Cemevleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cemevleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım 2014 Salı

TAHRİK EDEN ALEVİLER

Tahrik Eden Aleviler - Metin ÖZDEMİR / Oniki Gazetesi

   Alevilere yapılan saygısızlıklara her gün bir yenisi daha ekleniyor. Bu yüzden gün geçmeden bir tehdide, saldırıya ve işaretlemeye maruz kalmamız normal bir durummuş gibi algılanmaya devam ediyor. Nedense hep "suçlu" yine Alevi olan ve Aleviler oluyor. Saldıran, tehdit eden yada zarar veren başkası ne hikmetse "tahrik eden" Aleviler. Geçmişte bunun örneklerine çok sık rastlandığı gibi, Aleviler yine "ötekileri tahrik etmeye" devam ediyor.

   Bu günlerde Aleviler olarak yaşadığımız en güncel örnek; Erzurum'da bir Alevi derneği tarafından canların bir araya getirilerek cem yaptıkları sırada yaşanıyor. Erzurum Merkez'de cemevi olmadığı için, Erzurum Büyükşehir Belediyesi'nin bir spor salonu yer olarak seçilmiş. Ülkemizin bazı yerlerinde de olduğu gibi, Erzurum'da da bir araya gelip cem yapacak yerleri olmayan Aleviler, mecburen belediyeye ait bir hizmet binasında cemlerini yapmak mecburiyetinde kalıyorlar. Fakat olaylar tabiki bu kadarla da kalmıyor...

   Cem birlenen salonda, gönülleri birleyen ve merkezine insanı koyan bir inancın sahipleri yoktur sadece. Belediyenin bir binası olması itibariyle salonda belediye personeli de bulunuyor. Yüzlerce yıldır gerek siyasi erklerin, gerekse toplumun kötü niyetli kesimleri tarafından atılan iftiralardan beslenen kişiler yine geçmişte olduğu gibi zihnindeki düşünceleri dışa vururlar. Cem sırasında çerağlar uyarılırken, salonun ışıklarını kapatmak Alevilere yapılan iftiraların ve halen yapılmak istenen karalamaların asırlardır son bulmadığının, bizim için çok fazla bir şeyin değişmediğinin bir göstergesidir.

   Bu yaşanan olay, Erzurum'da değilde, ülkenin başka bir yerinde de yaşanabilir. Çünkü bu zihniyetin memleketi, mekanı, zamanı yok. Çünkü bunların beslendikleri noktalar belli. Bu olayın spor salonunda gerçekleşmesi de önemli değil. Başka bir mekanda da bu saygısızlık yapılabilirdi. Bizler, bizden başkasına ve bizi bilmeyenlere, bu inancı, bu öğretiyi anlamayanlara muhtaç kaldıkça, muhtaç bırakıldıkça buna benzer olumsuzlukları her zaman, her yerde yaşarız.

   Yüzyıllardır bize attıkları "mum söndü" iftirasını burada onlara anlatmaya çalışmayacağız tabi. Çünkü herkes baktığı yerden görür. Zihinlerindeki karanlık düşüncelerini asla bize kabul ettiremeyecekleri için hep karalama ve iftira atmaya devam edecekler. Onlar bizim için "o kapının itleridir" Ama Pir Sultan'ın dediği gibi "bizim derdimiz kapı itleriyle değil, o kapının kendisiyledir.

   Aleviler daha henüz terk-i diyar edip köylerinden, yurtlarından kentlere göç eylemeden önce, cemlerini gizli yapıyordu. Nüfusunun tamamı Alevi olan köylerde bile hem devlet-asker korkusundan, hemde çevrenin baskısından çekinerek cemevlerini kapalı tutuyorlardı. Kapılara, pencerelere kilimler örterek dışarı ışık sızdırmadan, ibadetlerini gizlenerek yapıyorlardı. Bugünde biz korkularımızı yenmeye çalıştıkça başkaları bizim ışığımızı söndürmek istiyor. Ama bu inancın sahipleri buna izin vermeyecekler. Bunu başaramayacaklar.

   Köylerde, cemdeki "gözcü postu" gibi, köyün büyüklüğüne ve çevrenin durumuna bağlı olarak değişecek sayıda canı "pervane" olarak görevlendirirler. Bu canlarımız dışarıya karşı cem kardeşlerinin güvenliğini sağlar. Günümüzde bu "pervane postu" halen sürdürülmektedir. Şehirlerde de illaki bunu mu yapmak gerekir? Geldiğimiz noktada bir ibadethanenin yada ibadet edilen yerin güvenliğini sağlamaya çalışmak kadar utanç verici bir durum var mıdır? Devletin resmi olarak tanımadığı ve resmi bir statüsünün olmadığı cemevlerimizin kapısına gelseler kime ne diyebileceğiz. Çünkü yine bizden başka karşı koyacak kimsemiz yok. Ne devlet tarafından eşit yurttaşlık hakkımız tanınıyor, nede toplumun bir kısmı tarafından saygı görüyoruz. Cemevleri bir ibadethane değilde tekke-zaviye olarak kabul ettirilmek isteniyor.

   Erzurum'da yaşanılan bir olaydan yola çıkarak, bu basite alınacak münferit bir olay değildir aslında. Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı olan cemevlerimiz tanınarak, Alevilere de eşit mesafede yaklaşılmadıkça bu sorunların ardı arkası kesilmeyecektir. Aleviler özellikle bazı kentlerde halen cemevi sorunu yaşıyor. Cemevlerinin yeterli sayıda olmaması bu sorunların asıl sebebidir. Bu yüzdendir ki olanlara da sahip çıkalım. Ayakta tutalım ki ayakta duralım. Zalime minnet etmeyelim. Mevcut olan cemevleri içerisinde birlik olmamız şart. Ayrışmadan, eşit yurttaşlık mücadelemizi birlikte sürdürelim. Sen, ben demeyi bırakıp biz demeliyiz. Çünkü Yezidin taşı hepimizi yaralar.

Tahrik Eden Aleviler - Metin ÖZDEMİR / Oniki Gazetesi

Metin ÖZDEMİR






20 Ekim 2014 Pazartesi

CEMEVLERİ İÇİN YENİ KAZANIM

   
Cemevleri İçin Yeni Kazanım - Metin Özdemir - Oniki Gazetesi

   Antalya Cemevi Tapu Devri Türkiye'de Bir İlk

   Türkiye'de Aleviler gerek kendi olanaları ile, gerekse çeşitli yardımlarla cemevleri yapmaya devam ediyor. Belediyelerin yapımına destek olduğu veya tamamını üstlendiği cemevlerinde dahi hukuki olarak Aleviler kiracı. Antalya Muratpaşa Belediyesi bir ilke imza atarak, tapunun tamamını Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı'na devretti. Bu, Aleviler için yeni bir kazanım anlamına geliyor.

   Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şubesi'nin içinde bulunduğu Antalya Cemevi'nin yıllardır çözülemeyen mülkiyet sorunu Muratpaşa Belediyesi'nin cemevinin tapusunu bedelsiz olarak Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı'na devretmesiyle çözüldü.

   Muratpaşa İlçesi Kızılarık Mahallesi'nde bulunan Antalya Cemevi'nde 27 Eylül 2014 Cumartesi günü, saat 20:00'de başlayan tapu teslim törenine Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, önceki dönem belediye başkanları Hasan Subaşı, Süleyman Evcilmen, Antalya'daki Alevi kurumlarının biraraya gelerek oluşturdukları Antalya Alevi Bileşenleri'nin başkan ve yöneticileri katıldı.

   Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal'ın cemevinin tapusunu HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez'e takdim etmesi tapu törenine katılan canlar tarafından büyük coşkuyla karşılandı.

   Ercan Geçmez, yaptığı konuşmasında; "Buranın geçmişi çok derindir. Başlangıçtan bugüne gelene kadar emeği geçenlere teşekkür ederiz" diye konuştu. Ayrıca "Eğitimde hak ihlalleri" için başlatılan yürüyüşe dikkat çekti. 12 Ekim'de yapılacak olan mitinge katılmaya davet etti.

   Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal; "Bizim yaptığımız olağan bir durum. Biz sadece yasaları doğru yorumladık" diye konuştu. Önceki dönemlerde katkısı olan belediye başkanlarına da teşekkür eden Uysal; "Kimin ibadethanesinin neresi olduğuna kimse karar veremez. Aleviler, bizim ibadethanemiz cemevidir diyorsa, bunun hiç kimse aksini söyleyemez." dedi.

   Muratpaşa Eski Belediye Başkanı Süleyman Evcilmen; Cemevi'nin HBVAKV'na devredilmesi kararının çıkarılmasında katkıda bulunan meclis üyelerine teşekkür etti.

   HBVAKV yöneticileri tarafından tapu teslimini sağlayan Belediye başkanlarına plaket verildi. Antalya Cemevi yönetimi adına konuşan HBVAKV Antalya Şube Başkanı Tufan Eroğlu; Cemevizin daha tamamlanamayan eksiklikleri var. Cemevimizi bedelsiz olarak "Türkiye'de bir ilki gerçekleştiren" Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal'ın şahsında bütün personeline teşekkür etti.

   Dede Kenan Akbaba'nın gülbenk vermesiyle başlayan etkinlikte, İlke Türkdoğan, Süleyman Demir ve Antalya Abdal Musa Derneği zakirleri, Güzel Şah Dede ve Antalya Cemevi Kadınlar Korosu deyişler seslendirdiler. Şehriban Mutluer Ana'nın lokma gülbengini okumasıyla törene katılan canlara lokma ikram edildi.

   Çok sayıda canın cemevini doldurduğu ve coşkulu geçen tören Yol Tv ve VTV'den canlı yayınlandı. Tapu teslim törenine katılan canlar, cemevlerinin asıl sahiplerine   devredilmesinde özveride bulunan yetkililere teşekkürlerini ilettiler.

Metin ÖZDEMİR






17 Temmuz 2014 Perşembe

BALÇIKHİSAR CİHAN DEDE CEMEVİ AÇILDI

Balçıkhisar Cıhan Dede Cemevi Açıldı - Metin Özdemir

   Afyonkarahisar'ın Şuhut İlçesine bağlı Balçıkhisar Köyü'nün Alevi yerleşimi olan Tekke Mahallesi'nde, canların kendi imkanlarıyla yaptırdıkları Balçıkhisar Cihan Dede Cemevi, yapılan bir törenle ibadete açıldı. Köyde türbesi bulunan Alevi ereni Cihan Dede'nin adını taşıyan cemevi, Yeşil Eşikli Cihan Dede Türbesi'nin yanında yer alıyor.

   Balçıkhisar Cihan Dede Kültür Merkezi Derneği tarafından düzenlenen açılışta, Dernek Başkanı Mehmet Alakuzu yaptığı konuşmada; "2010 yılında başlamış olduğumuz çalışmalar sonunda meyvesini verdi. Biz Balçıkhisar'da kardeşlik ve dostluk içinde yaşıyoruz ve bu hayat boyu böyle devam edecek. Cemevi çalışmalarında bizlere maddi ve manevi destek olan herkese teşekkür ederim." dedi.

   Düzenlenen etkinliğe çevre köylerden ve şehir dışından da çok sayıda katılım oldu. Açılışa katılan konuşmacılar birlik ve beraberlik mesajları verdiler. Etkinlikte yer alan Mehmet Turan Dede ve Aşık Yoksul Derviş çalıp söyledikleri deyişlerle canlara güzellikler sundular. Açılışın gerçekleşmesinin ardından, cemevinin yapımında katkı sunanlara onurluk verildi.


Metin ÖZDEMİR







17 Mayıs 2013 Cuma

CEMEVİNE GİRSEM ZAHİT OLMADAN

   
Cemevleri İbadethanemizdir

   Cemevleri şüphesiz ki Alevilerin yüzyıllardan beri var olan ibadet mekanlarıdır. Aleviler cemlerini köy koşullarında evlerinde ve dergahlarında yaparlarken, kentlere göçün ardından cemevi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte Aleviler köylerinde ve yaşadıkları şehirlerde, mahallelerinde kendi elleriyle cemevlerini inşa etmeye başladılar. Kendilerine özgü doğal ve gösterişsiz ibadet yerlerini emek emek yaptılar.

   Günümüzde Alevilerin yoğun olarak yaşadığı yerlerde ve yakınlarında azda olsa cemevi bulunuyor. Aleviler bu cemevlerini hiç bir devlet kurumundan yardım almadan kendi imkanlarıyla yaptılar. Büyük şehirlerde Alevi dernekleri eliyle, köylerde ve kasabalarda ise yerel yönetimler ve inanç sahiplerince yapılmıştır.

   Afyonkarahisar'ın Aleviler açısından yoğunluğu orta düzeydedir. Afyon'un ilçelerine bağlı köy ve kasabalarında da cemevleri var. Sandıklı İlçesi'ne bağlı tek Alevi köyü olan Selçik Köyü'nde, Sarı Selçuk Dede Cemevi bulunmaktadır. Yalnız ilçe merkezinde cemevi mevcut değil. Sandıklı'da özellikle Çay Mahallesi'nde (Akdere'de) ve ilçenin diğer yerlerinde, Sandıklı merkezden, Selçik, Dutağaç ve Gökçealan köylerinden yerleşen  Aleviler yaşamaktadır.

   Şehirlerde yaşayan Aleviler koşullar yüzünden cemlerini artık evlerinde yapamamaktadır. Cemevleri gerek inanç açısından, gerekse kültürel anlamda Alevilerin ibadetlerini yapacakları, öğretilerini yaşatacakları yerlerdir. Sandıklı'lı Alevi canlarımızla ve diğer şehirlerden gelerek Sandıklı'da yaşayanlarla birlikte yoğun bir Alevi kitlesi bulunmaktadır. Bu sebeple canların ibadetlerini yapabilecekleri , bu kadim öğretiyi gençlere aktarabilecekleri bir mekan ihtiyacı Sandıklı'da ortaya çıkmıştır. Kısacası Sandıklı'ya bir cemevi gereklidir. Sandıklı ayrıca Alevi ocaklarının, dedelerin, inanç önderlerinin bulunduğu bir yerleşim merkezidir. Sandıklı Akdere'de bulunan Alevi dedelerinin de cemevi çalışmasına katkıları gereklidir. Onlarda ellerinden geleni mutlaka esirgemeyeceklerdir.

   Sandıklı'daki canlarımız bir araya gelerek cemevi talebinde bulunmalı, ellerini taşın altına koyarak cemevi yapımı için çalışma yürütmeye başlamalıdırlar. İlk önce cemevi için yer tahsisi yapılması gerekir. Elbette bu işler zorlu olacaktır. Maddi ve manevi açıdan zor koşullarda olacaktır. Burada Alevi kurum ve yetkilililerine görevler düşüyor. Alevi dernek ve vakıfları cemevine katkı sunabilirler. Yapılabilecek bir başka iş ise, cemevi yapımı için bir dernek kurulması ve bu dernek aracılığıyla cemevinin yapımı tamamlandıktan sonra faaliyetlerine kültürel ve inançsal anlamda devam edilebilmesidir.

   Cemevi yapımını üstlenecek olanlar öncelikle bu yolun ileri gelenleri ve yol önderleri olmalıdır. Cemevi yapımının gerekliliğini anlatarak, tüm canlar bu olaya teşvik edilemeye çalışılmalıdır. Sandıklı'da yaşayan Alevi canlarımız ve Afyonkarahisar'ın Alevi örgütlü yapısı bu göreve sahip çıkmalıdır.

Cemevleri İbadethanemizdir

   Alevilerin amacı yalnızca binalar yapmak değil, içerisinde gençlerin kültürlerini-öğretilerini yaşattıkları, deyişlerin söylendiği, semahların dönüldüğü yerler yaratmak olmalıdır.

   Şehrin uygun bir yerinde kendi halinde bir bina yapılarak canların hizmetine sunmak, bu öğretiyi  yaşatmak adına doğru bir davranış olacaktır. Cemevi yapımına karar verildikten sonra mutlaka bu düşünceye sahip çıkılacaktır. Cemevi yapımının ardından önemli olan bu inanç merkezini Aleviliğe yakışır bir şekilde yaşatmaktır.

   Dedelerimizin, yol önderlerimizin ve bu yola gönül verenlerin el ele vermesiyle Sandıklı'da yıllarca cemlerin yürütüleceği, demlerin sürüleceği, semahların dönüleceği bir inanç merkezini, cemevini yapmak önemli bir çalışmadır. Bu çalışma Alevilerin inançlarına, öğretilerine sahip çıkmaları noktasında tarihi bir değerdir. Bu tarihi değere sahip çıkacak olanlar, toplum önünde onurlanacaklardır. Bu onur bütün canlarındır.
İşte o zaman  canlar cem olacaktır, birlik olacaktır...

   Bu yola gönül verenlere çağrımızdır... Gelin birlik olalım, ellerimizle geleceğimizi yaratalım...
Yarınlarımıza sahip çıkalım. Çok geç olmadan...


Cemevleri İbadethanemizdir

Metin ÖZDEMİR





22 Nisan 2013 Pazartesi

ALEVİLERİN HAKLI DAVASI CEMEVLERİ


Haklı Davamız Cemevlerimiz

   Bir inancın mensuplarının, inançlarının gereklerini yerine getirebilecekleri yerler onların ibadethaneleridir. Bu yerler insanların kendi inançlarına uygun gördükleri mekanlardır. İnsanın ibadet şeklinin kendi inancına uygun olmasının yanında, ibadet yerininde inancın ihtiyaçlarına uygun durumda, kendilerini rahat hissedebilecekleri yerler olmalıdır. Kişilerin ibadet yerlerine başkaları değil, o inancın sahipleri karar verirler.

   Toplum içerisinde yüzyıllardır horlanan, görmezden gelinen Alevilerin ibadet yerleri de tartışmasız cemevidir. Çünkü Alevi çoğunluğu böyle söylemekte, kendini bu şekilde ifade etmektedir. Aleviliği ve Alevilerin yok sayılmaya çalışıldığı günümüzde, Alevilerin ibadet yeri olan cemevleri de yok sayılmaya çalışılmaktadır.

   Cemevleri asırlardır Anadolu'daki Alevi dergahlarında yer alan büyük "meydan" evleridir. Bir çok Alevi dergahında yer alan "meydan evleri" cemevlerinin bu topraklarda var olduğunun göstergesidir. Cem evi, meydan evi adıyla yüzyıllardır dergahlarımızın içerisinde yer almıştır.

   Köylerde yapılan cemler genellikler, işlerini bitmesinin ardından kış aylarında dedelerin köye gelmesiyle birlikte, taliplerin bir araya gelerek kurbanlarını kesmesiyle yürütülmektedir. Cemler kurban sahibinin kendi evinde, evinin en büyük odasında yapılır. Bu odalar ev sahipleri tarafından özellikle cemevi olarak düşünülmüştür. Ayrıca dergahların bulunduğu köylerde ve beldelerde mürşidin, dedenin veya rehberin evi de cemevi işlevini yerine getiriyordu. Çünkü Osmanlı ve Cumhuriyet dönemiyle birliktede devam eden Alevilerin kapalı toplum yapısı bunu gerektiriyordu. Baskıdan ve zulümden kaçan Aleviler cemlerini ve ibadetlerini bu yüzden  yıllarca kendi evlerinde yürüttüler.

   Köylerin kentlere göç vermeye başlamasıyla, yurt içinde ve yurt dışında kentlerde yaşamaya başlayan Aleviler, cemlerini evlerinde de yerine getiremez hale geldiler. Bunun sonucunda doğal olarak Alevi toplumunda "cemevi" ihtiyacı meydana gelmiştir. Aleviler kendi imkanlarıyla kurdukları dernekler, vakıflar aracılığıyla cemevleri, kültür merkezleri yaptılar. Şimdi Aleviler bu cemevlerinde ibadetlerini yapmaya, deyişlerini söylemeye, semah dönmeye devam ediyorlar....

   Cem ve Kültür Merkezi adı altında yaptıkları bu binalarda ibadetlerini yerine getirirken bunun yanında dernek faaliyetlerini, etkinlikler, kurslar, paneller düzenleyerek gençleri yetiştirmeye, inancın gereklerini öğretmeye yaşatmaya çalışıyorlar. Bu faaliyetler hep kendi imkanlarıyla devletin kurumlarından hiç bir şekilde destek almadan yapılmaktadır.

   Alevileri yok sayanlar, Alevilerin "bizim ibadethanemizdir" dedikleri cemevlerini de yok saymaktadır. Kişilerin ibadet yerlerini belirleme hakkı yine, kişinin kendi vicdanından başka hiç bir kimseye yada kuruma ait değildir. Alevilerin inanç merkezleri, ibadethaneleri cemevidir. Bunun aksini söylemeye kimsenin hakkı ve haddi yoktur. Buna Alevi toplumundan başka kimse karar veremez.

   Zor şartlarda elde tutmaya ve tanıtmaya çalıştığımız cemevlerini yaşatmamızın, devamlılığını sağlamamızın gerekliliği de göz ardı edilmemelidir. Buda ancak Alevilerin emekleriyle, alın teriyle yaptıkları cemevlerini erdemli ve yolu bilen, yolda hakkı olan yöneticilere ve inanç önderlerine bırakarak sağlayabiliriz.

   Bir binayı yapmak kurmak değil, önemli olan o binada gelecek ışığının yanmasını sağlamaktır.  Cemevlerini başka mekanlara dönüştürmeden, tarihte olduğu gibi aslına uygun şekilde dergahlarımız ölçütünde yaşatmayı sağlamalıyız. Buralar sadece dernek işlerinin yürütüldüğü yerler değil, Alevi öğretisinin sürdürüldüğü, cemlerin yapıldığı muhabbet meydanları olmalıdır.

   Cemevlerinin yaşatılmasının en önemli etkeni, cemevlerinin kapılarının özellikler gençlere sonuna kadar açılmasıdır. Cemevlerinde gençlere örnek olabilecek kişiler, yol ehli insanlar yönetici olmalıdır. Gençleri cemevlerinden, bu inançtan, bu kültürden uzaklaştıracak kişilerin bu alanlarda yerleri yoktur. Aleviliğin geleceği bu yola yıllardır sahip çıkan kamil insanlarda ve bu erdemli, inançlı insanların yol göstereceği Alevi gençlerindedir. Her toplumda olduğu gibi Alevi toplumunuda  her ortamda yüceltecek ve yükseltecek olanlar genç Alevilerdir. Bu yüzden cemevlerinde en çok dikkat edilmesi gereken gençlerin eğitimidir. Aleviliğin bu dönemde ihtiyaç duyduğu en önemli gereksinim eğitimdir.

   Kentlerde ve köylerde yaptığımız cemevlerimizin yola uygun, öğretiye yakışır yönde içini doldura bilmemiz  oldukça önemlidir. Artık Aleviler, dergahlarda pirlerin mürşitlerin hanelerinde yerine getirdiği ibadetlerini, sürdüğü inançlarını Aleviliğin ve Alevilerin kendi hakkı olan cemevlerinde yapmaya devam edeceklerdir. Yıllardır köylerde, kasabalarda söylenen nefesler, çalınan sazlar, okunan gülbenkler, hak için aşk ile dönülen semahlar, hak olan cemevlerinde yankılanacaktır. Cemlerde yakılan çerağlar aydınlatacaktır, gönüllerdeki karanlığı sonsuza dek ışıtacaktır. "Kabem insandır, ibadethanem bütün evrendir" diyen canlar, cem olacaklar hakları olan Hak ceminde, cemevlerinde...


Haklı Davamız Cemevlerimiz


Metin ÖZDEMİR