3 Mart 2024 Pazar

YİNE NE BUYURMUŞ HAM SOFTA

Yine Ne Buyurmuş Ham Softa / Metin Özdemir

Telli sazdır bunun adı,
Ne ayet dinler ne kadı,
Bunu çalan anlar kendi,
Şeytan bunun neresinde?

    Geredeli Âşık Dertli böyle başlamış sözlerine binsekizyüzlü yıllarda. Kendinden önceki ve kendi çağındaki birçok ozan gibi oda ham softalarla mücadele etmiş sazıyla, sözüyle…

    Tabi ki çağlar boyunca bitip tükenmemiş ham softaların sazımıza, sözümüze dil uzatması ve günümüze kadar sürüp gelmiş. Geçen zaman içerisinde, bir gazetenin köşesinde; bazı müzik aletlerini evlerde bulundurmanın, çalmanın, alıp satmanın günah olduğuna dair yazılar yayınlandı. Öncesinde de yine müziğe dair fikirlerini beyan ederken bazı müzik aletlerini çalmanın ve dinlemenin “haram” olduğunu yazdılar.

    Bu insanlar hiç Karacaoğlan gibi sevdalanıp, Veysel gibi toprağa âşık olmuşlar mıdır?

    Seksenli yıllardan sonra özellikle Muhabbet serisi ile farklı bir boyuta ulaşan Alevi müziğimiz Arif Sağ, Musa Eroğlu, Muhlis Akarsu, Yavuz Top ve daha nice sanatçılarımızın büyük katkılarıyla bugünlere ulaşmıştır.

    Deyişlerini, nefeslerini okuduğumuz ulu ozanlarımız bu uğurda bedel ödeyerek idam sehpalarında canlarını vermişler. Fetvalara boyun eğmemiş sazını elinden, sözünü dilinden bırakmamışlar. Ucunda ölüm olduğunu bile bile “Şah” demiş geri dönmemişler. Yakın tarihte ise onların türkülerini söyleyenler, adlarını ananlar kovuşturmalara maruz kalmış, hapis yatmak zorunda kalmışlardır.

    Acaba bunca çileyi çeken insanların elinden düşürmediği çalgılar hakkında yazıp çizen, böyle düşünen kişiler hiç Muhabbet’ten bir deyiş dinlemişler midir? Bu dünyada bir Âşık Mahzuni Şerif türküsü dinleyen insanın hiç bunları söylemeye mecali kalır mı?

Yine Ne Buyurmuş Ham Softa / Metin Özdemir

    Bizlere ne mutlu günümüzde Dertli Divani gibi değerlerimiz Mektebi İrfan Muhabbetleriyle âşıklık, ozanlık geleneğini sürdürmeye çalışıyorlar. Ne mutlu ki Erdal Erzincan gibi değerli sanatçılarımız Gezici Bağlama Atölyesi ile çocuklara, gençlere müziği ve bağlamayı sevdirmeye, bu kültürü onlara aktarmaya çalışıyorlar. Anadolu’nun birçok yerinde yeter ki bizim çocuklarımız bağlama çalmayı öğrensin, türkülerimizi söylesin diye emek veren nice gizli kahramanımız var.

    Bizim türkülerimizin içinde umut olur, sevda olur. Çünkü her türküyü çalmaz bizim telimiz. Zalime boyun eğmeyenlerin elindedir sazımız. Ne derse desinler. Bizim türkülerimiz susmayacak. Bağlamamız ellerden hiç düşmeyecektir.

    Ham softalara en güzel cevabı ozanların kelamı verir. Yine Dertli’nin aynı şiirinden bir dörtlükle bitirelim sözümüzü…

İçinde mi, dışında mı,
Burgusunun başında mı,
Göğsünün nakışında mı,
Şeytan bunun neresinde?

Metin ÖZDEMİR


Kaleme Alındığı Tarih: 12 Aralık 2019

Metin Özdemir / Bir Gerçeğin İzinden... metinozdemir87.blogspot.com @metinozdemir87

3 Şubat 2024 Cumartesi

AYNI TOPRAĞA BASIYORUZ

Aynı Toprağa Basıyoruz / Metin Özdemir

    Kimilerine göre “Çıktık Horasan’dan sökün eyledik.” Kimilerine göre ise zaten hep bu topraklardaydık. Neredeydik, nereden geldik her ne olursa olsun. Bugün bu coğrafya üzerindeysek, yaşıyorsak… Bastığımız toprağa bizim diyorsak, “adlarımızı verdiysek dağlara, ovalara, ulu sulara…” buralıyız. İşte tamda buradayız.

    Binlerce yıldır egemenlerin çıkar siyaseti halkları, inançları, kültürleri, birbirine kırdırmayı maalesef başarmış. Bugünde aynı toprakları yurt edinmiş insanlar yine benzer sebeplerle birbirine düşman ediliyor. Tarihsel süreçte yaşanan olaylar farklı zamanlarda, farklı mekânlarda hep zuhur ediyor.

    Biz bu yarayı Maraş’tan tanıyoruz. Çorum’dan biliyoruz biz bu acıları… Yüreklerimiz Sivas’ın narında yanıyor halen… Dokundukça sızlıyor kabuklaşan yaralarımız. İnsan, yüreğine düşen acıyı unutmaz çünkü. Hele de Kerbelâ’dan bugüne mazlumun yasını tutan bir toplumun acılarını sağaltmak kolay değildir.

    Duyduğumuz her olayda sanki kendimiz yaşamışçasına yüreğimiz titrer hep. Nerede yüreği incinen bir can duysak oralı olur yüreğimiz. Canların yüreği orada atmaya başlar. Yüzlerce yıldır ezilmiştir yüreği. Kendisinden başka herkesin acısını acısı bilir çünkü.

Aynı Toprağa Basıyoruz / Metin Özdemir

    Gün geçmiyor ki yine can ellerinden bir haber gelmesin. En son İzmir Gaziemir’de yaşanan olayda canlarımızın evinin işaretlenmesi sonucu dünyanın dört bir yanındaki Alevilerin yürekleri yine hep birlikte sızlamıştı. Duvardaki o işaret yine Maraş’ı, Çorum’u, Sivas’ı, zulmü, kıyımı, yok sayılmayı, yok edilmeyi hatırlattı. Bunun üzerine cümle canlar seslerini duyurmaya çalıştı. Bir olmaya, birlik olmaya davet etti herkesi. Buradayız… Bizi de işaretleyin, bizde Aleviyiz! diyen canlarımıza komşularımızda katılarak bize destek oldular. Dosttan gelen güzel dayanışma duygularıydı bunlar.

    Farklı yörelerde buna benzer olaylar belli zaman aralıklarıyla yaşanıyor. Bunun toplumsal ve hukuki boyutlarıyla ilgilenmesi gerekenler, herkese eşit yurttaşlık hakkı sağlamak zorunda olan yöneticilerdir. Asıl mesele ise bu noktadan sonra başlıyor. Yaşanan olayların faillerinin bulunması ve kanunlar çerçevesinde mutlaka gerekenin yapılması lazım. Peki bu tip olayları engellemek, önüne geçmek için sadece yasal işlem başlatmak yeterli olacak mıdır?

    Anadolu bozkırında halen Hacı Bektaş Veli’nin, Yunus Emre’nin ayak izlerinin olduğu bu topraklarda, bu çağda bunların olması binlerce yıllık kültürün, felsefenin anlaşılamamış olmasındandır. Uygarlıklara ev sahipliği yapmış bu coğrafyada yaşanan bu tür olaylar insanlık açısından utanç vericidir. Kindar bir neslin yetişmesinin önüne geçmek için eğitimle, öğretimle elden gelenin fazlası yapılarak her şekilde engel olunmalıdır. Hünkâr’ın dediği gibi; ancak kadınları okutursak bunların önüne geçebiliriz. Bilimle ilerlersek ancak yüzümüzü aydınlığa çevirebiliriz.

    Bu durumda bizlerin payına düşen ise her zamankinden daha fazla birbirimize sahip çıkarak dayanışma içinde olmaktır. Yunus’un “bölünürsek yok oluruz…” sözü hep aklımızın bir köşesinde durmalı. Çünkü bizim felsefemizde kırgınlıklara, küslüklere yer yok. Ne zaman hırslarımıza yenik düşersek işte o zaman kaybederiz. Ulularımızın “Bir olalım, iri olalım, diri olalım…” sözleri bugünler için var. Nerede olursak olalım taşıdığımız misyonun, bağlandığımız yolun kıymetini bilelim. Bu yola layık olalım.

    Dostun gülüyle yaralanmadıktan gayrı, şu ellerin taşı hiç bize değmez.

    Aşk ile…

Metin ÖZDEMİR

Aynı Toprağa Basıyoruz / Metin Özdemir

Kaleme Alındığı Tarih:4 Aralık 2019

Metin Özdemir / Bir Gerçeğin İzinden... metinozdemir87.blogspot.com @metinozdemir87

3 Ocak 2024 Çarşamba

BUGÜNÜ DEĞİL GELECEĞİ DÜŞÜNELİM

Bugünü Değil Geleceği Düşünelim / Metin Özdemir

    Can ile başlar her sözümüz, dilimizde hep can vardır. Yüreğimizde taşıdığımız dostlarla hep can diye başlar muhabbetimiz. Can, insandır gözümüzde. Kadını, erkeği sormaz ne dilimiz ne kültürümüz nede inancımız.

    Candır yoldaki, yolumuza düşen candır. Yolumuz canlıdır sığmaz kalıplara, şekle girmez. Bu yüzdendir belki bizimde ele avuca sığmayışımız, isyanımız, susmayışımız, boyun eğmeyişimiz. Sığmaz çünkü bu yol mekânlara, mabetlere… Canların gönlündedir, aşığın dilinde, ozanın telindedir. Canlar sazıyla, sözüyle, nefesiyle canlı tutar bu yolu. İşte bu yüzden denir yolumuz canların yolu diye.

    Ozanların bin bir kelamla söylediği, hakikat sırlarıyla dolu, eşiğine gelenin yüreğini aşkla dolduran bu yolun zaman zaman sadece mekânlara, salonlara sığdırılmaya çalışıldığı görülüyor. Geçmişten günümüze nice zorluklarla yaşatılarak gelen, her dönemde canlı tutulmaya çalışılan yolumuz şekle, kalıplara sokulmaya çalışılıyor. En büyük zararı da bize yine kendimiz veriyoruz maalesef...

    Toplumumuzun ve demokratik kitle örgütlerimizin onlarca yıldır dillendirdiği, mücadele ettiği konuların en başında cemevlerimize yasal statü verilmesi gerektiği gelmektedir. Cemevlerimiz bugün bir çok kurum eliyle yapılıyor, yönetiliyor olsa da halen kanunlar çerçevesinde kabul edilmiş durumda değildir. Bu mücadeleyi sürdürmek ve kazanmak toplumumuzun her ferdinin mutlak çabası olmalıdır. Bunu kazanmak demek sadece varlığımızı kabul ettirmek demek değildir. Mücadelemizi geleceğe taşımak için bizde varız diyebilmektir. Bu sadece Alevilerin değil insan haklarına saygılı, hak ve özgürlüklere inanmış tüm toplum kesimlerinin kaygısı olmalıdır aslında. Ne olursa olsun toplumumuz ve demokratik kitle örgütlerimiz bu hak ve özgürlük mücadelesinde sağlam adımlar atmaktan geri durmamalıdır.

Bugünü Değil Geleceği Düşünelim / Metin Özdemir

    Alevi-Bektaşi-Kızılbaş toplumu yüzlerce yıldır bu topraklarda yaşıyor. Dergâhlarında, meydan evlerinde, cemevlerinde ve çoğunlukla kendi hanelerinde inancını sürdürüyor. Yolunu, süreğini canlı tutmaya bir sonraki kuşağa bozulmadan aktarmaya çalışıyor. Günümüz şartlarında kentleşen Aleviliğin getirdiği ihtiyaçlar doğrultusunda artık her kentte cemevlerimiz var. Bu inanç merkezlerimizin içini felsefemizle, kültürümüzle, insanlığımızla, sevgimizle doldurduğumuz müddetçe yolumuzda canlı kalır, yolcuda bu yoldan kalmaz…

    Semahlarımızla, deyişlerimizle, bağlamamızla bu yol nasıl ki gençlere öğretilmeye çalışılıyorsa cemevlerimizde de çocuklarımıza, gençlerimize fırsat verilerek onların önü açılmalıdır.

    Geçtiğimiz günlerde bir etkinlik için cemevine gideceğimizi konuşurken, bunu duyan altı yaşındaki oğlumuzun gözlerinin içi gülerek “köye mi gidiyoruz?” demesi bizi hem sevindirdi hem de düşündürdü. Köyde kaldığımız yaz aylarında genellikle köyler daha kalabalıktır. İnsanlar daha çok yazın bir araya geldiği için o zamanlar köyler daha coşkulu olur. Bu duruma bununda etkisi vardır. Ama çocuk yüreğiyle umarsız bir şekilde, cemevinin ona köyü hatırlatması belki de içtenliği, samimiyeti oradaki ortamda görmesinden kaynaklıdır.

    Belki artık çok geç bazı şeyler için, atalarımızın o köy ortamlarındaki yaşantılarını, duygularını hiç birimiz artık yaşayamayacağız. Hiçbir kentte o eskiden köylerde olan yolu, süreği doğal bir şekilde yaşatamayacağız ama hiç olmazsa o samimiyeti, içtenliği yaşatalım. Bize o gülen gözleriyle bakan çocukları bu toprakların kadim inancından, öz kültüründen uzaklaştırmayalım. Bugün altımızda oturduğumuz koltuğu, postu değil hep birlikte yarına ne bırakabileceğimizi düşünelim.

Metin ÖZDEMİR

Bugünü Değil Geleceği Düşünelim / Metin Özdemir

Kaleme Alındığı Tarihi: 28 Kasım 2019

Metin Özdemir / Bir Gerçeğin İzinden... metinozdemir87.blogspot.com @metinozdemir87

13 Temmuz 2021 Salı

BURUNÖREN KUM OCAKLARINA DİRENİYOR

BURUNÖREN KUM OCAKLARINA DİRENİYOR / METİN ÖZDEMİR

    Kızılırmak'ın geçtiği yerleşim yerlerinden birisi de Kayseri'nin Sarıoğlan ilçesine bağlı Burunören Köyü'dür. Burunören köylüleri yıllardır hem köylerine, hem doğaya, hem de Kızılırmak'a sahip çıkmak için mücadele veriyorlar.

    Burunörenliler, köy muhtarlığı ve köy dernekleri aracılığıyla yasal yollara başvurarak köylerinin yanı başında kurulu bulunan kum ocaklarının faaliyetlerinin sonlandırılması için çaba harcıyorlar. Kum ocağının kaldırılması için yasal yollara başvurmalarının yanı sıra internet ve sosyal medya kanalları üzerinden imza kampanyaları ve dayanışma çağrıları yapıyorlar.

    Burunörenliler seslerinin yetkililere duyurabilmek için son olarak da köylerinde bir dayanışma etkinliği düzenlemeye karar verdiler. Çok sayıda müzisyen, sanatçı, gazeteci ve yazar topluluğunun katılımıyla düzenleyecekleri etkinlikte köylerinin yanı başında kurulu olan kum ocaklarının kaldırılması çağrısını yineleyecekler.

    23 Temmuz 2021 Cuma günü, Kayseri'nin Sarıoğlan ilçesine bağlı Burunören Mahallesi'nde yapılacak olan etkinliğe; Zülfikar İrencin, Serpil Efe, Gökhan Kılıç, Ali Rıza Gültekin, Murat Pala, Ali Aksüt, Av. Niyazi Ünalmış, Zafer Akkaş, Adem Kaya, Rıza Aydın, Recai Aksu, Reyhan Pala gibi çok sayıda isim katılacak. "Burunören Kum Ocaklarına Direniyor" etkinliğinde doğaya, insan sağlığına ve tarihine sahip çıktıklarının vurgusu yapılacak.

    Organizasyonu düzenleyen Burunören Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Mahmut Graf Doğan; "Tüm halkımızı, sivil toplum örgütlerini, doğa severleri etkinliğimize katılarak dayanışma göstermelerini ve destek vermelerini rica ediyorum." diyerek dayanışma çağrısında bulundu.

Metin ÖZDEMİR

31 Aralık 2020 Perşembe

BABAMA

Babama / Metin Özdemir

Babama…

Canımı, yoldaşımı, arkadaşımı kaybettim... Zamansız bırakıp gitti bizleri. Daha birlikte yapacağımız çok şey vardı. Söylenecek sözümüz, yaşanacak anılarımız, umutlarımız, hayallerimiz hep yarıda kaldı.

Hiç beklemediğimiz bir anda bizi yokluğuyla baş başa bırakıp gitti. Yokluğunu, acısını, onsuzluğu her anımızda yaşamak kaldı bize. Anılarıyla, sözleriyle, gülüşüyle, sıcaklığıyla gözümüzün önünde, yanı başımızda, yüreğimizde duruyor. Hep duracak en saklı, en güzel yerimizde…

Yaşam hiç beklemediği anda nelerle karşılaştırıyor, hiç beklemediği anda neleri alıp götürüyor insandan. Bizde koca çınarımızı, babamızı yitirdik daha ona doyamadan. Ve yeri doldurulamayacak derin izler bırakıp gitti bizde.

Elbette herkes için zordur bir büyüğünü yitirmek. Bu acıyı bizden çok önce, daha erkenden yaşayanlarda var mutlaka. Ama her ateş kendi düştüğü yeri yakıyor. O kor insanın yüreğine düşüyor. Ocakta yanan ateş sanki insanın ciğerinde yanıyor. Âdeta hiç sönmeyecekmişçesine...  Kollarımı omuz başlarından kesilmiş gibi hissediyorum yokluğunda.

Biz hepimiz birer eşimizi, babamızı, dedemizi kısacası her şeyimizi kaybettik. O bizim için her şeydi. Çünkü atamız bizi hiç incitmedi, hiç kırmadı. Belki bizim onu kırdığımız, incittiğimiz olmuştur ama o bizi asla üzmedi. O hep bizim iyi olmamızı isterdi. Bizde hep ‘iyi’ olmaya, ona layık olmaya çalışacağız.

Her gün dilimizde, yüreğimizdesin babam. Keşke sesini duyabilsek, bir kez yüzünü görebilsek. Arasak, telefonumuzu açsan keşke yine... Derdimizi anlatsak, halini hatırını sorsak. "Ben varım, yanınızdayım" desen yine keşke. Başımızı biraz daha kaldırsak yukarı. Sırtımızı biraz daha yaslasak dağlarına. Hepimiz seni çok özlüyoruz baba…

“Daha çok işimiz var.” diyordun, ama bu erken gidişin hiç olmadı babam. Yerin asla dolmaz bunu hepimiz biliyoruz. Ama senin de gözün arkada kalmasın. Biz varız, bizde ömrümüz yettiğince birbirimize hep omuz vereceğiz. Hep söylediğin gibi; “Namerde değil, merde dahi muhtaç olmayacağız.” Senden öğrendik biz acılara, zorluklara göğüs germesini.

Söylenecek, anlatılacak, yazılacak o kadar çok şey var ki neresinden başlasam, nasıl anlatsam, nasıl bitirsem bilmiyorum. Ama şunu çok iyi biliyorum. Biz seni hep güzelliklerle anıyoruz. Senin de güzellikler içinde olduğunu biliyoruz. Bizi bir yerlerden gördüğünü biliyoruz. Elinin hep omzumuzda olduğunu, sırtımıza dokunduğunu, saçımızı okşadığını biliyoruz. Sen hep rahat uyu babam…


Çağırdığın erenlerin himmetiyle…


“Kul Himmet’im oldu tamam,

 İşte geldi ahir zaman,

 Yardımcımız Oniki İmam,

 Ten toprağa aktı gitti.”


Babama / Metin Özdemir

Nereden bilecektim ki, birlikte çekindiğimiz son fotoğraf olacağını...


Metin Süleyman Özdemir
30.12.2020

31 Aralık 2019 Salı

MARAŞ'TA KATLEDİLEN CANLAR ANTALYA'DA ANILDI

MARAŞ'TA KATLEDİLEN CANLAR ANTALYA'DA ANILDI / Haber: Metin Özdemir

   19-26 Aralık 1978 tarihleri arasında Maraş ‘ta yaşanan katliam sırasında yaşamını yitiren canlar 41. yıldönümünde Antalya’da anıldı. Konuksever Cemevi önünde toplanan Alevi kurum temsilcileri, üyeleri ve vatandaşların katılımıyla bir basın açıklaması gerçekleştirildi.

   Antalya Alevi Bileşenleri’nden Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şubesi, Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şubesi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şubesi ve Antalya Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nin çağrısıyla bir araya gelen canlar Maraş ‘ta yapılan katliamı 41. yıl dönümünde Antalya’dan lanetlediler.

MARAŞ'TA KATLEDİLEN CANLAR ANTALYA'DA ANILDI / Haber: Metin Özdemir

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ, ALEVİLERİ ULUSAL GÜVENLİK TEHDİDİ OLARAK GÖRÜYOR”

   Antalya Alevi Bileşenleri adına Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şubesi Başkanı Nurettin Erdoğan yaptığı basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

   “Türkiye Cumhuriyeti, ulus devlet inşa sürecini Türklük ve Sünni Hanefi Müslüman din anlayışı çerçevesinde şekillendirirken Alevileri bir ulusal güvenlik tehdidi olarak görmüş ve görmeye devam etmektedir. Bu anlayışla 19-26 Aralık 1978’de Maraş ‘ta belleğimize yerleştirdiği yakın tarihin en acımasız en vahşi katliamlarından birisini “Allah adına savaşa” diyerek organize etmiştir. Resmi verilere göre 150-200, resmi olmayan verilere göre ise 500 Alevinin öldürüldüğü olayda Alevilere ait yaklaşık 200 ev ve 100 işyeri yakılmış, yağmalanmış ve tahrip edilmiştir.

MARAŞ'TA KATLEDİLEN CANLAR ANTALYA'DA ANILDI / Haber: Metin Özdemir

“SİYASAL DEĞİL TOPLUMSAL BARIŞI SAVUNUYORUZ”

   Önemli bir diğer nokta ise Maraş’ta yaşayan çok sayıda Alevi, malını mülkünü acilen ve çok ucuza elden çıkararak kentten ayrılmak zorunda kalmıştır. 23 yıl süren yargılama sonucunda 22 kişi idam, 7 kişi müebbet hapis, 321 kişide 1 ile 24 yıl arasında hapis cezasına çarptırılmıştır. Katliamda önemli sorumlukları olan 68 kişiye yargılamak için ulaşmak bile mümkün olmamıştır. Ancak Sıkıyönetim Mahkemesinin kararı Yargıtay tarafından bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonucunda idam cezaları uygulanmadığı gibi sorumlular milletvekili olarak meclise girmişlerdir. Üstelik mağdurların üç avukatı Ceyhun Can 10 Eylül 1979’da, Halil Sıtkı Güllüoğlu ise 3 Şubat 1980’de ve Ahmet Albay 3 Mayıs 1980’de öldürülmüştür.

   Günümüz koşullarında bir ülkenin demokratik olup olmadığının en temel ölçütlerinden birisi geçmişi ile yüzleşip yüzleşmediğidir. Kerbela’dan Sivas’a kadar uzanan süreçte belleğimizi katliamlarla inşa etmeyi devlet politikası olarak kabullenen iktidarların bugüne kadar hiçbir şekilde geçmişle hesaplaşmaması gerçek katilleri bulamaması ve özensiz bir şekilde unutturmaya çalışması Alevi toplumunu derinden yaralamış, devlete güvensizliğini arttırmış ve tetikte beklemesine sebep olmuştur.

   Biz Alevilerin talep ettiği tek şey yaşadığımız tüm katliamların soruşturulması ve aydınlatılmasıdır. Sorumluluğu olan herkes katliamlarla yüzleşmeli ve elini taşın altına koyarak toplumsal barışa katkı sunmalıdır. Tekçi anlayışı değil, çeşitliliği savunuyoruz. Bunu Alevi olduğumuz için değil yurttaş olduğumuz için istiyoruz. Siyasal değil, toplumsal barışı savunuyoruz.” diye konuştu.

MARAŞ'TA KATLEDİLEN CANLAR ANTALYA'DA ANILDI / Haber: Metin Özdemir

“GEÇMİŞİNİZLE YÜZLEŞMEDİĞİNİZ SÜRECE, GELECEĞİNİZLE İLGİLİ UMUT BESLEYEMEZSİNİZ”

   Basın açıklamasının ardından cem evinin konferans salonunda Maraş Katliamı ile ilgili sunum ve gösterim yapıldı. Maraş’ta katledilen canlar aşkına çerağlar uyandırılarak, Dede Kenan Akbaba tarafından gülbenk okundu. Araştırmacı-Yazar Ali Aksüt’ün yaptığı söyleşinin ardından cemevi gençlerinden oluşan müzik topluluğu bir dinleti sundu. Katılımcılara “Geçmişinizle yüzleşmediğiniz sürece, geleceğinizle ilgili umut besleyemezsiniz.” ve “Örgütlü toplumları hiçbir kuvvet yenemez.” sözleriyle toplumsal olaylara duyarlı olmanın gerekliliğine yönelik mesajlar verildi.

Haber: Metin Özdemir

https://www.biryol.com.tr/5702/maras-ta-katledilen-canlar-antalyada-anildi/

22 Aralık 2019 Pazar

'AŞIKÇA DERGİSİ' YAYIN HAYATINA BAŞLADI

'AŞIKÇA DERGİSİ' YAYIN HAYATINA BAŞLADI / Haber: Metin Özdemir

   Aşıkça Kültür ve Sanat Dergisi, bu ay çıkan ilk sayısıyla okuyucularına merhaba dedi.

   İlk sayısında “Veysel Baba; uzun ince bir yolda… Doğumunun 125. yılından sonsuzluğa…” başlığıyla çıkan Aşıkça Kültür ve Sanat Dergisi aylık olarak yayınlanacak. Geçmişteki halk aşıkları ve halk ozanlarının eserlerinin olduğu dergide günümüz ozanlarının eserleri de yer alıyor. Halk kültürü alanında çalışmaları bulunan çok sayıda halk bilimci, akademisyen, edebiyatçı, yazar, şair, ozan ve sanatçı dergiye yazılarıyla ve eserleriyle katkı sunacaklar.

'AŞIKÇA DERGİSİ' YAYIN HAYATINA BAŞLADI / Haber: Metin Özdemir

OZANLIK VE AŞIKLIK ALANINDA BÜYÜK BİR BOŞLUĞU DOLDURMASI BEKLENİYOR

Derginin Kurucusu ve Yazı İşleri Müdürü Ahmet Hüseyin Gürbüz, Genel Yayın Yönetmeni ise Hasan Kaplani. Aşıkça Dergisi’nin Yayın Kurulu; Prof. Dr. Hayrettin İvgin, Metin Turan, Songül Dündar, Süleyman Özerol, Kamber Nar, Bahattin Turan’dan oluşuyor. Danışma Kurulu’nda ise Selahattin Dündar, Atila Güvenç ve Halil Gürkan yer alıyor.

Derginin yetkilileri; halk kültürü, ozanlık ve aşıklık alanında büyük bir boşluğu doldurması beklenen derginin uzun soluklu olabilmesi için dergiye abone olarak destek olunması çağrısında bulunuyorlar.

Haber: Metin Özdemir

https://www.biryol.com.tr/5651/asikca-dergisi-yayin-hayatina-basladi/


ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ ANTALYA ŞUBESİ'NDEN DOĞAN DEMİR'E TEPKİ

ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ ANTALYA ŞUBESİ'NDEN DOĞAN DEMİR'E TEPKİ / Haber: Metin Özdemir

   Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şubesi, Alevi Kültür Dernekleri Eski Genel Başkanı Doğan Demir’in, eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu’nun kurmuş olduğu Gelecek Partisi’ne kurucu üye olarak katılmasıyla ilgili tepkilerini içeren bir basın açıklamasını kamuoyuyla paylaştı.

   Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şubesi Yönetim Kurulu adına konuşan Başkan Hasan Kaya’nın basına ve kamuoyuna duyurduğu açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“KURUCU ÜYE OLARAK GÖREV ALMASI HAZMEDİLECEK BİR DURUM DEĞİL”

   “Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir’in Ahmet Davutoğlu başkanlığında kurulan İslamcı bir parti olduğu apaçık bilinen Gelecek Partisi’nin kurucu üyeliğini kabul edip kurumlardaki görevlerinden istifa ettiğini üzüntü ve şaşkınlık içerisinde öğrenmiş bulunmaktayız. Cem evleri cümbüş evleri diyen, Sivas Katliamı’nı zaman aşımına uğratan, çeşitli usul ve yöntemlerle Alevi kitlesini asimile etmeye çalışan bir anlayışla beraber yürümüş, bunlara Başbakanlık yapmış birilerinin kurduğu partide “kurucu üye” olarak görev alması hazmedilecek ve kabul edilecek bir durum değildir.

“DOĞAN DEMİR AKD GENEL BAŞKANI OLMASAYDI BU TEKLİF ŞAHSINA YAPILIR MIYDI?”

   Doğan Demir’in kişisel tercihleri olabilir; ancak devasa bir kurumun itibar ve menfaatleri söz konusu ise kişisel tercihlerinin de ait olduğu kurumun inancı, yapısı ve itibarına uygun olması gerekirdi. Doğan Demir’in böyle bir tercih yapacağını Alevi toplumu bilebilseydi asla kendisini Genel Başkan yapmazdı. Kendisi Alevi toplumunu ve kendisine oy verenleri de kandırmıştır. “Öl İkrâr verme öl ikrârından dönme” ilkemize de ihanet etmiş; ikrarından dönmüştür. Şöyle ki Doğan Demir Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı olmasaydı acaba bu teklif şahsına yapılır mıydı? Meselenin gerçekleri bu ise pazarlanan Doğan Demir’in şahsı değil ait olduğu kurum ve Alevi toplumudur. Doğan Demir kişisel hakkını kullanırken edep erkân ve yolumuza uyan bir tercih yapması gerekirdi. Alevi toplumu laik, demokratik ve devrimcidir. Böyle bir toplumla yolunu ayıran şahsın arkasından tek bir Alevi canın gitmeyeceği aşikârdır.

“DOĞAN DEMİR’İN YAPTIKLARINI ASLA ONAYLAMIYORUZ”

   Doğan Demir bu vahim yanlışından derhal vazgeçmeli ve bütün Alevilerden özür dilemelidir. Geçmişi bireysel menfaatleri için yok sayanların gelecekleri de olmayacaktır. Sonuç olarak Doğan Demir’in yaptıklarını asla onaylamıyoruz. Aldığımız bu ağır yaranın sancılarını bir nebze olsun hafifletmek adına mevcut Genel Merkez Yöneticileri acilen Olağanüstü Genel Kurula gitmelidir. Saygıdeğer basına ve kamuoyuna esefle beyan ederiz.”

İLK KURUMSAL VE KİTLESEL TEPKİ ANTALYA’DAN…

   Doğan Demir, Ahmet Davutoğlu’nun kurmuş Gelecek Partisi’nin kurucular kurulunda yer aldığının açıklanmasının ardından, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanlığı ve Alevi Bektaşi Federasyonu’ndaki tüm görevlerinden istifa etmişti. Son olarak açıklanan Gelecek Partisi’nin Genel Yönetim Kurulu’nu oluşturan 60 kişilik listede yer aldığı öğrenildi.

   Alevi kamuoyunda büyük tepkilere yol açan Doğan Demir’in Gelecek Partisi’ne katılmasıyla ilgili ilk kurumsal ve kitlesel tepki Antalya’dan verilmiş oldu.

Haber: Metin ÖZDEMİR

https://www.biryol.com.tr/5264/alevi-kultur-dernekleri-antalya-subesinden-dogan-demir-e-tepki/


16 Aralık 2019 Pazartesi

KIZILIRMAK'TA KUM OCAKLARINI İSTEMİYORUZ

KIZILIRMAK'TA KUM OCAKLARINI İSTEMİYORUZ / Metin Özdemir

   Kızılırmak Nehri’nin hemen yanında bulunan Kayseri ili Sarıoğlan ilçesine bağlı Burunören Köyü’nün sakinleri köylerindeki kum ocaklarının kapatılarak, yeni açılmak istenen kum ocağının da durdurulmasını istiyorlar.

   Burunören Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Mahmut Doğan, Kızılırmak Nehri’nin yanında, köylerinin içerisinde bulunan iki kum ocağının kapatılmasını ve yeni açılmak istenen kum ocağının da durdurulması için mücadele verdiklerini ifade ederek, doğanın tahrip edilmesinin önüne geçmek için tüm Burunörenlileri ve çevre köylüleri kampanyaya destek olmaya çağırdı. Doğanın ve Kızılırmak nehrinin tahribatının önlenerek, tarihi Şahruh Köprüsü’nün yok olmasının da önüne geçmek için gerekli hukuk mücadelesini başlattıklarını ve sonuna kadar konunun takipçisi olacaklarını belirtti.

   “BÜYÜK BİR ÇABA İÇERİSİNDEYİZ”

   Burunören Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Hukuk Sorumlusu Hüseyin Aslan yaptığı açıklamada; “Burunören ve çevresindeki köylüler başta olmak üzere, sanat camiası ile birlikte büyük bir çaba içerisindeyiz. Bu talana dur deme mücadelesine başladık. Sadece Burunörenliler değil çevre köylerin hemen hemen tamamı bu mücadelenin içinde yer aldılar. Bu talana dur diyorlar. Çok takdir edilecek bir duruş sergiliyorlar. Bizde elimizde geleni yapacağız. Hukuki yollara başvurmak için dernek olarak bütün çalışmaları başlattık.” diye konuştu. Kızılırmak 

   İMZA KAMPANYASI BAŞLATILDI

   Köylüler ayrıca change.org sitesi üzerinden “Burunören Köyü’ne 3. Kum Ocağı Açılmasın. Var Olanlar Kapatılsın.” başlığıyla; T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Kayseri Valiliği, Kayseri Büyükşehir Belediyesi ve Sarıoğlan Belediyesi’ne ulaştırılmak üzere imza kampanyası başlattılar. 

   İmza kampanyası metninde “Kayseri ili Sarıoğlan ilçesi Burunören Mahallesine Kızılırmak üzerindeki iki adet kum ocağının yanına üçüncü bir kum ocağı daha yapılması çalışması başlamıştır. Kum ocakları 530 yıllık Şahruh Köprüsünü yıkılma tehlikesi ile baş başa bırakmış, ırmağın doğal akışını bozup yatağını değiştirmiş canlılara zarar vermiştir. Irmak yatağındaki endemik bitkilerin yok olmasına sebep olarak, göçmen kuşların konaklama alanlarını yok etmiştir. İş makinelerinin sesleri, kamyonların gürültüsü ve toz kirliliği çevreye zarar vermektedir. Tarım arazileri ırmağın sürekli yer değişmesi sonuncu erozyona ve tahribata uğramıştır. Kum ocaklarının çalışmaları durdurulmaz ise tarihi köprü yıkılacak, tarım arazileri geri dönüştürülemez tahribata uğrayacak, endemik bitkiler ve kuşların konaklama alanları yok olacaktır. Desteklerinizi bekliyoruz.” ifadelerine yer verildi. 

   “DOĞAYA ZARAR VEREN HER ŞEYE KARŞIYIZ”

   Burunören Köyüne yeniden açılmak istenen kum ocağına dur demek ve mevcut olan iki kum ocağının da kapatılması için köylülerin sesine kulak veren çok sayıda sanatçıda kampanyaya sosyal medya üzerinden desteklerini bildirdiler. Kampanyaya destek olmak için imza veren doğaya ve çevreye duyarlı yurttaşlar, “Doğanın düzeni bozuldukça, insanlık geleceğini kaybedecektir.” “Doğaya zarar veren her şeye karşıyız.” şeklindeki dayanışma mesajlarıyla kum ocaklarının kapatılması için mücadele eden dernek yetkililerinin yanlarında olduklarını ifade ettiler.

   Dernek Başkanı Mahmut Doğan ise köylerindeki kum ocaklarının kapatılarak ve yenilerinin yapılmaması gerektiğinin bilinmesi için 2020 yılının yaz aylarında Burunören Köyü’nde büyük bir etkinlik yaparak, seslerini yükselteceklerini belirtti.

Metin ÖZDEMİR



15 Aralık 2019 Pazar

ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ'NDEN ANTALYA’DA KONSER

ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ'NDEN ANTALYA’DA KONSER / Metin Özdemir

   Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezi tarafından Antalya’da dayanışma konseri düzenlenecek.

   14 Aralık 2019 Cumartesi akşamı saat 19:00’da Kepez Mimar Sinan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan konserde Gülcihan Koç, Caner Gülsüm ve Gürsel Kocaoğlu sahne alacaklar. 

   Alevi Kültür Derneklerine bağlı Antalya’da bulunan tüm şubelerin destek vereceği konsere Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir ve genel yönetim kurulu üyelerinin tümünün katılması bekleniyor.

   Alevi Kültür Dernekleri yöneticileri düzenleyecekleri dayanışma konserine Antalya’daki tüm canları davet ettiklerini belirttiler.

Metin ÖZDEMİR



28 Kasım 2019 Perşembe

HASRET GÜLTEKİN TÜRKÜLERLE ANILDI


HASRET GÜLTEKİN TÜRKÜLERLE ANILDI / Metin Özdemir

   2 Temmuz Madımak Katliamında yitirdiğimiz ozanlarımızdan Hasret Gültekin Antalya'da türküleriyle anıldı.

   23 Kasım Cumartesi akşamı saat 19:30'da başlayan "Hasret Gültekin Türküleri ve Ateşte Semaha Duranlar" programında Ahmed Arif'ten ve Yusuf Hayaloğlu'ndan şiirler okundu. Hasret Gültekin'in söylediği türküler hep bir ağızdan söylendiği etkinlikte "ateşe semaha duranlar" aşkına semahlar dönüldü.

   Kepez Belediyesi Erdem Beyazıt Kültür Merkezi'nde düzenlenen etkinlik Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkan Yardımcısı ve Kepez Şube Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz'ın açılış konuşmasıyla başladı. Erkana başlamak için rızalık alınmasının ardından çerağ uyarıldı. Şiirleri Recep Yıldız'ın okuduğu programda, sanatçı Canan Kavut türküleriyle güzel bir dinleti sundu.  Özde Canlar, Yola İkrar Verenler, Karatepe Köyü, Zeytinköy ve Antalya Alevi Gençlik Platformu semah erkanlarında zakir Fahrettin Aksünger sazıyla, sözüyle semah dönen canlara eşlik etti.

   Semah gülbengi ve çerağın sırlanmasından sonra Alevi Kültür Dernekleri Kepez Şube Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz etkinlikte emeği geçen canlara onurluk takdim etti. Yılmaz konuşmasında; programın hazırlanmasında emeği geçen tüm canlara teşekkür ettiğini belirtti. Programın Kültür Sanat Sorumlusu Fahrettin Aksünger; "Emeklerimiz yolumuza ışık olsun. Cümle canların Hak cemallerine aşk olsun. Aşk ile kalın..." diyerek katılımcılara hitap etti. Programın sonunda hatıra fotoğrafı çektirildi.

HASRET GÜLTEKİN TÜRKÜLERLE ANILDI / Metin Özdemir

HASRET GÜLTEKİN TÜRKÜLERLE ANILDI / Metin Özdemir

Metin ÖZDEMİR



23 Kasım 2019 Cumartesi

BİR GERÇEĞİN İZİNDEN


BİR GERÇEĞİN İZİNDEN / Metin Özdemir

BİR GERÇEĞİN İZİNDEN


   Her başlangıç bir umuttur.

   Umutla çıkılır yola... Önce umut etmeli, menzile varabilmek için. Yürekteki umudu hissettirmeli yola çıkanlara. Yola çıkanların umudunu, heyecanla hissetmeli yolun sonuna kadar. Bizi de bir heyecan sardı şu günlerde... Yürekteki umudu çoğalttı. Umudun adı Bir Yol oldu... Umarız yüreklerimizdeki bu umut tüm canların yüreğinde hak ettiği yeri bulur.

   Umut diyorum çünkü yaşadığımız dönemde bir çok zorlukla mücadele ediliyor. Böyle günlerde yola çıkmak, yüreklerde küllenen umudu bir kez daha yeşertmek demektir. Yola düşen canlarımıza yoldaş olmak, onların çabasına bir nebzede olsa destek olabilmek bizlerin elinde. Bizim ise gelecek aydınlık günlere umutla bakmak için yola düşen canlara omuz vermekten başka bir yolumuz yok.

   Bu ülkede Alevilerin, demokratların, muhaliflerin, kadınların, gençlerin sesini duyurabileceği sayılı araçlardan birisi olmak için yola çıkan gazetemize el birliğiyle sahip çıkmalıyız. Evdeki emeklinin, okuldaki öğrencinin, fabrikadaki işçinin, artık bizimde sesimiz duyulsun diyen gençlerin sorunlarını dile getirecek günlük bir gazetemiz var artık. Bundan sonra Bir Yol'u yaşatmak hepimizin derdi olmalı...

   Bizimde bu düzene karşı söyleyecek bir sözümüz var. Ezilenlerin, horlananların, susturulmak istenenlerin de söyleyecek sözleri var. Bir gerçeğin izinden giden canların söylediği umut dolu türküleri var. Güzel günler göreceklerine inanan insanların söyleyecek sözleri var. Bunun içinde sözümüze, sesimize kulak verecek, yanımızda olacak bizden olan, bize yer verecek olan bir gazetemiz var artık.

   Günümüzde 'bizim' dediğimiz televizyonlarımız, aylık dergilerimiz var. Aylık, haftalık olarak yayınlanan gazetelerimiz oldu. Şimdi ise her gün gidip suyumuzla, ekmeğimizle birlikte alabileceğimiz günlük gazetemiz var. Bizden olan haberleri çok nadiren görebileceğimiz bir yayıncılıktan, günlük yayın yapan 'bizden' olan bir gazeteye kavuşmuş olmak bunun kıymetini bilecek olanlar için büyük bir kazanımdır.

   Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin barış ve kardeşlik duygularıyla suladığı, Yunus Emre'nin sevgi tohumları ektiği bu topraklarda, Pir Sultan Abdal'ın, Kalender Çelebi'nin direnci de hep var olacaktır. Bizler inançları uğruna dar ağaçlarına giden, derisi yüzülen bir felsefenin ardılları olarak, doğruları söylemekten korkmayacağız. Bizler doğru bildiğimiz bir gerçeğin izinden her zaman gitmeye devam edeceğiz. Bir Yol bize şahitlik edecektir...

   Büyük ozan Yaşar Kemal, ölümsüz eseri İnce Memed'in de Alevileri şöyle tarif ediyor. "Kızılbaşlar korkmazlar. Yüce dağların kartallarına benzerler. Türkü söylerler ki çok yanık... El alemin parmakları ağızlarında kalır Kızılbaş türkülerini dinlerken..." Bizler asla korkmayacağız. Bu topraklarda türkülerimizi söylemeye, semahlarımız dönmeye davam edeceğiz.

   Bir Yol'un okuyucusu bol olsun.

   Sözümüzü erenlerin düsturuyla bitirelim. "Gönül kalsın, yol kalmasın..."

Metin ÖZDEMİR

https://biryol.com.tr/1604/metin-ozdemir-yazdi-bir-gercegin-izinden/


OZAN GARİP KAMİL ANTALYALILARLA BULUŞTU


OZAN GARİP KAMİL ANTALYALILARLA BULUŞTU / Metin Özdemir

OZAN GARİP KAMİL ANTALYALILARLA BULUŞTU


   Ozan Garip Kamil, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği'nin organizasyonuyla, Konyaaltı Cemevi Derneği'nin ev sahipliğinde "Gönülden Gören Ozan Garip Kamil" konserinde Antalya'lı müzikseverlerle buluştu. Konyaaltı Cemevi'nde gerçekleştirilen konsere çok sayıda davetli katıldı. 

   Zakir Süleyman Demir'in deyişleri ve türküleri ile başlayan etkinlikte gençlerde sazlarıyla, sözleriyle yer aldılar. Konserde Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Semah Ekibi 'de semahlarını döndüler. Etkinlikte sahne alan İlyas Şimşek'te, Çamşıhı türkülerini, ustaların deyişlerini ve Kulcan mahlasıyla yazdığı kendi eserlerini seslendirdi. Kulcan İlyas Şimşek, türküler söylemenin yanı sıra, toplumsal sorunlara ve cemevlerimize sahip çıkmamız gerektiğinin önemine değindi.

   Gazeteci-Yazar Ahmet Koçak'ın, Ozan Garip Kamil'in yaşamına dair bilgiler vermesinin ardından Garip Kamil sahneye davet edildi. Ahmet Koçak ve Kamil Tezerdi birlikte yaşadıkları anıları aktardılar. Ahmet Koçak; "Gören göremeyene, yürüyen yürüyemeyene destek olursa dünya daha güzel olur." diyerek sahneyi Garip Kamil'e bıraktı.

   Ozan Garip Kamil, usta malı eserleri ve kendine ait olan birbirinden güzel deyişlerini, türkülerini dinleyiciler için seslendirdi. Etkinliğin sonunda kendisine "Garip" mahlasını vermiş olan Hünkar Hacı Bektaş Veli evlatlarından Bektaş Ulusoy'a yazmış olduğu "Bektaş Dost" eserini Kulcan İlyas Şimşek, Süleyman Demir, Ahmet Koçak ile birlikte çalıp söylediler. Ozan Garip Kamil kendisini Antalyalılarla buluşturan, emek veren canlara teşekkür ettiğini belirtti.

   Antalya Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Gülçin Akça etkinliğin sonunda yaptığı konuşmasında, Ozan Garip Kamil'i Antalya'lılarla buluşturmaktan mutluluk duyduklarını belirtti. Konserin düzenlenmesi için emeği geçenlere ve etkinliğe katılanlara teşekkür etti. Konsere katılan dinleyiciler böyle bir konserin düzenlenmesinden ve Ozan Garip Kamil'i tanımış olmalarından duydukları memnuniyeti dile getirdiler.

OZAN GARİP KAMİL ANTALYALILARLA BULUŞTU / Metin Özdemir

Metin ÖZDEMİR

GÖNÜLDEN GÖREN OZAN: GARİP KAMİL



GÖNÜLDEN GÖREN OZAN: GARİP KAMİL / Metin Özdemir

GÖNÜLDEN GÖREN OZAN: GARİP KAMİL


   Antalya Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği öncülüğünde düzenlenecek olan Gönülden Gören Ozan Garip Konseri'nde Garip Kamil Tezerdi ile birlikte Kulcan İlyas Şimşek ve Zakir Süleyman Demir'de deyişlerini seslendirecekler. 15 Kasım Cuma günü saat 19:30'da, Konyaaltı Cemevinde gerçekleştirilecek olan ve Ahmet Koçak'ın sunumunu yapacağı konserde, Antalya Abdal Musa Kültür Derneği Semah Ekibi'de semahlarını dönecekler.

   Antalya Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Başkanı Gülçin Akça; Ozanlık geleneğinin temsilcilerinden Ozan Garip Kamil'i Antalya'daki dostlarla buluşturmaktan mutluluk duyduklarını ifade ederek; Antalya'da olabilecek tüm canları konserimize davet ediyoruz. dedi.


Metin ÖZDEMİR



KEPEZ'DE HASRET GÜLTEKİN TÜRKÜLERİ SÖYLENECEK


KEPEZ'DE HASRET GÜLTEKİN TÜRKÜLERİ SÖYLENECEK / Metin Özdemir

KEPEZ'DE HASRET GÜLTEKİN TÜRKÜLERİ SÖYLENECEK


   Alevi Kültür Dernekleri Kepez Şubesi tarafından Hasret Gültekin Türküleri ve Ateşte Semah Duranlar Etkinliği 23 Kasım 2019 Cumartesi günü saat 19:30'da Kepez Erdem Beyazıt Kültür Merkezi'nde düzenlenecek. Ücretsiz olarak gerçekleştirilecek olan etkinliği programın kültür ve sanat sorumlusu Fahrettin Aksünger yürütecek.

   Alevi Kültür Dernekleri Kepez Şubesi Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz; Programda Sivas Madımak Otelinde katledilen 33 canımızın anısına saygı erkanı yapılacaktır. Şiirler, nefesler ve semahlarla otuz üç canımızı anacağız. Erkanımıza herkesi bekliyoruz diye konuştu.

Metin ÖZDEMİR

KAYABELENLİLER: İÇME SUYUMUZU VERMEYECEĞİZ


KAYABELENLİLER: İÇME SUYUMUZU VERMEYECEĞİZ / Metin Özdemir

KAYABELENLİLER: İÇME SUYUMUZU VERMEYECEĞİZ


   Kayabelen Köyü Muhtarı Hamza Oğuz "Afyonkarahisar ili Şuhut ilçesinde pilot bölge uygulaması olarak yapılmak istenen köylere ait içme su kullanımı için paraların toplanması işi, tamiratların ve bakım onarım işlerinin Özel İdare Müdürlüğü tarafından yapılmak üzere Şuhut ilçesine bağlı bütün köylerin içme su gelirlerinin köy muhtarlıklarının elinden alınmak istendiğini ifade etti. Bu konuda Şuhut'un 36 köy muhtarıyla birlikte yaptığımız toplantıda hayır bizler sularımızı vermeyeceğiz diyerek tek yürek tek ses olarak karar aldık. Bu kararımız kesindir. Hem kendimizin hemde vatandaşlarımızın sonuna kadar gerek hukuki gerek kanuni yollardan hakkımızı arayacağız." şeklinde konuştu.

KAYABELENLİLER: İÇME SUYUMUZU VERMEYECEĞİZ / Metin Özdemir KAYABELENLİLER: İÇME SUYUMUZU VERMEYECEĞİZ / Metin Özdemir

   "Önümüzdeki günlerde köy muhtarları ve idare amirleriyle yapılacak olan toplantıda; Sayın Kaymakamımız, İl Genel Meclis Üyelerimiz ve Özel İdare Müdürlerimizle bu konuyu görüşüp bütün muhtarlar olarak tavrımızı ve kararımızı ortaya koyacağız. Muhtarlık olarak köylülerimizle birlikte bu mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Yapılacak olan toplantıdan sonra tekrar vatandaşlarımızı bilgilendireceğiz." diye konuşan Kayabelen Köyü Muhtarı Hamza Oğuz'a köylülerde de tam destek oldular.

KAYABELENLİLER: İÇME SUYUMUZU VERMEYECEĞİZ / Metin Özdemir

   Kayabelen Folklor Araştırma Derneği Başkanı Özgür Oğuz ise konuyla ilgili; "İçme suyu konusunda topyekün karşı durulması önemli ve köy halkı olarak yan yana bu duruş sergilenmelidir. Sosyal medya hesaplarından sürekli bu konudaki gelişmeleri bildirmeniz önemlidir. Özel İdare Müdürlüğü eliyle yapılmak istenen bu soyguna tüm köyler olarak karşı durmak gerekmektedir. Kararlı tutumundan dolayı ve köy çeşmelerine su verme çalışmalarından dolayı muhtarımız Hamza Oğuz nezdinde tüm köy heyetini tebrik ederim." diye konuştu. Köy Muhtarımız Hamza Oğuz'un sosyal medya hesabı üzerinden yapmış olduğu köylümüzü bilgilendirme metni bizlere şunu göstermektedir ki mücadele etmezsek tüm değerlerimiz elden gidecektir. İçme suyu ile ilgili Muhtarımız ve Köy heyetimizin yanındayız. Üzerimize düşeni dernek olarak yapacağız. diye konuştu. İlerleyen günlerde konuyla ilgili geniş çaplı bir açıklama yapacaklarını bildiren Özgür Oğuz; birlik ve beraberlik çağrısında bulundu.

   Kayabelen Köyü Şuhut'un en büyük köylerinden birisi konumunda olup 1999 yılında belde statüsü kazanarak belediye teşkilatı kurulan Kayabelen'de 2013 yılında belediye kanununun yürürlüğe girmesiyle belediyeleri kapatılan köylüler, muhtarlığımızın da yetkilerinin ve işlerinin elinden alınmasını istemiyoruz diye konuştular. Köy içme suyunun köylülerin ve belediyenin imkanlarıyla yapıldığını ve yaylalarından köye kadar su hattı döşenerek kendi imkanlarıyla getirdiklerini, bundan sonrada tüm işlerinin muhtarlık eliyle yapılmasını istediklerini ifade ettiler.

Metin ÖZDEMİR

KAYABELENLİLER: İÇME SUYUMUZU VERMEYECEĞİZ / Metin Özdemir

Bir Yol Gazetesi / 12 Kasım 2019 / Metin Özdemir