dedelik postunda bulunan canlara daha çok sorumluluklar düşmektedir. Bu ocakları yaşatmanın, ayakta tutmanın yolu da post sahiplerine bağlıdır. Pir, Mürşid, Dede, Rehber gibi sıfatlarla yolu bugünlere getirmekte katkıları olmuş, Hakka yürümüş olan yol önderlerimizin devirleri daim olsun. Yaşayan, halen muhabbetin kaynağı olmaya devam eden dedelerimizin de postları kadim olsun. Aşk İle...


Metin ÖZDEMİR





25 Aralık 2012 Salı

GELİNCİK ANA

Gelincik Ana
   
   Erenler muhabbet eyler, Anadolu'nun dört bir yanında. Karış karış toprakların sahipleridir onlar. Yaşayan, inanan insanlardır. Kayıp Erenleridir... Horasan Pirleridir... Rum Erenleridir... Evliyalardır, pirler, mürşitlerdir. "Erkek, dişi sorulmaz muhabbetin dilinde" onların. Muhabbet ehlidir, canlarla muhabbetin bağıdır erenler.

   "Bacıyan-ı Rum" erenleri, Anadolu'nun (Rum Elinin) muhabbet ehli kadınlarıdır. Anadolu'da yüzyıllardır var olan, bu toprakları irşad eden erenler, bin bir dondan baş gösterdiler. Sevgiyi, barışı yaydılar yeryüzüne. Güvercin donunda süzülüp geldiler. Aslanları ve ceylanları bir kucakta tuttular bu gönül erenleri.

   Horasan erenlerinden bir "Bacıyan-ı Rum" gelincik donunda gelir mekan tutar, Afyonkarahisar'ın Sandıklı yöresini. Sandıklı'nın şimdi dağılmış, yok olmuş köylerinden olan Sarıcık denilen bir yerde kurmuş dergahını. Sarıcık Köyü, şimdi Selçik Köyü sınırları içerisinde Karadeli denilen bir mevkinin yakınlarında yer almaktadır.

   Gelincik Ana yatırı, Sarıcık'ta kurak bir tarlanın köşe başında, bir yol kenarında, üstünde bir alıç ağacının gölgesinde sessiz sedasız beklemektedir canların niyazını. Gelincik Ana, eski bir Alevi yerleşim yeri olan Sarıcık'ın, Babadağlar denilen erenlerin mekanıyla birlikte, önemli ziyaret yerlerindendir.

   Gelincik Ana, Sarıcık yöresinde yaşamış bir erendir. Alevi-Bektaşi inancında önemli bir yere sahip olan, ulu kadınlar denilen "Bacıyan-ı Rum" erenlerindendir. Yöre halkının  Gelincik Ana adıyla tanıdığı ve adlandırdığı kişi, Gelincik denilen bir hayvanın kılığında göründüğü hakkında söylenceler vardır. Efsaneden gerçeğe uzanan bu rivayetler halkın dilinde yüzyıllardır söylenmekte, hikayeleri anlatılmaktadır. Günümüze kadar anlatılarak gelmiş olan bu menkıbeler yöre insanının inancından, kültüründen, geleneklerinden izler taşımaktadır.

   Bir ağaç gölgesinde erenler meclisi kurulmuş, üç can hak muhabbeti etmektelermiş. Gelincik Ana burada muhabbet edildiğini sezince birden ağacın üzerinde belirmiş, muhabbetleri dinlemeye koyulmuş. Gelincik Ana, nerede, ne zaman canların toplanıp muhabbet ettiğini hissetse hemen orada belirir, muhabbete katılırmış, orada canların dost meclislerinde bulunurmuş. Kimi anlatanlara göre de Gelincik Ana'nın acı dolu, dertli bir gelin olduğu söylenir. Nerede iç yakan, üzüntülü bir olay olsa allı gelin suretine bürünen Gelincik Ana'nın ah'ı dertlilerin acı ve figan dolu seslerine karışırmış.

   O allı duvaklı dertli gelinde, bir ağacın dalından muhabbetleri dinleyen gelincikte sır içinde sırdır. O sırra erebilenler bu yurtlardan çoktan göçtüler. Yalnız onların bu sırrını bilen, inançlarını yaşatan insanlar varlıklarını sürdürüyorlar. İnançlarını, kültürlerini yaşatmaya devam ediyorlar. Bu inanca sahip çıkan tek bir kişi kalana kadarda yaşatmaya devam edecekler.

   Gelincik Ana'nın sesine kulak verenlerin yüreği hak sevgisiyle dolar. Kırklar meydanındaki muhabbetleri, yüzyıllardır bu topraklarda yapılan cemlerde okunan gülbenkleri, gönülden okunan nefesleri, duvazları, aşkla dönülen semahları gönül gözüyle duyarlar ve görürler. Bu sesi duyarak, bu gerçeği görenlerin, Gelincik donuna bürünen Gelincik Ana'nın yaydığı aydınlığın yürekleri aydınlatmasıdır bizim dileğimiz.


Gelincik Ana

Metin ÖZDEMİR







12 Aralık 2012 Çarşamba

SÜLALELER-LAKAPLAR-SOYADLARI

SELÇİK KÖYÜ SOSYAL YAPISI - 1


Selçik Köyü'nde Sülaleler

   Sülale isimlerini, aile büyüklerine verilen isimleri ve lakapları, günümüzde kullandıkları soyadları ile birlikte Afyonkarahisar, Sandıklı, Selçik Köyü'nün sosyal yapısı açısından inceleyebiliriz. Selçiklilerin taşıdıkları sülale isimleri genellikle aile büyüklerinden kalma lakapların zamanla sülale adlarına dönüşmesiyle oluşmuştur. Eski sülale adlarına göre daha yakın zamanda kullanılan lakaplarda sülale adı olarak yaygınlaşmıştır. Bu yüzden günümüzde bir sülalenin birden çok adına rastlayabiliyoruz. Zamanla büyüyen ve kollara ayrılan sülalelerde yeni adlarını beraberinde getirmişlerdir. Bazı ailelere verilen soyadlarının sülale isimlerinden esinlenilerek verildiği görülmektedir. Birden çok sülale bir arada, belli bir oymak adıyla da adlandırılmaktadır.

   Selçik Köyü'nün kuruluş döneminde dokuz civarında sülale-oymak olduğu söylenmektedir. Daha sonraları kollara ayrılan bu sülalelerin büyüyerek kollara ayrılmasıyla, sülale sayıları çoğalmıştır. Selçik Köyü'ne çevresindeki diğer Alevi köylerinden de göç yaşanmıştır. Göç eden bu aileler şu an köydeki sülaleler arasında yerini almaktadır.

   Burada Selçik Köyü'nü oluşturan sülaleleri, lakapları ve günümüzdeki kullandıkları soyadlarıyla birlikte ele alacağız.


  • Asıyalar; Acar soyadını taşımaktadırlar.
  • Ayenler; Ayan soyadını taşımaktadırlar. "Ayenler Oymağı" diyede adlandırılırlar.
  • Battallar; Arı soyadını taşımaktadırlar. Pulüsler'de denilmektedir.
  • Bayramlar; Çekmez soyadını taşımaktadırlar. Şuhut'un Tekke Köyü'nden yerleşmişler.
  • Boklular; Aydoğdu soyadını taşımaktadırlar. Karakaşlar ve Dokturlar diye kollara ayrılmışlar.
  • Böcüler; Gümüşsoy soyadını taşımaktadırlar.
  • Cıngırlar; Yıldız soyadını taşımaktadırlar.
  • Coşkunlar; Coşkun soyadını taşımaktadırlar. Bardaklar adıyla da adlandırılırlar.
  • Cüceler; İncekara soyadını taşımaktadırlar. Kavaslar adıyla da adlandırılırlar. Sandıklı'dan yerleşmişler.
  • Çakallar; Şen soyadını taşımaktadırlar. Dutağaç Köyü'nden yerleşmişler.
  • Çolaklar; Akça soyadını taşımaktadırlar. Sarıamcalar ve Solaklar diye kollara ayrılmışlar.
  • Danacılar; Akgür soyadını taşımaktadırlar. Deli Hasanlar adıyla da anılmaktadırlar.
  • Delimehmetler; Dağdelen soyadını taşımaktadırlar.
  • Dervişler; Yaman soyadını taşımaktadırlar.
  • Divdanlar; Nayır soyadını taşımaktadırlar.
  • Ferdesler; Üçkılıç soyadını taşımaktadırlar. Gökçealan Köyü'nden yerleşmişler.
  • Gıdılar; Onay soyadını taşımaktadırlar.
  • Gocahasanlar; Dursun soyadını taşımaktadırlar. Sarıcık'tan yerleşmişler. (Sarıcık, Sandıklı'da eski bir Alevi köyü)
  • Guduklar; Kaygusuz ve Cengiz soyadını taşımaktadırlar. Isparta, Senirkent, Uluğbey'den yerleşmişler.
  • Gulular; Tosun soyadını taşımaktadırlar. Kusura'dan yerleşmişler.
  • Guşguşlar; Dinç soyadını taşımaktadırlar.
  • Hacılar; Çiçek, Karakuş, Zorlu soyadlarını taşımaktadırlar. Hacaloğlu adıyla anılmaktadırlar. Selçik Köyü'nde yaşamış tek sünni sülaledir. Günümüzde ise köyde yaşamamaktadırlar.
  • Halitler; Sarı soyadını taşımaktadırlar. Türkmenler adıyla anılmaktadırlar. Isparta, Senirkent, Uluğbey'den yerleşmişler.
  • Hasancıklar; Kurnaz, Eroğlu ve Altınkaynak soyadlarını taşımaktadırlar. Bakkallar, Kınışıklar ve Dilsizler adlarıyla kollara ayrılmışlardır.
  • Ismayıllar; Yıldırım soyadını taşımaktadırlar.
  • Irmızanlar; Bozkurt soyadını taşımaktadırlar. Yirikler ve Güçcükibanlar adlarıyla anılmaktadırlar.
  • İbanlar; Kılıç soyadını taşımaktadırlar.
  • Karalılar; Özdemir soyadını taşımaktadırlar. Karalıoğlu, Uzunoğlu ve Çaylılar adlarıyla anılmaktadırlar.
  • Karaoğlanlar; Karamanav soyadını taşımaktadırlar. Gökçealan Köyü'nden yerleşmişler. Göçmenler adıyla da anılmaktadırlar.
  • Koniler; Özkan soyadını taşımaktadırlar.
  • Körmehmetler; Ok soyadını taşımaktadırlar.
  • Kürtler; Şen soyadını taşımaktadırlar. Dutağaç Köyü'nden yerleşmişler.
  • Lelikler; Gür soyadını taşımaktadırlar. Culalar ve Tuluklar adlarıyla da anılmaktadırlar.
  • Mahmutlar; Gümüşay soyadını taşımaktadırlar. "Mahmutlar Oymağı" diyede adlandırılmaktadırlar.
  • Maştaklar; İlhan soyadını taşımaktadırlar. İlanoğlu lakabından İlhan soyadını almışlar.
  • Mollalar; Mutlu soyadını taşımaktadırlar. Sarıcık'tan yerleşmişler.
  • Mustanlar; İleri soyadını taşımaktadırlar.
  • Palalar; sülalesinden yaşayan kalmamıştır.
  • Şimşek; soyadını taşıyan Balkan göçmeni bir sülaleden şu an köyde yaşayan yoktur.
  • Şükürler; sülalesinden yaşayan kalmamıştır.
  • Tiryakiler; Savcı soyadını taşımaktadırlar. Tirekiler, Tiltekler ve Sakalar diyede adlandırılmaktadırlar.
  • Top; Şuhut'un Tekke Köyü'nden yerleşmiş bir aile vardır.
  • Uzunalılar; Ulusoy soyadını taşımaktadırlar. Sarıcık'tan yerleşmişler. Cuzuvalılar'da denilmektedir.
  • Zoyturlar; Şen soyadını taşımaktadırlar. Dutağaç Köyü'nden yerleşmişler. Kocabacaklar'da denilmektedir.


Selçik Köyü'nde Sülaleler

Metin ÖZDEMİR





3 Aralık 2012 Pazartesi

SELÇİK KÖYÜ MUHTARLARI

SELÇİK KÖYÜ İDARİ YAPISI - 1
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE SELÇİK KÖYÜ MUHTARLARI

Selçik Köyü Muhtarları

   Afyonkarahisar, Sandıklı, Selçik Köyü'nde muhtarlık yapanlar geçmişten günümüze doğru sıralanmıştır. Muhtarların adları, dönemler ve tarihlerle birlikte verilmiştir. Eski dönemlerde muhtarlık yapanlar ise lakaplarıyla belirtilmiştir.

1- Üvez Ali oğlu Süleyman   1840
     (Yardımcısı Tiryakioğlu Ramazan'dır.)

2- İbanoğlu

3- Ayen Hasan Hüseyin ( Emmi )

4- Mollaoğlu Kara Mehmet

5- Divdan Mustafa

6- İlanoğlu Maştak İbrahim

7- Mehmet DAĞDELEN ( Deli Mehmet )   1930-1934

8- Hüseyin AYDOĞDU ( Karakaş )   1934-1938

9- Hüseyin ARI   ( Pulüs )   1938-1942

10- Hüseyin NAYIR   ( Yetim )   1942-1955

11- Hüseyin MUTLU   ( Molla )   1955-1963

12- İbrahim KILIÇ   1963-1968

13- Mehmet Ali İLHAN   1968-1971

14- Süleyman ÖZDEMİR   1971-1973

15- Hasan Hüseyin NAYIR   1973-1977

16- Kazım OK   1977-1979

17- Ramazan BOZKURT   1979-1989

18- Yusuf ŞEN   1989-1994

19- Ali NAYIR   1994-2009

20- Mustafa NAYIR   2009-2014

21- Veli İNCEKARA   2014-


Selçik Köyü Muhtarları

Kaynak: Selçik Köyü'nde yaşayan yaşlılardan derlenmiştir.
Metin ÖZDEMİR