13 Şubat 2015 Cuma

SÜREKLERİN ÇEŞİTLİLİĞİ VE YOLUN BİRLİĞİ

Süreklerin Çeşitliliği ve Yolun Birliği - Metin ÖZDEMİR

   Birlik Alevi toplumunun her dönemde ihtiyaç duyduğu, ulaşmak için çaba gösterdiği fakat hep engellemelerle karşılaştığı bir olgudur. Tarih boyunca Alevi toplumu, hep karşısında olduğu siyasi iktidarların gücüyle birleşen, toplum baskısıyla parçalanmaya çalışılmıştır. Alevilerin birliği bu koşullarında etkisiyle hep engellenmiştir. Günümüzde de bu böyle devam etmekte...

   Alevi-Bektaşi-Kızılbaş inancında yaygın olarak kullanılan "Yol bir, sürek binbir..." sözü Aleviliğin birliğini ifade etmek için kullanılan bir deyimdir. Alevi öğretisindeki çeşitlilik, bu yolun zenginliğini gösterir. Alevilik yolunun içerisinde ise çokça sürek bulunduğunu biliyoruz. Bu süreklerin varlığı yolu bölmez. Doğru noktalarda ve aynı hedefler için birleşildiğinde inancı ve yolu dahada güçlendirir. Alevilikte inanç temelinde aynı olan kurallar sosyal ve coğrafi koşullara göre değişiklik gösterdiği için dışarıdan farklıymış gibi algılanabilir. Ama Aleviliğin temel taşları arasında "Hak Muhammet Ali yolu" birdir.

   Yol içerisindeki süreklerin çeşitliliği ocak temeline dayanır. Ocaklardaki Pir-mürşit-dede-talip ilişkisi farklı sürekler ve oymaklar meydana getirmiştir. Her ocak kendi dede-talip topluluğu içerisinde geçmişten süzülerek gelenekselleşen ve bugünlere ulaştırılan ritüelleri uygulamıştır. Yörelere göre değişklik gösterebilen bu kurallar süreklerin çeşitli olmasının önünü açmıştır. Sürek farklılıkları yolda ayrılığı değil, bütünlük içerisinde küçük farklılıkları içinde barındırır. Her ocak yada sürek kendi yapısı içinde bugünlere ulaşmıştır.

   Alevi adı altında birleşen Kızılbaş, Bektaşi, Tahtacı, Çepni, Türkmen gibi adlarla anılan toplumumuz aynı yol etrafında farklı kimliklerle anılmaktadır. "Farklılığımız zenginliğimizdir" söylemiyle Alevi toplumu, Anadolu coğrafyasında hep bir zenginlik, bir kültür, bir yaşam biçimi olarak sunulmaya çalışılmıştır. Aleviliğin tek başına bir inanç olduğu, böylelikle göz ardı edilerek yok sayılmıştır.

   Alevilerin içerisinde farklı uygulamalar olsa da, temel olarak birbirlerine uzak görüşte değillerdir. Balkanlardaki Bektaşiler'den, Anadolu'daki Kızılbaş topluluklarına ve Mezopotamya'ya kadar uzanan coğrafyada Yaresanlar ve Ehli Haklar gibi batıni inançları da içinde barındıran Alevilik özde ve gönülde Alevilere hep aynı duyguları hissettirmiş, aynı dili konuşturmuştur. Bizler bu yüzden "binbir" süreğimizi zenginlik olarak görmeliyiz. Alevi toplumunun içerisindeki farklılık gösteren uygulamaları öncelikle bütün Alevilerin sahiplenmesi gerekir. Cemdeki uygulanan oniki hizmetten, dar ve Hakka yürüme erkânına kadar nerede uygulanırsa uygulansın bütün ritüeller tüm Aleviler'den izler taşır ve Alevilik'te izler bırakır.

   Örneğin musahipliği ele aldığımızda; koşullar ne olursa olsun musahipli olan canları eleştirmek yada musahibi olmayan talipleri musahip tutmamakla eleştirmek doğru bir yaklaşım olamaz. Çünkü bu Aleviliğin sevgi ve hoşgörüye dayanan felsefesine sığan bir davranış değildir. Oniki hizmette yapılan görevleri birbiriyle kıyaslamak ve eleştirmek ise sadece toplumumuza zarar verir. Bu tür yaklaşımlardan kimseye fayda gelmez.

   Son dönemlerde Aleviliğin ve Alevilerin birliği konu edildiğinde aklımıza gelen, Hünkâr Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy'un önderliğinde başlatılan "Dergâh'ta Birlik" Aleviliğin birliği noktasında atılmış en önemli adımlardan birisidir. Geçtiğimiz günlerde asılsız bir şekilde Serçeşme'nin eleştirilmesi sadece Dergah'ta Birlik oluşumuna yapılan bir eleştiri değildir. Aleviliğin ve Alevilerin birliğine karşı yapılmış birer eleştiridir.

   Dergâh'ta Birlik çalışmasının amacı; Serçeşme etrafında toplanılabildiğini göstererek, Alevilerin bir olduğunu, aslında söylenildiği gibi olmadığını yansıtmaktır. Muhattap bulamıyoruz diyenlere biz burdayız diyebilmektir. Dergah'ta Birlik toplantılarına katılan tüm ocak ve dergâhlar yine kendi hizmetlerine aynı şekilde devam edecektir. Bu yola düşenlerin amacı; söndürülmeye çalışılan küllenmeye yön tutmuş bütün dergâhlarımızın ateşini yeniden alevlendirmektir. Alevilerin bir ve birlik olduğunu göstermek için çıkılan bu yolda karınca misali hizmet eden canlara ve buna vesile olan pirlerimize, mürşitlerimize, dedelerimize, analarımıza saygı duymak ve desteklemek gerekir. Herkesi ve herşeyi özgürce eleştirmek elbette hakkımızdır ama elimizi vicdanımıza koyarak, kimseye haksızlık etmeden.

   Alevilerin birliğini engellemek için Selçuklu'da ve Osmanlı'da oynanan oyunlar bugünde kurnazlıkla uygulanmaya çalışılıyor. İktidarlar kendi elleriyle Alevi kurumları açtırarak onları finanse ettiler ve ediyorlar. Bugünde yaptıkları sözde Alevi açılımları için kendi muhattaplarını kendileri oluşturmak istiyorlar. Devlet eliyle kurdurulan, üyesi bile olmayan bilinmedik dernekler, vakıflar ve hatta federasyonlar açtırarak kendi Alevi'sini ve Alevi kurumlarını oluşturmayı da başarıyorlar. Bu gücün karşısında ise bizlere düşen kendi örgütlülüğümüze ve ocaklarımıza, dergâhlarımıza sahip çıkmaktır. Bitmek tükenmek bilmeyen bütün kaynakları kullanarak, kendi Alevi'sini yaratmaya çalışanların karşısında yolun birliği ve devamlılığı için elimizden geleni yapmamız gerekir. Dışarıda mücadele edeceğimiz çok şey varken, içimizde kavga etmeyi artık bırakmalıyız.

   "Yolumuz bir, süreğimiz binbir" deyip dururken, birde bakarız ki yol bölük bölük olmuş. Bu sebeple, "Yol cümleden uludur..." Yolu yaşatmak adına elini taşın altına koyan kurumlara ve yol önderlerimize destek olmamız, yanlarında olmamız gerekir.

   "Gönül kalsın, yol kalmasın..." sözü yolu doğru sürebilmek içindir. Yolu doğru sürenlere ve yol için, yolun birliği için mücadele verenlere aşk olsun...


Süreklerin Çeşitliliği ve Yolun Birliği - Metin ÖZDEMİR

Metin ÖZDEMİR






4 Aralık 2014 Perşembe

ANTALYA ABDAL MUSA DERNEĞİ'NDEN PANEL VE MUHABBET

Antalya Abdal Musa Derneği'nden Panel ve Muhabbet - Metin ÖZDEMİR

   Antalya Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği tarafından 29 Kasım 2014 Cumartesi akşamı Saat 19:30'da Antalya HBVAKV Cemevi'nde panel ve muhabbet düzenlendi.

   Serçeşme Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Koçak'ın konuşmacı olarak katıldığı panel, muhabbet ortamında sıcak ve samimi bir şekilde geçti. Antalya Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Gülçin Akça'nın moderatörlüğünde, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Başkanı Tufan Eroğlu'nun da katıldığı panelde, Abdal Musa Derneği zakirleri Süleyman Demir ve Sefa Küçük canlar deyişleri Ahmet Koçak ile birlikte seslendirdiler. Gahi saz, gahi sözle devam eden etkinliğe katılan canların sorularıyla renklendi.

   Antalya Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Gülçin Akça; canlarla bu tür etkinliklerde beraber olmaya devam edeceklerini dile getirdi. HBVAKV Antalya Şube Başkanı Tufan Eroğlu; Alevilerin sorunlarıyla ilgili konularda ve 12 Ekim Ankara mitingine yönelik değerlendirmelerde bulundu.


Antalya Abdal Musa Derneği'nden Panel ve Muhabbet - Metin ÖZDEMİR

   Panelde Alevilerin örgütlü mücadelesi, inançsal değerler ve Alevilerin sorunlarına ilişkin güncel konularda bilgiler verildi. Başbakan'ın Hacıbektaş ve Dersim'de yaptığı konuşmaların eleştirilerinin yapıldığı panelde Serçeşme Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Koçak; "Dergah'ta Birlik" ve Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı'nın çalışmaları hakkında bilgiler verdi.

   Antalya Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Gülçin Akça etkinliğe katılan canlara ve ev sahipliğinden dolayı Antalya Cemevi yöneticilerine teşekkür etti. 13 Aralık'ta Antalya Cemevi'nde Hüseyin Keskin Dede'nin yürüteceği ceme ve 27 Aralık'ta Gani Pekşen'in katılacağı programa canları davet etti. Serçeşme Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Koçak'ın kitaplarını imzalamasının ardından panel 23:00'da sona erdi.


Antalya Abdal Musa Derneği'nden Panel ve Muhabbet - Metin ÖZDEMİR


Metin ÖZDEMİR

 





25 Kasım 2014 Salı

KEPEZ'DE AŞURE LOKMASI

Kepez'de Aşure Lokması - Metin ÖZDEMİR

   Alevi Kültür Dernekleri Antalya Kepez Şubesi'nin aşure etkinliği 16 Kasım 2014 Pazar günü Kepez İsmet İnönü Parkı'nda düzenlendi. Halk Derneği'nin de katkı sunduğu etkinliğe Belediye meclis üyeleri, Alevi kurumlarının başkan ve yöneticileri ile davetli canlar katıldı.

   Başlangıcında deyişlerin seslendirildiği etkinlikte açılış konuşmasını yapan Alevi Kültür Dernekleri Kepez Şube Başkanı Abidin Özkan aşure etkinliğine katılan ve derneklerine katkı sunan canlara teşekkür etti. Aşurelerini sadece canların kendi katkılarıyla kaynattıklarına dikkat çekti.

   Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkan Yardımcısı Ali Aktaş ise yaptığı konuşmasında aşure gününün önemine ve Alevi toplumunun sorunlarına değindi.

   Antalya Alevi Gençlik Platformu Semah Ekibi'nin genç semahçılarının döndüğü semahlar aşk ile izlendi. Semahların ardından Hüseyin Gazi Metin Dede'nin aşure gülbengini çekmesiyle birlikte lokmalar canlara sunuldu.

   Aşure etkinliğinde "Cemevleri ibadet yerlerimizdir" pankartı ile cemevleri mücadelesinin önemine vurgu yapıldı. Alevi Kültür Dernekleri Kepez Şubesi olarak geleneksel hale getirdikleri aşure etkinliğini her yıl tekrarlayacaklarını dile getirdiler.

Kepez'de Aşure Lokması - Metin ÖZDEMİR

Metin ÖZDEMİR





KONYAALTI'NDA GELENEKSEL AŞURE GÜNÜ

Konyaaltı'nda Geleneksel Aşure Günü - Metin ÖZDEMİR

   Antalya Konyaaltı Belediyesi ve Alevi Kültür Dernekleri Konyaaltı Şubesi tarafından birlikte düzenlenen 5. Geleneksel Aşure Etkinliği 16 Kasım 2014 Pazar günü Konyaaltı Kent Meydanı'nda gerçekleştirildi. 

   Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve Belediye Meclis Üyeleri ile birlikte, Alevi Kültür Dernekleri Konyaaltı Şubesi Başkanı Tahsin Akpınar ve dernek yöneticileri etkinliğe katılan canlara aşure dağıttılar. 

   Aşure günü etkinliğinde zakirler deyişlerini seslendirirken, Antalya Alevi Gençlik Platformu Semah Ekibi'de sahne aldı.

   Konyaaltı'nda beş yıldır geleneksel hale getirileren aşure lokmasına çok sayıda can katıldı. Konyaaltı Belediyesi ve Alevi Kültür Dernekleri Konyaaltı Şubesi yetkilileri etkinliğe katılan canlara teşekkürlerini sundular.


Metin ÖZDEMİR

TAHRİK EDEN ALEVİLER

Tahrik Eden Aleviler - Metin ÖZDEMİR / Oniki Gazetesi

   Alevilere yapılan saygısızlıklara her gün bir yenisi daha ekleniyor. Bu yüzden gün geçmeden bir tehdide, saldırıya ve işaretlemeye maruz kalmamız normal bir durummuş gibi algılanmaya devam ediyor. Nedense hep "suçlu" yine Alevi olan ve Aleviler oluyor. Saldıran, tehdit eden yada zarar veren başkası ne hikmetse "tahrik eden" Aleviler. Geçmişte bunun örneklerine çok sık rastlandığı gibi, Aleviler yine "ötekileri tahrik etmeye" devam ediyor.

   Bu günlerde Aleviler olarak yaşadığımız en güncel örnek; Erzurum'da bir Alevi derneği tarafından canların bir araya getirilerek cem yaptıkları sırada yaşanıyor. Erzurum Merkez'de cemevi olmadığı için, Erzurum Büyükşehir Belediyesi'nin bir spor salonu yer olarak seçilmiş. Ülkemizin bazı yerlerinde de olduğu gibi, Erzurum'da da bir araya gelip cem yapacak yerleri olmayan Aleviler, mecburen belediyeye ait bir hizmet binasında cemlerini yapmak mecburiyetinde kalıyorlar. Fakat olaylar tabiki bu kadarla da kalmıyor...

   Cem birlenen salonda, gönülleri birleyen ve merkezine insanı koyan bir inancın sahipleri yoktur sadece. Belediyenin bir binası olması itibariyle salonda belediye personeli de bulunuyor. Yüzlerce yıldır gerek siyasi erklerin, gerekse toplumun kötü niyetli kesimleri tarafından atılan iftiralardan beslenen kişiler yine geçmişte olduğu gibi zihnindeki düşünceleri dışa vururlar. Cem sırasında çerağlar uyarılırken, salonun ışıklarını kapatmak Alevilere yapılan iftiraların ve halen yapılmak istenen karalamaların asırlardır son bulmadığının, bizim için çok fazla bir şeyin değişmediğinin bir göstergesidir.

   Bu yaşanan olay, Erzurum'da değilde, ülkenin başka bir yerinde de yaşanabilir. Çünkü bu zihniyetin memleketi, mekanı, zamanı yok. Çünkü bunların beslendikleri noktalar belli. Bu olayın spor salonunda gerçekleşmesi de önemli değil. Başka bir mekanda da bu saygısızlık yapılabilirdi. Bizler, bizden başkasına ve bizi bilmeyenlere, bu inancı, bu öğretiyi anlamayanlara muhtaç kaldıkça, muhtaç bırakıldıkça buna benzer olumsuzlukları her zaman, her yerde yaşarız.

   Yüzyıllardır bize attıkları "mum söndü" iftirasını burada onlara anlatmaya çalışmayacağız tabi. Çünkü herkes baktığı yerden görür. Zihinlerindeki karanlık düşüncelerini asla bize kabul ettiremeyecekleri için hep karalama ve iftira atmaya devam edecekler. Onlar bizim için "o kapının itleridir" Ama Pir Sultan'ın dediği gibi "bizim derdimiz kapı itleriyle değil, o kapının kendisiyledir.

   Aleviler daha henüz terk-i diyar edip köylerinden, yurtlarından kentlere göç eylemeden önce, cemlerini gizli yapıyordu. Nüfusunun tamamı Alevi olan köylerde bile hem devlet-asker korkusundan, hemde çevrenin baskısından çekinerek cemevlerini kapalı tutuyorlardı. Kapılara, pencerelere kilimler örterek dışarı ışık sızdırmadan, ibadetlerini gizlenerek yapıyorlardı. Bugünde biz korkularımızı yenmeye çalıştıkça başkaları bizim ışığımızı söndürmek istiyor. Ama bu inancın sahipleri buna izin vermeyecekler. Bunu başaramayacaklar.

   Köylerde, cemdeki "gözcü postu" gibi, köyün büyüklüğüne ve çevrenin durumuna bağlı olarak değişecek sayıda canı "pervane" olarak görevlendirirler. Bu canlarımız dışarıya karşı cem kardeşlerinin güvenliğini sağlar. Günümüzde bu "pervane postu" halen sürdürülmektedir. Şehirlerde de illaki bunu mu yapmak gerekir? Geldiğimiz noktada bir ibadethanenin yada ibadet edilen yerin güvenliğini sağlamaya çalışmak kadar utanç verici bir durum var mıdır? Devletin resmi olarak tanımadığı ve resmi bir statüsünün olmadığı cemevlerimizin kapısına gelseler kime ne diyebileceğiz. Çünkü yine bizden başka karşı koyacak kimsemiz yok. Ne devlet tarafından eşit yurttaşlık hakkımız tanınıyor, nede toplumun bir kısmı tarafından saygı görüyoruz. Cemevleri bir ibadethane değilde tekke-zaviye olarak kabul ettirilmek isteniyor.

   Erzurum'da yaşanılan bir olaydan yola çıkarak, bu basite alınacak münferit bir olay değildir aslında. Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı olan cemevlerimiz tanınarak, Alevilere de eşit mesafede yaklaşılmadıkça bu sorunların ardı arkası kesilmeyecektir. Aleviler özellikle bazı kentlerde halen cemevi sorunu yaşıyor. Cemevlerinin yeterli sayıda olmaması bu sorunların asıl sebebidir. Bu yüzdendir ki olanlara da sahip çıkalım. Ayakta tutalım ki ayakta duralım. Zalime minnet etmeyelim. Mevcut olan cemevleri içerisinde birlik olmamız şart. Ayrışmadan, eşit yurttaşlık mücadelemizi birlikte sürdürelim. Sen, ben demeyi bırakıp biz demeliyiz. Çünkü Yezidin taşı hepimizi yaralar.

Tahrik Eden Aleviler - Metin ÖZDEMİR / Oniki Gazetesi

Metin ÖZDEMİR






SARI DEDE SULTAN

Sarı Dede Sultan - Metin Özdemir - Serçeşme Dergisi

   Anadolu'da Alevi inancının filizlenmesi, Kızılbaşlık öğretisinin yayılmasında payı bulunan Sarı Dede Sultan, Batı Anadolu'yu mekan tutmuş Alevi pirlerimizdendir. Şimdiki coğrafyada Afyonkarahisar'ın Sandıklı Selçik Köyü'nde türbesi bulunan Sarı Dede, yöredeki diğer Alevi erenleri gibi bölgeyi irşad etmiştir. Tapduk Emre, Yunus Emre, Koçgazi Baba, Yusuf Dede ve Gelincik Ana'larla birlikte insanlığa rehber olmuş, kadim Alevi-Bektaşi-Kızılbaş inancının temsilcilerindendir.

   Hünkâr Hacı Bektaş Veli'nin dünyaya yaydığı ışığın bir parçası olan Sarı Dede Sultan, aynı inancı bulunduğu yerdeki insanlara ulaştırarak yayılmasında katkı sağlamıştır. Sarı Dede Sultan, canların dilinde "Sarı Dede" olarak yer etmiştir. Sarı Selçuk Dede adıyla da anılmaktadır. Selçik köyünün kuruluşunu sağladığı ve burada dergâhını kurduğu bilinmektedir.

   Yaşamı hakkında kesin bilgilerin bulunmadığı Sarı Dede'nin canların gönüllerinde yer etmişliği günümüzde de sürmektedir. Yüzyıllardan bu yana sürüp gelen inanç, Sarı Dede Sultan'ın mekanı olan Selçik köyünde yer bulmuştur. Geçmişten bugüne gözle görülür bir eser kalmamışsa da, burada canlarımız gönül birliğiyle Sarı Dede'nin makamını oluşturarak dergâhı canlandırmışlardır. Yakın dönemde de türbenin yanına cemevi-aşevi yapılarak dergâhın işlevi sürdürülmektedir.

   Halk kültüründe sıkça rastladığımız yaşlılardan derlenen söylencelerle anılan Sarı Dede Sultan hakkında bu rivayetlerden fikir sahibi oluyoruz. Sarı Dede, Yunus Emre, Koçgazi Baba, Yusuf Dede gibi yörede yaşamını sürdürmüş olan erenlerle muhabbette bulunurlarmış. Her defasında farklı bir yerde toplanıp, hak muhabbeti ederler. Yine erenlerin toplandığı bir meclisten sonra içlerinde bulunan bir kişi sırlarını farş eder. O zatın sırlarını açığa çıkardığını anladıklarında aralarından uzaklaştırırlar. Alevi-Bektaşi felsefesinin esaslarından olan "Gördüğünü ört, görmediğini söyleme..." deyişi burada yine dile getirilerek, "sır içinde sır" olan öğreti sürdürülür.

   Sarı Dede Sultan, bir inanç önderi olmakla birlikte, aynı zamanda halkın sorunlarıyla da ilgilenerek her alanda topluma önderlik etmiştir. Bir erenler meclisinde "üç can, bir cem" yine muhabbette iken, Sarı Dede muhabbete katılmakta gecikir. Geldiğinde, "Erenler, biz bugün senin mihmanındık. Neden geciktin?" derler. Özür beyan eden Sarı Dede, "Kuzeyden yöremize hayvan hastalığı geliyordu. Onu uzaklaştırdım, geldim." diyerek geç kalma nedenini söyleyerek muhabbete katılır. Bu erenler meclisi, muhabbet erkânları sürekli olarak tekrarlanırmış. Bugün bunun örnekleri cemlerimizde devam ettirilmeye çalışılmaktadır.

   Sarı Dede, halkın içinde dilden dile dolanır. Selçuklu'nun zulmüne başkaldıran bir "Sarı Selçuk" olur. Yerinden yurdundan edilmiş, gelip Selçik'e dergâhını kuran bir "Karamanoğlu" olur. Tapduk'un dergâhında çile dolduran Yunus ile yarenlik eden bir derviş olur. Her muhabbette anılır. Her mecliste dilden de gönülden de düşürülmez.

   Dergâhlarımız gelen mihmanların hem kalplerini, hemde bedenlerini doyurdukları yerlerdir. Ziyarete gelen canlar burada lokmalarından nasiplerini alırlar. Hemde kalplerini ve zihinlerini aşkla doyururlar. Sarı Dede Sultan'ın dergâhı da geçmişte bu işlevini yerine getirir. Sarı Dede'ye gelen canlar niyazlarını eder, dilekte bulunur, kurbanlarını keserler. Çerağlar yakılarak, aşevinde lokmaları pişirilir. Cemevinde Hak-Muhammet-Ali'nin ışığı yanar. Cemler yürütülür, demler sürülür...

   Alevi-Bektaşi öğretisindeki batıni inancın sürdürüldüğü bu dergâhın günümüzdeki işlevi de buradaki inancın yaşamasını sağladığıdır. Bugün Sandıklı çevresinde bir tek Alevi yerleşim yeri kalsada, halen cemlerin yürütülerek, hizmet görmek için dedelerin, pirlerin geliyor olması Sarı Dede Sultan dergâhının bu civardaki, inancı ve öğretiyi canların yüreklerinde sıcak tutuyor olmasındandır. Bu sayede Aleviliğe bağlılık korunarak, dergâhın etrafında birlik sağlanarak, canlılık sağlanmaktadır.

   Geçmişten bugüne taşınan kültürün aynı canlılığı koruyabilmesi için hem inancımıza hemde dergâhlarımıza sahip çıkmalıyız. Bizler Sarı Dede Sultan'ın etrafından kopmadığımız müddetçe, inancımızdan, kültürümüzden de uzaklaşmayız. Ne zaman ki dergâhlarımızı unutur, inancımızdan uzaklaşırsak işte o zaman kendimizden de uzaklaşırız. Sarı Dede Sultan ve onun dergâhı da diğer Alevi uluları gibi, çeşitli yerlere dağılmış birbirinden uzakta olan canlarımızı bir arada tutan ortak değerimizdir.

   Erenlerin himmetiyle. Aşkı muhabbetlerimle...


Metin ÖZDEMİR


 





18 Kasım 2014 Salı

CAN LOKMASI

Can Lokması - Metin ÖZDEMİR - Oniki Gazetesi

   Antalya'daki Alevi kurumları tarafından Muharrem ayında oniki gün boyunca tutulan oruçlar, canlarla birlikte açıldı. Antalya Alevi Bileşenleri'ni oluşturan kurumlardan Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Alevi Kültür Dernekleri Şubeleri, Antalya Cemevi'nde; Antalya Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği, Şah-ı Merdan Alevi Bektaşi Eğitim ve Kültür Derneği, Karatepe Mahallesi Kültür Dayanışma Yaşatma ve Yardımlaşma Derneği (KAR-DER) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Şubesi aynı zamanda cemevleri olan dernek binalarında oruç açma ve matem erkânlarını yerine getirdiler.

   Dernek başkanlarının ve yöneticilerinin her kurumun düzenlediği lokma paylaşımına katıldığı Antalya'da matem günleri birlik ve beraberlik içerisinde geçti. Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal'ın da her gün farklı bir kurumun lokmasına katıldığı oniki gün boyunca lokmalar canlarla paylaşıldı. Matem günleri süresince Kerbela'da katledilen Şah Hüseyin ve yoldaşlarının yas-ı matemleri tutuldu.

   Antalya'daki Alevi kurumları aşurelerini kaynatarak yine lokmalarını birlikte paylaşarak, hizmetlerine devam edecekler.

Metin ÖZDEMİR