28 Ekim 2014 Salı

YUSUF DEDE TÜRBESİ'NE SAYGISIZLIK

Yusuf Dede Türbesi'ne Saygısızlık - Metin ÖZDEMİR

   Yusuf Dede Sultan Türbesi; Afyonkarahisar'ın Sandıklı İlçesine bağlı Akin Köyü'nde bulunuyor. Yusuf Dede Sultan'ın Horasan erenlerinden olduğu bilinmektedir. Türbe, Alevi inancı açısından yörede önemli bir inanç merkezi ve ziyaret yeridir. Yusuf Dede Sultan'ın eşi, Satı Ana'nın mezarının da burada olduğu biliniyor. Türbenin avlusunda bulunan asırlık dut ağaçları ise türbeye ayrı bir görüntü katıyor.

   Yusuf Dede ve Satı Ana'nın makamları, eskiden taş duvarla örülü iken, daha sonradan gönüllü kişilerce mermerden iki ayrı kabir şeklinde yaptırılmıştır. Ama ne yazık ki, buralar çok fazla ayakta kalamamıştır. İnançlarımıza saygısı olmayan kişi yada kişilerce Yusuf Dede ve Satı Ana'nın adlarının yazılı olduğu mezar taşları kırılmıştır. Yerine yenileri yaptırılsa da yine aynı şekilde defalarca kırılan mermerler ortalığa saçılmış. Son olarak mezar taşlarıyla birlikte, Yusuf Dede ve Satı Ana'nın makamı olarak bilinen kabirlerde tamamen zarar görmüştür.


Yusuf Dede Türbesi'ne Saygısızlık - Metin ÖZDEMİR

   Yusuf Dede Sultan türbesine zarar veren ve tahribata uğratanlara karşı, yörenin Alevi yerleşimi olan Selçik Köyü canları; "Bizim köyümüzden uzakta olduğu için bir şey yapamıyoruz. Bu yüzden ziyaret yerimiz olan Yusuf Dede Türbesi'ne kasıtlı olarak zarar veriliyor. Bu yapılan sadece Yusuf Dede'nin türbesine değil, bizim inancımıza yapılan büyük bir saygısızlıktır. Çünkü bizler burayı ziyaret edip, adaklarımızı kesiyoruz, dilekte bulunuyoruz. Bu tahribatı yapanlar ise bunun farkında oldukları için bunu yapıyorlar. Bizler inancımıza ve türbelerimize saygısızlık yapılmasını asla kabul etmeyiz." diye konuştular.


Yusuf Dede Türbesi'ne Saygısızlık - Metin ÖZDEMİR


Metin ÖZDEMİR





21 Ekim 2014 Salı

KAYABELEN CEMEVİ AYAKTA KALMAK İSTİYOR

   
Kayabelen Cemevi Ayakta Kalmak İstiyor - Metin ÖZDEMİR - Oniki Gazetesi

   Afyonkarahisar'ın Şuhut ilçesine bağlı Kayabelen Köyü'nde yer alan Hamza Şeyh Dede Cemevi ve Kültür Merkezi ayakta kalma mücadelesi veriyor.

   1999 yılında belediye statütüsüne kavuşan Kayabelen Beldesi'nde canların katkılarıyla yapılan Hamza Şeyh Dede Cemevi, belediyenin kapatılmasının ardından ihtiyaçlarını, bakım ve tamir masraflarını karşılayamaz duruma geldi. Tekrar köye dönüşen Kayabelen'de kültür merkezi ve cemevi köy muhtarlığına devredildi. Maddi yetersizliklerden dolayı sıkıntılar yaşanan cemevi için Kayabelen Köyü Muhtarlığı'nın verdiği mücadele sonucunda Şuhut Kaymakamlığı'ndan destek alınarak binanın yıkılmaya yüz tutmuş olan duvarları tamir edilerek, boya ve tadilat işleri yaptırıldı.

   Kayabelen Hamza Şeyh Dede Cemevi'nin durumuyla ilgili görüştüğümüz Kayabelen Folklor Araştırma Derneği (Kafa-Der) Başkanı Ali ERİM; "Kültür Merkezi ve Cemevimiz, uluslararası festivallere, etkinliklere ev sahipliği yapmış bir mekandır. Şimdi bu durumda olması ise bizleri üzüyor. Kültür merkezinin derneğimize devredilmesini istiyoruz." dedi.

   Kültür Merkezi ile birlikte cemevinin bu sayede bakım ve onarımının dahada kolaylaşacağı, başka yapılara dönüştürülmeden 'cemevi' olarak kalmasının sağlanacağını belirtti.

   Kültür merkezi, adını köyde türbesi bulunan Alevi ereni Hamza Şeyh Dede'den alıyor. Hamza Şeyh Dede Kültür Merkezi, dönemin Kayabelen Belediye Başkanı Selahattin AYDOĞAN'ın öncülüğünde canların katkılarıyla yaptırıldı.

   Kayabelen Folklor Araştırma Derneği olarak, herkesi Alevilerin ibadethaneleri olan cemevlerinin ve canların verdiği haklı mücadelenin yanında olmaya bekliyor. Cemevlerine desteğe çağırıyorlar.

Metin ÖZDEMİR






20 Ekim 2014 Pazartesi

CEMEVLERİ İÇİN YENİ KAZANIM

   
Cemevleri İçin Yeni Kazanım - Metin Özdemir - Oniki Gazetesi

   Antalya Cemevi Tapu Devri Türkiye'de Bir İlk

   Türkiye'de Aleviler gerek kendi olanaları ile, gerekse çeşitli yardımlarla cemevleri yapmaya devam ediyor. Belediyelerin yapımına destek olduğu veya tamamını üstlendiği cemevlerinde dahi hukuki olarak Aleviler kiracı. Antalya Muratpaşa Belediyesi bir ilke imza atarak, tapunun tamamını Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı'na devretti. Bu, Aleviler için yeni bir kazanım anlamına geliyor.

   Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şubesi'nin içinde bulunduğu Antalya Cemevi'nin yıllardır çözülemeyen mülkiyet sorunu Muratpaşa Belediyesi'nin cemevinin tapusunu bedelsiz olarak Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı'na devretmesiyle çözüldü.

   Muratpaşa İlçesi Kızılarık Mahallesi'nde bulunan Antalya Cemevi'nde 27 Eylül 2014 Cumartesi günü, saat 20:00'de başlayan tapu teslim törenine Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, önceki dönem belediye başkanları Hasan Subaşı, Süleyman Evcilmen, Antalya'daki Alevi kurumlarının biraraya gelerek oluşturdukları Antalya Alevi Bileşenleri'nin başkan ve yöneticileri katıldı.

   Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal'ın cemevinin tapusunu HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez'e takdim etmesi tapu törenine katılan canlar tarafından büyük coşkuyla karşılandı.

   Ercan Geçmez, yaptığı konuşmasında; "Buranın geçmişi çok derindir. Başlangıçtan bugüne gelene kadar emeği geçenlere teşekkür ederiz" diye konuştu. Ayrıca "Eğitimde hak ihlalleri" için başlatılan yürüyüşe dikkat çekti. 12 Ekim'de yapılacak olan mitinge katılmaya davet etti.

   Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal; "Bizim yaptığımız olağan bir durum. Biz sadece yasaları doğru yorumladık" diye konuştu. Önceki dönemlerde katkısı olan belediye başkanlarına da teşekkür eden Uysal; "Kimin ibadethanesinin neresi olduğuna kimse karar veremez. Aleviler, bizim ibadethanemiz cemevidir diyorsa, bunun hiç kimse aksini söyleyemez." dedi.

   Muratpaşa Eski Belediye Başkanı Süleyman Evcilmen; Cemevi'nin HBVAKV'na devredilmesi kararının çıkarılmasında katkıda bulunan meclis üyelerine teşekkür etti.

   HBVAKV yöneticileri tarafından tapu teslimini sağlayan Belediye başkanlarına plaket verildi. Antalya Cemevi yönetimi adına konuşan HBVAKV Antalya Şube Başkanı Tufan Eroğlu; Cemevizin daha tamamlanamayan eksiklikleri var. Cemevimizi bedelsiz olarak "Türkiye'de bir ilki gerçekleştiren" Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal'ın şahsında bütün personeline teşekkür etti.

   Dede Kenan Akbaba'nın gülbenk vermesiyle başlayan etkinlikte, İlke Türkdoğan, Süleyman Demir ve Antalya Abdal Musa Derneği zakirleri, Güzel Şah Dede ve Antalya Cemevi Kadınlar Korosu deyişler seslendirdiler. Şehriban Mutluer Ana'nın lokma gülbengini okumasıyla törene katılan canlara lokma ikram edildi.

   Çok sayıda canın cemevini doldurduğu ve coşkulu geçen tören Yol Tv ve VTV'den canlı yayınlandı. Tapu teslim törenine katılan canlar, cemevlerinin asıl sahiplerine   devredilmesinde özveride bulunan yetkililere teşekkürlerini ilettiler.

Metin ÖZDEMİR






26 Ağustos 2014 Salı

YÜZÜM SÜRE SÜRE GELDİM DERGÂHA


Yüzüm Süre Süre Geldim Dergâha - Metin Özdemir

   Yola turap olmak, bir pirin-mürşidin eşiğinde hizmet etmeyle başlar. Alevilik'te hizmet Hakk'adır. Hakka hizmet de mürşit eşiğinde, pir dergahında yapılır. Pirinden destur alan, yola ikrar veren can dergahta "hizmet ehli" olur. Edebi, erkanı, irfan ve muhabbeti bu aşk meclisinde kaynağından öğrenir.

   Alevi-Bektaşi-Kızılbaş öğretisinde bir dergaha yani bir ocağa bağlılık esastır. Her can bağlı bulunduğu ocağın ışığında aydınlanır, aydınlatır. Kamil insan olma yolunda kendisini yetiştirir.

   Aleviliğin köklü ve kadim bir inanç olduğu Anadolu'da; "Seksen bin kayıp erenleri, doksan bin Horasan pirleri, yüz bin Urum erenleri" diye çoğalan, çoğaltılan erenlerin ve evliyaların var olduğu topraklarda dergahlarımız önemli bir yer tutar.

   Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin Sulucakarahöyük'e geldiği dönemde, Anadolu'da varlığını sürdüren dergahlar, ocaklarda vardır. Hacı Bektaş'ın Anadolu'yu mekan tutmasıyla birlikte, dergahlar daha derlenip toparlanmaya başlamış, Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin etrafında birlik olmaya, "serçeşmeden" Hünkar'ın dergahından kanmaya başlamıştır. Dergahta sayısız dede-baba, rehber-talip canlar yetişmiştir. Sulucakarahöyük'ten yükselen bu ses zamanla canların olduğu bütün coğrafyada karşılık bulur. Hünkar'ın verdiği nefes, zamanla yayılır, çoğalır bütün ocaklarda, dergahlarda...

   Selçuklu ve Osmanlı döneminde Alevi-Bektaşi-Kızılbaş'lara yapılan zulümler, can kırımlarıyla başlar. Ölümlerle, sürgünlerle devam eden bu kıyımlar, inancımızın okulları olan dergahlarımıza, ocaklarımıza kadar uzanır. "Bir olan, iri olan canlar, hep diri olmuşlardır." Zulümlere boyun eğmemişlerdir. Dergahlara uzanan eller, asimilasyon politikalarıyla pirlere, mürşitlere zulüm ederek, inancından vazgeçirmeye, kendilerine biat etmeye zorlarlar.

   Alevilerin dergahlarına zorla cami yapılarak, camiyi Alevi inancının bir parçası haline sokmaya çalışmak Osmanlı'yla başlar ve günümüze kadar aynı siyaset, aynı oyunlarla süregelir. Hacı Bektaş Veli dergahına yapılan bu zulüm hala sürmektedir. Bunun yanında Eskişehir Seyitgazi'deki Seyyid Battal Gazi Külliyesi, Isparta Senirkent Uluğbey'deki Seyyid Veli Baba Sultan Dergahı gibi bir çok Alevi ulusunun türbesinin ve dergahının içine cami yaparak, camiyi bu inancın bir parçası gibi göstermeye ve Alevileri camiye götürerek asimile etmeye çalışma düşüncesi ne yenidir, nede sondur.

   Yakın dönemde Antalya Finike Yuvalı Köyü'nde bulunan Kafi Baba türbesine ses sistemi yerleştirerek burada ezan okutulmaya çalışılmıştır. Yine Çorum Osmancık'ta Koyun Baba türbesi müftülüğe verilerek, burada Kuran kursu açılmaya çalışılmıştır. Yakın zaman içinde Tokat Erbaa'da Keçeci Baba dergahının camiye dönüştürülmesi de yine aynı zihniyetin ürünüdür.

   Geçmişte Alevilere zulüm edenler, canlara kıyarak bu inancı yok etmeye çalıştılar. Sonra inancımıza el uzatmaya başladılar. Dün eli kanlı Yezitler eliyle yapılan bu zulüm, günümüzde Hınzır Paşalar tarafından bir yerlere yaranmak için çıkarları uğruna, türbelerimiz ve dergahlarımız peşkeş çekilmektedir. Yine bizi, bizim ateşimiz yakmaktadır.

   "Dergahına Sahip Çık" İnsiyatifi tarafından, Hacı Bektaş Veli dergahında yapılan cem, gerçekten bir dönüm noktasıdır. Buna benzer tepkiler çoğaltılarak yola hizmet eden bütün canlar tarafından desteklenmelidir.

   Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy'un önderliğinde, "serçeşme" etrafında toplanmak için başlatılan "Dergahta Birlik" çalışmaları bu noktada önemli bir adımdır. Alevi-Bektaşi-Kızılbaş toplumunun her alanda birlikten başka bir çaresi yoktur. Bu birlik çağrısına el uzatmak, destek vermek yola hizmet etmek demektir.

   Alevilerin yoğun olarak yaşadığı yörelerde, yol-erkan sürdürülüyor olması, dede-talip ilişkisinin kopmamış olmasından kaynaklanıyor. Dede-talip ilişkisinin bozulduğu yörelerde inanç ve bağlılık azalmaya başlamıştır. Bir dergahın ve ocağın bulunmadığı köy ve beldelerde eğer cem yürütmeye gelen pir-mürşit-dede kalmamışsa asimilasyon dahada hızlanmıştır.

   Türbe ve dergah bulunan yörelerimizde Alevi inancının sürdürülebilir olması, daha canlı tutulması önemli bir noktadır. Günlük yaşantı içerisinde dergahla, türbeyle bağı olan canlar yolun ritüellerini olağan şekliyle sürdürmektedir. Bu bağlamda Aleviliğin yaşatılmasında dergahların önemi oldukça yüksektir. Türbelerimizi ve dergahlarımızı hem çıkarcı, menfaatçi Hınzır Paşaların elinden, hemde çağın Yezitlerinin elinden korumamız gerekir. Buda ancak bilinçli ve kendini yetiştirmiş yol erleriyle mümkündür.

   Canlar bulunduğu her yörede talip topluluğu olarak bilnçlenmeye ve gençliğini yetiştirmeye, eğer ocakzade, pir-mürşit kapısıysa kendini yetiştirmeye önem vermelidir.

   Bir dergahın bulunmadığı köylerimizde ve beldelerimizde eğer dede-talip ilişkisi de zayıfsa, orada bulunan bir Alevi ereninin türbesinin etrafında toplanmak gerekir. Dergahlarımız ve türbelerimiz Aleviliğin kilit noktasıdır. Dergah ve türbe bulunan yerleşim yerlerinde asimilasyon oranı oldukça düşüktür. Asimilasyona uğramadan, inancımızı sürdürebilmemiz için dergahlarımıza sahip çıkmalıyız.

   Pirin katarından didarından, Serçeşme'nin ışığından ayrılmayalım. Aşk ile...


Metin ÖZDEMİR







14 Ağustos 2014 Perşembe

SARI SELÇUK DEDE SELÇİK KÖYÜ'NDE ANILDI


Sarı Selçuk Dede Selçik Köyü'nde Anıldı - Metin Özdemir / Gazete Oniki

   Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından geleneksel hale getirilen Sarı Selçuk Dede Anma Etkinliği, 2 Ağustos 2014 Cumartesi günü, Afyonkarahisar'ın Sandıklı ilçesine bağlı Selçik Köyü'nde, sekizinci kez gerçekleştirildi.

   Saat 20:00'da başlayan etkinliğe Sandıklı Kaymakamı Faik ARICAN, Sandıklı Belediye Başkanı Mustafa ÇÖL, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan GEÇMEZ, siyasi partilerin ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri katıldı. Antalya Radyo Akdeniz ve Sandıklı Gün Fm'in desteklediği etkinlikte; Üryan EROĞLU, Gülseren AKAR, Ali GEZER ve Mehmet TURAN Dede deyişlerimizi ve türkülerimizi seslendirdiler.

   Metin ÖZDEMİR ve Yusuf COŞKUN'un programın sunumunu yaptığı etkinlikte, şiirler ve semahlarımız da yer aldı. Selçik Köyü'nden gençlerin ve çocukların yer aldığı "kırk canımız" hep birlikte semaha durdular. Gençlerin inançlarına ve kültürlerine sımsıkı sarıldığı köyümüzde, Selçik Köyü Semah Ekibi 'nde yer alan on iki canımızda yine Hak için semah döndüler.

   Selçik Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Genel Sekreteri Yusuf COŞKUN'un açılış konuşmasını yapmasının ardından, Selçik Köyü Muhtarı Veli İNCEKARA'da katılımcılara seslendi. Sandıklı Kaymakamı Faik ARICAN ve Sandıklı Belediye Başkanı Mustafa ÇÖL'de etkinlikte söz aldı.

   Sandıklı Kaymakamı Faik ARICAN yaptığı konuşmasında; “Anadolumuzu Anadolu yapanda, biz yapanda Anadolu erenleridir. Mevlana nasıl önemli ise, bizler için Yunus Emre nasıl önemliyse, Sarı Selçuk Dede'de aynı önemdedir. Ne mutlu ki ilçemizde bu değerlerimiz çok fazla var" dedi.

   Mehmet TURAN Dede tarafından gülbenk okunmasının ardından, Sarı Selçuk Dede'yi anmak için gelen canlara lokma ikram edildi. Dernek yetkililerince Sarı Selçuk Dede Türbesi ve Cemevi'nin yanına yapılacak olan kültür evi için destek istendi. Çok sayıda misafirin katıldığı etkinlik gecenin geç saatlerine kadar sürdü. Dernek Yönetimi ve tertip komitesi üyeleri; "Birlik ve beraberliği sağlamak için düzenlediğimiz Sarı Selçuk Dede'yi anma etkinliklerimize katılan ve katkı sunanlara teşekkür ediyoruz" diye konuştular.


Metin ÖZDEMİR








1 Ağustos 2014 Cuma

SARI DEDE TÜRBESİ GÜZELLEŞİYOR


Sarı Dede Türbesi Güzelleşiyor - Metin Özdemir / Oniki Gazetesi
  
   Sarı Dede Sultan, Afyonkarahisar'ın Sandıklı İlçesine bağlı Selçik Köyü'nde yaşamış olan Anadolu erenlerindendir. Sarı Selçuk Dede adıyla da anılan Sarı Dede Sultan'ın türbesi Selçik Köyü'nde yer almaktadır. Sarı Dede Sultan Türbesi ilk olarak taş duvarlarla örülü bir avlu içerisindedir. Yatırının bulunduğu yer ise 1952 yılında yapılmıştır. 1972 yılında köylülerin bir araya gelmesiyle, yaptırılmış ve bugünkü haline getirilmiştir.

   Dinar'da 1995 yılında meydana gelen depremde hasar gören türbenin onarımı için, Kültür Bakanlığı'ndan yardım talebinde bulunulmuş. Her defasında, türbenin herhangi bir tarihi değerinin bulunmadığı, sadece inanç turizmi açısından ziyaret edildiği belirtilerek, talepleri geri çevrilmiştir.

   Türbede 2002 yılında bir tadilat çalışması yapılarak, eksiklikleri giderilmeye çalışılmıştır. Son olarak köy muhtarlığının katkılarıyla yeniden tamirata başlanmış, gerekli çalışmalar tamamlanmıştır. Selçik Köyü Muhtarı Veli İncekara; "Türbemiz köyümüz açısından önemlidir. Köyümüze gelen canlar ilk olarak türbemizi ziyarete ettikleri için, bizde çalışmalarımıza türbemizden başladık." diye konuştu. Ayrıca türbenin yanında bulunan cemevinde de tadilat çalışmaları sürdürülmektedir.

   2 Ağustos'ta Selçik Köyü'nde düzenlenecek olan, Sarı Dede Anma Etkinlikleri'nden önce, türbenin ve cemevinin eksiklikleri giderilerek, etkinlik öncesi hazırlıklar tamamlanmaya çalışılıyor. Selçik'liler 2 Ağustos'ta tüm canları Sarı Dede Sultan'ı anmak için, köylerine bekliyorlar.

   Sarı Dede Sultan'ın himmeti üzerinize olsun...


Sarı Dede Türbesi Güzelleşiyor - Metin Özdemir / Oniki Gazetesi

Metin ÖZDEMİR








22 Temmuz 2014 Salı

ALEVİ ETKİNLİKLERİ VE GENÇLİK ÜZERİNE

   
Alevi Etkinlikleri ve Gençlik Üzerine - Metin Özdemir

   Yüzlerce yıldan bu yana inancını gizlemiş, bütün kültürel yapısını kendi toplumu içerisinde saklı tutmuş olan Aleviler tarafından, kentleşmenin ve örgütlenme sürecinin hız kazanmasıyla birlikte, kendilerini hem dışarıya tanıtmak, hemde seslerini daha fazla duyurabilmek için onlarca yıldır adına "festival" dediğimiz anma etkinlikleri, anma törenleri, dernek geceleri, dayanışma günleri düzenleniyor.

   Yerel ve uluslararası alanda adını duyurmuş, Alevilik adına bir çok etkinlik geleneksel olarak yıllardır yapılıyor. Bunların içerisinde en bilindik olanları, Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri, Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri, Abdal Musa Sultan Anma Etkinlikleri gibi adını dahada çoğaltabileceğimiz çeşitli programlar düzenlenmektedir. Burada sunacağımız öneri ve eleştiriler genel olarak toplumumuzun çoğunun gözlemlerini içermektedir.

   Bu etkinliklerin bazıları bulunduğu yerdeki yerel yönetimlerin imkanlarıyla, kimileriyse Kültür Bakanlığı'ndan destek alınarak yapılıyor. Yine de çoğu organizasyon oraya emek veren canların katkılarıyla gerçekleştiriliyor.

   Yerel yönetimlerin düzenlediği etkinliklerde daha çok protokol ve siyasilere yönelik söylemler ön plana çıkarılmakta. Alevi kültürünün ve inancımızdan örneklerin yer alması gerekirken daha soyut, kuru laflar katılımcılara sunulmaktadır. Etkinliğe katılan politikacıların siyasi görüşüne uygun bir şekilde nutuk atmaya çalışan yerel yöneticiler veya dernek yöneticileri adeta birbirleriyle yarışırlar. Kendi içimizden olan yöneticilerin bile bu şekilde davrandığı törenlerimizde söz alan siyasilerin barış ve kardeşlik naraları atmaları, Hacı Bektaş Veli'den, Pir Sultan Abdal'dan deyişlerle, sözlerle konuşmalarını renklendirmeye çalışmaları toplumun gözüne hoş görünmektedir. Bizim sözlerimizi, bizim görüşlerimizi başkalarının ağzından kendi mekanlarımızda duymak canlarımızı haliyle etkilemektedir. Burada en büyük rol yönetimlere ve tertip komitelerine düşmektedir. Fakat bizim canlarımız iyi bilir ki; "Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz."

   Yapılan etkinliklerde içerik kadar, orada yer verilenler de bir o kadar önemlidir. Oraya katılan konukların, söz hakkı verilen konuşmacıların da o kültüre ve inanca layık olmaları gerekir. Bizim meydanlarımızda düzenlenen bu tür etkinlikler, siyasetçilere rant alanı, "hasat toplama" yeri olarak sunulmamalıdır.

   Alevilik adına yapılan etkinliklerde, Aleviliğe uygun eserler üreten sanatçılara yer verilmesi anlamlıdır. Alevi-Bektaşi-Kızılbaş inancını temsil eden canların varlığı o töreni daha değerli kılar. Öğretimize uygun olmayanlara yer verilmesi hem canlarımızı, hemde yolumuzu incitir.

   Büyük çapta yapılan etkinlikler günlerce sürdürülürken, sadece bir günle sınırlı tutulan etkinliklerde yapılmaktadır. Bir gün içerisinde gerçekleştirilen anma etkinliklerinde sadece saza-söze yer vermek zorunda kalınıyor. Panel, konferans gibi eğitici içerikli programlarda içine katılarak daha verimli hale getirilebilir.

   Bir Alevi ulusu, ereni adına etkinlik düzenleyerek, o yol önderinin adını dahi anmadan sonlandırılan törenler yapıldığı oluyor. O zaman bunu bir anma etkinliği olarak değilde bir şenlik olarak düzenlemek daha doğru olacaktır. Eğer böyle değilse, Aleviliğe yakışır bir şekilde yapılmalıdır. Deyişlerin ve semahların yer aldığı bir etkinlikte yapılan bağışları dile getirmek sıkça yaşanılan bir eksikliğimizdir.

   Sadece tertip komitesinin kararlarının uygulandığı festivallerde her zamanki gibi emek harcayan Alevi gençleridir. Alevi gençliği her etkinlikte, her platformda örgütlerin arkasından duran, her alanda koşturan büyük emektarlardır. Alevi örgütlenmesi de gençlikten ayrı düşünülemeyeceği için gençlere sahip çıkmalıdır. Yaklaşan Alevi etkinliklerinde gençlere gereken değer ve sorumluluk verilmelidir. Çünkü Alevi örgütlenmesinin sürekliliği gençlerle devam edecektir.

   Artık örgütlü yapının içerisinde daha çok gençliğe ve kadınlara yer açılmalıdır. Çünkü "Gezi Direnişi" süreci, bize her alanda yeni bir soluk getirdi. Sadece hizmet eden, emek veren gençler değil, yönetimde yer alan, fikir üreten gençler olmalıdır. Buda bizim öğretimizin derinliklerinden gelen bir bilinçtir. Gençliğimiz bu etkinliklerde sadece kendi kampını, çadırını kuran kitleden ayrı duran bireyler değil, yapılan törenlerde söz sahibi olmalıdır.

   Yapılan işler Alevi-Kızılbaş inancının özüne uygun düşmeyince, alternatif anma törenleri düzenlenmektedir. Burada alternatif üretilmesi, o makamlarda bulunanların kendi görüşlerinden başkasına itibar etmemelerinden kaynaklanıyor. "En iyisini ben bilirim, ben yaparım" mantığıyla hareket etmek, toplumumuzun farklı düşünen kesimlerini bu yapının dışına itmektedir. Bu yüzden sorun alternatif etkinlik yapanlarda değil, bundan başka çözüm bırakmayanlardadır.

   Pirlere, mürşitlere kulak vermeden, sadece belediye başkanlarının, muhtarların, dernek başkanlarının sözüyle etkinlik yaparak toplumun önüne çıkmak, bu inancı resmi ideolojiye hapsederek özgün yapısından uzaklaştırır. Kendimizi, inancımızı dışarıya tanıtmak, dışarıya şirin görünmek adına kendimize yabancı olur, gülünç duruma düşeriz. İşte o zaman yaptığımız "Hak için değil, seyir için" olmuş olur...

   Alevi-Bektaşi-Kızılbaş öğretisine uygun yapılması gereken etkinlikler adeta bir "kiraz festivali" görünümünden kurtarılmalıdır. Anma töreni düzenliyorsak, o anma etkinliği aslına uygun olarak yapılmalıdır. Çünkü bizim etkinliklerimiz, katliamlarla dolu ezilenler tarihinin en büyük parçası Alevilerin acılarının paylaşılacağı alanlardır.

   Dersim'in, Maraş'ın, Çorum'un, Sivas'ın, Gazi'nin acıları Gezi'de, Okmeydanı'nda kaybettiğimiz canlarımızla perçinlenmiştir. Bu acıları unutmadan, değerlerimize sahip çıkarak neler yaptığımıza dikkat etmeliyiz. Bu sebeple etkinliklerimize, anma törenlerimize çağırdığımız konuklar, konuşmacılar bizim değerlerimizi hiçe saymayan, acılarımıza tuz basmayacak, bizi sözleriyle ve şimdiye dek yaptıklarıyla incitmeyecek insanlar olmalıdır. Eli boğazımızdan hiç eksik olmamış katillerin ve işbirlikçilerinin meydanlarımızda yeri yoktur.

   Bu mevsimde köylerimizde, beldelerimizde ve yoğun olarak yaşadığımız kentlerde çeşitli törenler düzenlenecektir. Dikkatli olmamız ve uymamız gereken, değerlerimizden uzaklaşmadan, yola ve ulularımıza uygun davranmaktır. Çünkü içimizden herhangi bir kişinin bile yaptıkları, bu yola ve Alevilere yansıtılacaktır.

   Bu yola baş koyanların Hızır yoldaşı olsun. Aşk ile...


Alevi Etkinlikleri ve Gençlik Üzerine - Metin Özdemir

Metin ÖZDEMİR